| Nerede Bizim Eğitim Modelimiz |
|
|
| Gülay Göktürk, Yeni Yüzyıl | |
| 04.11.1996 | |
|
Sonuç ne olursa olsun, bir cemaat, "yeni bir eğitim modeli" ve hattâ "yeni bir toplum modeli" yaratmak amacıyla kolları sıvıyor ve bu alanda sivil bir seferberlik başlatıyor. Cemaate mensup işadamları kesenin ağzını açıyor, gönüllü öğretmenler bilgisini ortaya koyuyor, cemaat organizasyonu yapıyor ve üç beş yılda ortaya koca bir eğitim imparatorluğu çıkıyor. İşte size, sivil toplum içinde güç kazanmaya çalışan gerçek bir sivil hareket... Bu hareketi başlatan cemaat, eğitim alanına el atmanın bir toplumun geleceğini şekillendirmek demek olduğunu biliyor. Eğer siz, bu hareketin toplum içinde güçlenmesinden rahatsız oluyorsanız, ne yapmanız gerekir? Sizin de aynı minderde güreşmeniz, farklı bir sivil toplum hareketi başlatmanız, sizin de özlediğiniz toplum modeline uygun bir eğitim modelini yaratmak için kolları sıvamanız gerekmez mi? İşte bu yapılmıyor Cemaat okullarının yaygınlaşması karşısında dudağı uçuklayanların tek yaptığı şey, sivil toplum içinde "büyüyen" bu "cemaat okulları tehlikesi"ne karşı, korkudan titreşe titreşe devletin milli eğitim politikasının yanında saf tutmak... Siz hem ülkenin geleceğinden endişe duyacaksınız, ama hem de o geleceği şekillendirmek için kolunuzu kıpırdatmayacak; sadece devletin yedeğinde durup devleti kışkırtacaksınız: Özel üniversiteyi yasakla, Tevhid-i Tedrisat'ı kaldırma, şunu kapat, bunu açma, berikini kısıtla, ona izin verme, buna izin verme... "Devlet yasaklasın" deyip duracağınıza; siz de, hem İslâmî kesiminkinden, hem de devletinkinden farklı bir eğitim modeli tasarlasanıza... Siz de kendi kaynaklarınızı yaratıp, kendi zenginlerinizi harekete geçirip, kendi sivil eğitim seferberliğinizi yaratsanıza... Bilgi çağının karşısında en hızlı çöken kurum okul oldu. Bütün dünya, sanayi toplumlarına göre örgütlenmiş ve artık çağdışı kalmış bu eğitim kurumlarından yükselen çatırtılarla sarsılıyor. Biz ise hâlâ, "yükselen İslâmî eğitim dalgasından" korunmak için çatırdayan bu kurumlara sarılıyoruz. O yüzden de bir türlü "cazibe merkezleri" yaratmıyoruz. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








