| Sakal |
|
|
| Zeynep Göğüş, Sabah | |
| 03.10.1996 | |
|
Dayımın kızı Hülya dün telefon etti ve bugünün ortamında yerine getirilmesi hayli zor olan bir talimat verdi. "İç açıcı bir konu yaz" dedi. Uzun süre kıvradıktan sonra zamanlarda okuduğum en eğlenceli haberin, Afganistan'da yönetimi ele geçiren Taliban'ların köşelere takma sakal mecburiyeti getirmeleri olduğunu hatırladım. Gerçi şu sıralar Afganistan'dan gelen haberlere bir miktar şüphe payı bırakarak yaklaşmalı, fakat yine de sakal konusunda yazılacak çok şey var. Önce Galatasaray Lisesi'nin ünlü müdürlerinden Sakallı Celal'i tarihe geçen sözüyle analım... Türkiye'yi, "Doğu'ya yol alan ancak içindekilerin Batı'ya koştuğu bir gemi"ye benzeten o değil miydi? Celal Bey'in hangi nedenle sakal bıraktığını bilmiyorum, ama sonuçta kesmesi de uzatması da bir "sembol"e dönüşmüştür sakalın. Sakalın geminin yönü üzerindeki etkisi ise ayrı mesele... Mustafa Kemal sakal bırakmayı yasaklamıştı. Dini sembollere bağlı olanlar onu bu yüzden pek sevmedilerse de, sonuçta uzun sakallıların da "papaz gibi sakal bıraktın" diye eleştirildiği bir ülkede yaşadığımızı unutmayalım. Zaten dünkü gazetede Fener Patriği ile Fethullah Gülen Hocaefendi'nin yan yana resmi çıktı. Patrik efendi sakallı, Hocaefendi'de sadece bıyık var... Sakal kadar sakalsızlık da bir sembol ise de ne sinek kaydı tıraş olmak insanı medeni yapmaya yeter, ne de sakal uzatmak erkeğin tankı katındaki değerini artırır. Taliban'ların insanları neden sakal bırakmayı zorladıklarını düşünürsek, öyle anlaşılıyor ki bu hareket için semboller çok önemli. Sakal, değişime olan dirençlerini ve tutuculuklarını simgeliyor. Köşeler dışında her yetişkin erkeğin yanaklarını ve çenesini kaplayan kıllar sakalsız Batı'ya karşı direncin simgesi. Gerçi Karl Marx da sakallıydı, Abraham Lincoln de... Ve tabii Hz. Muhammed de... Peygamberin ölümünden sonra sakalından koparılan küçük teller şişeler içine konup camilere dağıtıldı. Sakalı Şerif geleneğini, bu sakal tellerinin o devirde altın karşılığı satılması yüzünden bazı Araplar'ın bunu kazanç kapısı yapmasına bağlayanlar var. Zaten bugün camilerde saklanan Sakalı Şerif'lerin orijinal olup olmadığının kanıtı da yok... Bir ara bizde solcular sakal bıraktılar. Atilla İlhan, "Ben değiştim biliyorum hem sakal bıraktım" diye yazdı. Gün geldi, 12 Eylül'e direnişin sembolü oldu sakal; değerli hocamız Emre Kongar sakalını kesmemek için direndi ve bu yüzden Üniversite'den ayrıldı. Bana öyle geliyor ki sakalı yüceltmeye gerek olmadığı gibi sakalsızlığı da göklere çıkarmanın pek bir anlamı yok. Taliban'lar vakasında sakal tutuculuğu ve değişime direnci simgeliyor. Tersi de olabilirdi... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







