| Uzlaşmak Bir Erdemdir |
|
|
| Rıza Zelyut, Akşam | |
| 26.12.1997 | |
|
Dün gece Hilton Oteli'nde bir araya gelen değişik kesimden insanlara bakarken, Türkiye'nin bir adım sonraki görkemli tablosunu izlediğim hissini duydum. Ve bu tabloda, sayın Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'in olmazsa olmaz portresinin belirgin rengini bir kez daha gördüm. Alevî kesimden gelen bir yazar olarak, Sünnî kesimin sağında yer aldığı ileri sürülen bir yaklaşımdan "Ulusal Uzlaşma Ödülü" almanın üzerime yüklediği yükü düşündüm. Bir gazeteci kardeşim, eskiden kalma ve yurtdışından ithal edilmiş olan "Sağ-Sol" kutuplaşmasına esir olmuş önyargılarıyla bir ara bana çıkışmak istedi: "Senin ne işin var burada? Bu soruya verdiğim cevap çok boyutluydu.
İslâm dinini, Refah Partisi ile özdeş sananlar, Fethullah Hoca'yı ve o insanların dünya ve din anlayışlarını da Refah'la özdeşleştiriyorlar. Bu yanlış değerlendirme yüzünden dinî duyarlığı yüksek her insanı Refah damgası ile damgalayıp, bir kenara itmeye kalkışıyorlar. Gerçeğin böyle olmadığını ancak, kendi korkularının esiri olmaktan kurtulanlar anlıyorlar. Fethullah Hoca ve onların bağlılarına baktığınızda insan eğitimine ne kadar önem verdiklerini görüyorsunuz. Yurt içinde açılan okullarından çok yurt dışında dünyanın dört bir yanında açtıkları okullar, benim için Türkiye adına yapılmış en büyük hizmetlerden birisidir. Yazın gezdiğim bu okulları görünce, devletimizin başaramadığını bu insanların başardığını görüp sevindim. Şimdi, bu okulların devlete devredilmesinden de söz ediliyor. Yurt içindekilere karışmam. Ama yurt dışındaki okulların kesinlikle bu insanların elinde kalması gerekiyor. Çünkü, devlet bu derece kaliteli ve millî heyecanla çalışan öğretmen ve personel bulamaz. O okullar, yurtdışındaki Türkiye'dir. Kontrol ettikten sonra eğitimden korkmayalım. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Benim yerim, uzlaşma neredeyse orasıdır.




