| Hoşgörünün Mayası Tutarken... |
|
|
| Hüseyin Gülerce, Zaman | |
| 08.01.1996 | |
|
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Çırağan Sarayı'nda düzenlediği "Hoşgörü Ödülleri Töreni" geniş yankı uyandırdı. Toplumun her kesiminden bilinen simaların bir araya geldiği törende yapılan kısa konuşmalarla Hoşgörü için atılan bu adimin ülkemiz için taşıdığı önemin üzerinde duruldu. Başka bir yerde bir arada görmeniz mümkün olmayan bu insanlar, Çırağan Sarayı'na hiçbir zorlama olmadan kendi arzu ve iradeleriyle gelmişlerdi.Bu tespit, her kesimdeki Hoşgörü beklentisinin ve isteğinin ne kadar güçlü olduğunu doğrular. Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin de altını çizdiği gibi, Hoşgörü bizim yamaçlarımızın gülü, çiçeğidir. Sevgiyle mayalanmış Hoşgörü çiçeklerinin yeniden bir defa daha bizim bağrımızda açması, iste onun için beklenen, özlenen tabii bir gelişmedir. Sevgisizlik ve menfaatler uğruna kan dökülen dünyamızda, sevgiyle mayalanan Hoşgörü bütün kilitlenmelerin de anahtarıdır. Biz inanıyoruz ki, kirlenen gönüller ancak Hoşgörü pınarlarıyla yıkanabilecektir. İfade ettiğimiz gibi Hoşgörü çiçekleri önce bu topraklarda, bizim ülkemizde açacaktır. Çırağan Sarayı'ndaki toplantı, bu ülkeye çok değil bir-iki yıldır çalınan Hoşgörü mayasının tuttuğunu göstermiştir. Kendisi için yasamaktan çok toplumu için yaşamayı seçenlerin görevi bundan böyle daha da artmıştır. Hiç kimseyi kendi inancından ve görüşlerinden vazgeçmeye zorlamadan bir araya gelmenin yollarını bulmalıyız. Çifte standardın, hoşgörünün mikrobu olduğunu; yaşanmayan, temsil edilmeyen bir hoşgörünün öncelikle onu savunanları mahkûm edeceğini unutmamalıyız. Hoşgörüyü savunmak; asla teslimiyetçilik, inançlardan taviz vermek, güçlünün yörüngesine girme yumuşaklığını göstermek değildir. Nemelâzımcılık da değildir. Lakâydilik de değildir. Tam tersine, Hoşgörü, insanimizin ve ülkemizin meselelerine sahip çıkmanın yolu, yordamıdır. Elbette yolsuzlukları, soygunları, inançlara yapılan saldırıları, hukuk dışı davranışları hoş göremeyiz. Birliğimizin, dirliğimizin, devletimizin sarsılması için yapılan bozgunculuklar karşısında susamayız. Ama söylemek istediğimiz sudur: Bugün bu ülkeye hava gibi, su gibi Hoşgörü iklimi lazımdır. Birbirimize hakaret etmeden, kırıcı olmadan, insana saygı duyarak medenî bir üslûbu savunmalıyız. Kendi değerler sistemine güveni ve inancı sağlam olanlar, hoşgörünün gerçek savunucularıdır. Hoşgörülü olmak onlar için ne bir taviz anlamı taşır, ne de verdikleri hizmeti sulandırmak... İnsanlara karşı hüsnü zan beslemek, merhametli ve affedici olmak, sabır göstermek, darılmamak, gönül koymamak bizim hasletlerimizdir. Hamlık yerine olgunluk göstermek, gurur yerine tevazu sahibi olabilmek, Hoşgörüyü savunanların erdemidir. Bugün yaşadığımız problemlerin hepsinin kaynağında insan vardır ve insanla ilgili bu kilitlenme yine insanla çözülecektir. Evet, biz bu ülkeye Hoşgörü adına çalınan mayanın tuttuğuna inanıyoruz. Kendilerini hoşgörüsüzlüğe mahkûm etmiş, insanlara sevgi yerine kinle bakan, kendi küçük dünyalarında öfke içen, öfke soluyanlar elbet kendilerine yakışanı yapacaklar, herkesin takdir ettiği bir törene tahammülsüzlük göstereceklerdir. Ama onların sayısı çok az ve Hoşgörü nağmelerinin gücü yanında sesleri çok cılız... Hoşgörülü güzel insanlarla, yarınlarımız daha da güzel olacaktır. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








