| Türkiye, AB Stratejisini Değiştirdi |
|
|
| M. Ali Birand, Sabah | |
| 15.09.1997 | |
|
Uzun süredir sıkıntılı ve sıkışık bir hava vardı. Türkiye'nin "hemen tam üyelik" izlenimi yaratan yaklaşımı, AB ülkeleri arasında gerginliği arttırıyordu. AB, Türkiye'yi çok büyük buluyordu. Bu genişleme aşamasında diğer ülkelerle birlikte belirli bir takvime bağlayamayacağını söylüyordu. Mesut Yılmaz, bu sıkışıklık karşısında, Türkiye'nin temel stratejisini değiştiriyor. Hedef aynı: Tam üyelik. Strateji farklı: Bizi belirli bir takvime bağlamayın. Buna karşılık, belirli gelişmeler gerçekleştikçe işleyecek bir tam üyelik mekanizması oluşturalım. Ankara'nın bugüne kadar ki politikası, "takvime bağlı ve diğer adaylara sağlanacak tüm mekanizmalara katılarak tam üyeliğe gitmekti". Şimdi yaklaşım değişiyor. Mesut Yılmaz "Gerçekçi olalım adamlar bugün gelip sizi hemen alıyoruz deseler, bizim oturup düşünmemiz gerekir. AB ülkelerinin haklı kuşkuları var. Bu kuşkuları gidermeden giremeyiz" dedi. Hatta daha da ileri gitti ve "Türkiye kapı önünde oturup ya alırsın ya alırsın, diye ağlayan çocuk olmayacak. Eğer benim kapımda böyle bir çocuk olsa, ben ciddiye almam" dedi. "Ben AB ülkelerine onlar gibi, (demokrasi, insan hakları, serbest piyasa) temel ilkeleri paylaşan ilk Müslüman ülke olduğumuz anlatacağım" diye devam etti. Yapılmak istenen nedir? Türkiye, önümüzdeki günlerde bir dizi öneri hazırlayacak. Bu öneriler, Türkiye'nin hangi koşulları yerine getirirse tam üye olacağını kapsayacak. Örneklemek gerekirse... İnsan haklarında atılacak adımlar yazılacak... Serbest dolaşım konusunda Almanlar'ın kaygılarını giderecek önlemler sıralanacak... Mesut Yılmaz bu konuda açık konuşuyor: "AB ülkelerinin ne dediklerini artık biliyoruz. Rahatsızlıklarını giderecek önerileri biz hazırlayacağız." Türkiye'nin yeni stratejisinin en önemli yanı Gümrük Birliği anlaşmasının genişletilmesi, AB ile ek işbirliği alanları yaratılması temeline oturtuluyor. Takvim yok. Tam üyelik, belirli ekonomik, siyasi ve sosyal gelişmelerin sonucuna bağlanıyor. Teknik deyimle Gümrük Birliği . Yani Gümrük Birliği'ne ek avantajlar sağlayarak genişletmek ve tam üyeliğe öyle gitmek. Hemen bugün değil, biraz daha zamana yayılan bir tam üyelik stratejisi. Ya bunu da kabul etmezlerse... Mesut Yılmaz "Biz eksikliklerimizin farkındayız. Ulusal bütünlüğümüzü riske atmadan, bu eksiklerimizi aşma kararındayız. Eğer buna da hayır derlerse, o zaman kültürel ve dinsel gerekçelerin doğru olduğu sonucuna varırım" dedi. Dışişleri'nde çalışma başlıyor. Öneri paketleri hazırlanacak. Aralık başına kadar 15 ülke nezdinde büyük bir diplomatik kampanya açılacak. Bunlar birer günlük iş gezileri olacak. Başbakan, İspanya, İtalya, Fransa'ya gidecek. Ecevit, İngiltere, Benelüks ve İskandinav ülkelerine gidecek. İsmail Cem ise tüm gezilere katılacak. Yılmaz, tüm gezilere Cindoruk'u da davet edeceğini, Deniz Baykal'dan destek istediğini ve CHP ile bu konuyu iç politika malzemesi yapmamak için görüş birliğine vardıklarını söyledi. Türkiye bu şekilde inisiyatifi eline almış oluyor. Hükümetin yaklaşımı bence de son derece doğru. Geriye, elde edilecek somut sonuçlar kalıyor. Bu da, Aralığa kadar anlaşılacak. "Bu konu benim için kapanmıştır" Başbakan Kazakistan'dan dönüş yolu üzerinde basınla sohbet ederken, önce Genelkurmay'daki Batı Çalışma Grubu ile ilgili soruları yanıtladı. Konuşma şekli, kullandığı kelimeler, asker ile arasında gerilim olmadığı izlenimi vermeye yönelikti. "Benim için bu konu kapanmıştır. Genelkurmay bana irtica konusunun artık görev değil, ilgi alanına indirdiğini söyledi ve ben de bunu kabul etme durumundayım" demekle yetindi. Bu konuyu polemik yapmak istemiyor. Kıbrıs'ta bugünkü gerçekleri kabul edelim. Yılmaz, Kıbrıs ve Yunanistan'la ilişkiler konusunda da politikalarını netleştirdi. - Kıbrıs'ta iki ayrı egemen devlet vardır. Bu gerçek kabul edilmelidir. Türk tarafı ancak böyle bir çözümle kendini güvenceye alabilir. Bunun aksi bir çözüm için ne AB, ne de ABD'nin baskısı işe yarar. - S-300'ler artık Türkiye'nin güvenliğini tehdit etmektedir. Bunu önlemek için ne gerekirse yapılır. - Rusya S-300 olayına ticari açıdan bakmamalıdır. Rusya bir dünya devletidir. Oradan kazanacağı 300 milyon dolardan çok bölgenin istikrarını düşünmelidir. Ve sonunda ekledi: "Blöf yaptığımızı sananlar çok yanılırlar." "İktidarı 2000 yılına kadar bırakma" Kazakistan gezisi heyecan içinde bitti. Türk heyeti çok memnun. Kazaklar daha da memnun. 1.5 yıllık soğukluk artık bitti. Soğukluğun nedeni de, Erbakan'ın D-8 projesi. Kazaklar ve Türkmenler, D-8'e alınmamalarından dolayı kırgınlık içindeydiler. Mesut Yılmaz'a bu hislerini de açıkça belirtmişler. Nitekim Nazarbayev konuşmalarında sürekli şekilde "yeni bir dönemden" söz etti. Türkiye'nin önüne açılan "Türk dünyası" artık laf istemiyor. Hareket, somut yatırım bekliyor. Türk iş adamlarının hâlâ önceliği var. Ancak finans gerekiyor. Türk iş dünyası bu fırsatı kaçırırsa, ilerde dizlerini döver, ancak iş işten geçmiş olur. Ahıska Türkleri Borç İstedi... Türk boylarının içinde en dertli olanı Ahıska Türkleri. Sayıları 300-400 bin civarında. Rusya ve çeşitli Türk Cumhuriyetlerine dağılmış durumdalar. 20 kişilik bir heyet Mesut Yılmaz'a acı acı dert yandı. Kimi ağladı, kimi ağıt yaktı, kimi şiir okudu. Tek istekleri, Türkiye'ye göç etmek. "Biz size yük olmayız. Ekmeğimizi taştan çıkarırız. Kredi şeklinde borç verin. Hem parayı hem de toprağı size geri ödeyelim" dediler. Gerçekten de ekmeğini taştan çıkarıyorlar. Özbekistan, Kazakistan, Ukrayna, Kırgızistan ve Rusya'da tüm kısıtlamalara rağmen ayakta kalmasını bilmişler. Mesut Yılmaz, 1992'den bu yana 187 Ahıska Türkü'nün resmen göç ettiğine, 9 bin de kaçak girdiğine değindi. Söz vermedi. Nasıl versin? Elinden geleni yapacağını söyledi. Ahıska Türkleri boyunları eğik ayrıldılar. 20 milyon dolarlık yeni yatırım.. Toplantılar sırasında bir de imza töreni vardı. Ram Dış Ticaret Genel Müdürü Hasan Bengü, 20 milyon dolarlık yatırım anlaşması imzaladı. Tam da Nazarbayev, büyük Türk şirketlerinin Kazakistan'a gelmemelerinden şikayet ettiği sırada imzalandı. Meğer Koç, yavaş yavaş buraya girme kararı almış. Yakında diğer büyükler de sıraya girecektir. İçki servisi Nazarbayev gezi süresince çok keyifliydi. Verdiği davette içki servisi yapılınca, Türk heyetine takılmadan edemedi: "Hadi artık Erbakan yok, içki içmekten korkmayın" deyi verince kahkahalar yükseldi. Aynı espriyi Antalya'da da yapmış... Fethullah Gülen'in 30 Okulu 1 Üniversitesi Var Son gün "Fethullah Hoca'nın üniversitesine gittik. Adı Süleyman Demirel Üniversitesi. 30 tane de okulu var. Türkçe, Rusça, İngilizce öğretim yapılıyor. Kazak gençlerinin Türkçe konuşmaları çok hoş. Tertemiz binalar, disiplinli bir çalışma göze çarpıyor. Kazak Milli Eğitim Bakanlığı'nın denetiminde. Türk devletinden yardım görmüyor. Ticari bir işletme gibi yaklaşıyorlar. Kâr amaçlı değil. Her öğrenci yılda 1400 dolar ödüyor, zarar ettiğinde, ülkede çalışan iş adamları sponsor olarak açığı kapatıyorlar. Neden, diye sorduğunuzda çok akıllı bir yanıt alıyorsunuz: "Burada ihtiyacımız olan elemanı da yetiştirmiş oluyoruz." Bu okullara kuşkuyla bakanlar içinde inceledim. Buralarda dinci yetiştirilmiyor. Amacı din değil. Din unsuru, herhangi bir laik okulda olması gerektiği kadar. Örneğin görevli bir subayın çocuğu da aynı okula gidiyor ve kendi deyimiyle çok memnun. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







