| Prizma |
|
|
| Hüseyin Gülerce, Zaman | |
| 27.10.1997 | |
|
Gazetemiz, fikir ve düşünce dünyamıza yeni bir hediye daha sunuyor. Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin son sohbetlerini içeren Prizma isimli eserini iki cilt halinde okuyucularımıza hediye ediyoruz. Fethullah Gülen Hocaefendi, "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır." inancıyla; ülkemizi ve bütün dünyayı, insanımızla ve bütün bir insanlıkla birlikte mamur etmeye, güzellikler ve iyiliklerle süslemeye hizmet eden bir ilim, düşünce, aksiyon ve gönül adamıdır. Tavsiye ettiği eğitim hizmetleri; dünyanın dört bir yanında kolejler ve üniversiteler eliyle gittiği her ülkeye aydınlık ve ümit götürmektedir. Bu kolejlerin öğrencileri "ailelerine ve ülkelerine hayırlı birer evlat" olarak yetişmenin yanında, ulusal ve uluslararası bilim yarışmalarında üst dereceleri paylaşmaktadır. Hocaefendi, ülkemizin içinden geçtiği gerilim ve kutuplaşma ortamında, hoşgörü ve diyaloğu savunarak hem toplumu hem de yöneticileri sağduyulu olmaya çağırmaktadır. Yarınlarımız adına kendilerini yalnız hissedenler, onun fikirlerini, görüşlerini öğrendikçe heyecanlanmakta, Türkiye'nin dünya ile entegre olma yolunda kendi dinamiklerimizin harekete geçtiğini görmenin ümit ve sevincini yaşamaktadır. Kendisiyle üç ay önce New York'ta görüşen ve Yeni Yüzyıl gazetesinde yayınlandıktan sonra kitap halinde neşredilen sohbetinde Nevval Sevindi Hanımefendi, Hocaefendi'yi en iyi anlayanlardan biri olarak kitabının önsözünde şunları yazıyordu: "Gündemimizi sürekli din, dinin günlük yaşamla ilişkisi tutarken; dinin bir dinamik olarak kültürel ve sosyal yaşamdaki yerini anlamamakta direnmek 'kökten tutucu' totaliter bir zihniyettir. "Batı kültürünün bugün tartıştığı 'mutlak akılcılığın' tartışılmaz kabulü, kendi değerlerine yabancılaşmış bir anlayışın hezeyanıdır. "Fethullah Gülen Hocaefendi bunu aydınlar açısından değerlendiriyor ve şöyle diyor: 'Asırlarca bayraklaştırıp, başımızda taşıdığımız bütün değerlerimizi bırakıp, bin yamalı bohçaya sancak diye selam durmak entelijansiya'mızın anlaşılması çok zor taraflarından biridir. Bütün eğrilerin doğru ve doğruların eğri gösterildiği çarpık bir cemiyette her hakikati bir hayal, bir üsture (efsane) görüyor ve kendini yüceltip millet yapan bütün değerlere, köhnemiş müesseseler nazarıyla bakıyordu. O halde yapılacak şey, özünden bu kadar uzaklaştırılmış ve düşünce dünyasında tüketilmiş bir nesle, yeniden hayal iksiri aşılamak ve onu ruh yüceliğine ulaştırmak olacaktır.' "Toplumun şaşkın bir ördek gibi dolaştığı ve başını nereye vuracağını bilmediği bir dönemde, düşünen insan olan Hocaefendi'nin neden ağladığını da kendi açıklayabilir: 'Şimdi sizler, ey bütün tarih boyunca ağlamayı unutmuşlar!.. Gamsızlar, dertsizler ve ağlanacak hallerine gülenler!.. Gelin; şu çıkmazın başında durup asırlık gamsızlığımıza bir son vererek beraber ağlayalım. Cehaletimize ağlayalım.. kaybettiğimiz şeylerden habersizliğimize ağlayalım..." Evet, Nevval Hanım'ın tespitleri böyleydi. Prizma, Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin ruhlara hayatın ve kainatın renklerini düşürdüğü bir eser olmanın yanında, her birimizin ruh prizmasından bütün kainatları geçirerek; dimağlarımıza, özellikle aydın ve aydınlık dimağlara efor yaptırarak, gerçek bir yenilenmeye kapı aralamaktadır. Mazhar olduğumuz her şeyi Allah'tan bilen, daima O'na şükretmeyi ve O'na yönelmeyi tavsiye eden Hocaefendi her defasında ilmin önemini işaretlemekte ve Prizma'da şöyle demektedir: "Bazı kimseler, dünyayı ilme göre idare etmenin, insanın makineleşmesi ve bir karınca topluluğu haline gelmesi gibi felaketler getireceğine inanırlar. Bu ka'tiyen doğru değildir. İlimsiz bir geçmiş olmadığı gibi, ilimsiz bir gelecek de tasavvur edilemez. Her şey netice itibariyle ilme bağlıdır.. ve ilim olmadan dünyanın insana vereceği hiçbir şey yoktur. "İlimsiz hiçbir yere varılmaz. Hususiyle de dünyadaki küreselleşme ilmin önemini daha da artırmaktadır. Durum böyle olunca, nasıl ki, bir dönemde Batılı sanayi inkılabı yaparken biz o meselenin gerisinde kalmanın faturasını çok pahalı ödedik ve ceremesini asırlar ve asırlar boyu çektik, hala da çekiyoruz. Teknoloji inkılabı karşısında geri kalmışlığın şokundan henüz kurtulmuş sayılmayız. Öyle de, şu anda dünyanın içinde bulunduğu seviyeye ulaşamaz ve bir kere daha gemiyi kaçıracak olursak, ihtimal, düşmanlarımız belimizi doğrultmamıza fırsat vermeyeceklerdir..." Siyasette kısır çekişmelere kilitlenen, asırlık problemlerini nasıl çözeceğini bilemeyen, fikir hürriyetini ve insan haklarını hala tartışan bir Türkiye'de, Hocaefendi'nin tuttuğu ışık sizin ruh prizmalarınızda da yeni heyecanlar ve ışıltılar oluşturacaktır. ZAMAN, Prizma ile kendine yakışan bir hediye verdiği, fikir ve düşünce dünyamıza bir hizmet daha sunduğu inancındadır. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







