Ana Sayfa arrow Köşe Yazıları arrow 1997 Köşe Yazıları arrow Fethullah Gülen'in Gelişmelere Bakışı
Fethullah Gülen'in Gelişmelere Bakışı Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
M. Ali Birand, Sabah   
02.11.1997

Toplumun belli bir kesiminin en çok sözü dinlenen ve saygı duyulan isimlerinden biridir. Amerika'da uzunca bir süre tedavi gördükten sonra döndü.

Geçenlerde bir grubun içinde birlikte olduk.

Tabii söz, ister istemez, ülkenin içinde bulunduğu duruma geldi.

Fethullah Gülen, Refah yöneticilerinin önemli bir hoşgörü ve uzlaşı fırsatını kaçırdıkları için hayıflanıyor. Türkiye'de son yıllarda doğan barış havasının birden bire çatışmaya dönüşmesinin sakıncalarına dikkat çekiyor.

Bu bağlamda en fazla üstünde durduğu nokta da, toplum katmanlarını birleştirici bir işleve sahip bulunan dinin siyasete alet edilmesi. Din unsurunun bu şekilde kullanılmasının, ferdi günahların da ötesinde bir olumsuzluğa ve yanlış anlamalara yol açtığını vurguluyor. Dinin hoşgörü, diyalog ve insanlar arasında saygı meydana getirici rolünün ve kavgaları yok etme işlevinin göz ardı edilmemesi gerektiğini tekrarlıyor.

Refah yöneticilerinin, baştan beri ciddi, ilkeli ve tutarlı bir çizgi izleyemedikleri için takiye yaptıkları izlenimi verdiklerini belirtip, takiyyenin Sünniler için söz konusu olamayacağını hatırlatıyor.

Fethullah Gülen'e göre, Refah'ın aldığı oyların önemli bir bölümü "memnuniyetsizler, yani diğer partilerde beklediklerini bulamamış" olanlardan geliyor. Din unsurunun değil, asıl bu olgunun dikkatlerden kaçtığını söyledikten sonra da ekliyor: "Gayr-i memnunlar çok devletler yıkmışlardır ama, hiçbir zaman bir köy bile kuramamışlardır."

Radikal gurupların provokasyona açık olduğunu, imam Hatip okullarının siyaset malzemesi yapılmasının asıl bu okullara zarar verdiğini ve Refah'ın bu konularda açık bir tavır ortaya koyamadığını ifade ediyor ve Cuma namazlarındaki protestoları teşvikin yanlışlığına inanıyor.

Fethullah Gülen, bu şekilde, bazı abartma ve yanlış değerlendirmelerle birlikte, Türkiye'nin radikal dinci grupların eline geçecekmiş izleniminin yaygınlaştığını ve bunun dışarda da kaygılar uyandırdığını anlattı. Dini siyasallaştırmakla zihinlerde yanlış ve korkulan bir İslam imajının uyandırıldığına ve bunun İslamı karalamak isteyenlerin ekmeğine yağ sürdüğüne dikkat çeken Gülen, Türkiye'de uygulanan ve temsil edilen İslam'ın diğer ülkelerdekinden farkının gösterilmesinin önemine de inanıyor.

Uzun süren sohbetimizde ilgimi çeken bir diğer nokta da, Fethullah Gülen'in Patrikhane konusundaki yaklaşımı oldu. Fethullah Gülen, Patrikhanenin ekümenik olmasının bile gerçekten Türkiye için zararlı mı faydalı mı olacağının iyi değerlendirilmediğini belirtiyor. Türkiye'de oturan Patriğin, Ortodoks dünyasının lideri konumuna gelmesini engellemenin mi, yoksa ekümenik bir Patriği yanımıza çekebilmenin mi daha faydalı olacağı üzerinde ciddi ciddi durulması gerektiğini vurguluyor. Ancak, "bir zaman onlar bize ihanet etmişti" diyenleri ikna etmenin güçlülüğünü de biliyor.

Fethullah Gülen, toplumun en farklı ses çıkaran, kalıplaşmış yaklaşımların dışına çıkan, klişelerin ötesinde görüşleri olan ve giderek ağırlığını hissettiren bir insan..

Bizler de klişelere bağlı kaldığımız için, Gülen'in yıllardır tekrarladığı görüşlerini, yeni duymanın şaşkınlığı ile dinliyoruz.

Keşke asıl dinlemesi gereken bazıları biraz daha kulak kabartsalar da, hatalarından kurtulabilseler.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İnsanlık, cehalet ve küfrün vahşetleri içinde bocalayıp durduğu bir dönemde, o vahşî muhitte bir aydınlık tûfanı şeklinde belirip, bir hamlede dünyaları nura gark etme gibi, tarihin emsâlini gösteremediği en büyük inkılâp bir kere olmuş, o da Kur’ân’la gerçekleştirilmiştir. Şâhit olarak buna tarih yeter..!
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri