Prizma Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 13
Kötüİyi 
Ali Ünal, Zaman   
11.09.1997

Bir zaman, bir sohbet meclisinde, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 'Prizma' ismiyle çıkan kitaplarını yayına hazırlayan arkadaş şöyle bir soru sormuştu: "İmam-ı Gazali Hazretleri, her istediği zaman ağlayanın münafık olduğunu söylüyor. Bu konuda ne buyurursunuz?" Cevap, şöyle gelmişti: "Ağlamak, kalbin inceliğini gösterir. Kalbi katı insanlara bir şey anlatamazsınız. Kur'an-ı Kerim de, ağlamayı teşvik, ağlamayanları tehdit eder. Efendimiz de (sav), Kur'an okuyan birine, 'Hani bunun ağlaması?' buyurmuştur. Ben, insanlara bir şey anlatacak olsam, önce onların ağlamasını tercih ederim."

Aynı soru, iki hafta sonra bir başka arkadaş tarafından soruldu. Cevap, bu defa başka türlüydü: "Evet. Her istediği zaman ağlayan insan münafık olabilir. Ağlama, samimi olmalı. İçten gelmiyorsa, insan ağlamak için kendini zorlamamalı. Ağlayan da kaybetti, ağlamayan da."

Aynı soruya iki hafta arayla verilen bu cevapta, zahirde bir çelişki var gibi görünmektedir. Oysa, bu cevaplarda çok derin ve ne yazık ki, bugün derinliği ölçüsünde farkında olmadığımız bir gerçek yatmaktadır. Nedir bu gerçek?

Mutlak Gerçeklerin İzafi Yansımaları

Hadis kitaplarına baktığımızda aynı türden çok çeşitli hadiselere rastlayabiliriz. Mesela, çeşitli sahabiler tarafından taraf-ı Risaletpenahi'ye sorulan, "En hayırlı amel hangisidir?" sualine belki ondan fazla farklı cevap, O Risalet Güneşi'nin mübarek ağızlarından şeref-südur olmuştur. "İmandır. Hacc-ı mebrurdur. Anneye babaya iyiliktir. Cihaddır. Namazdır..."

Bu cevaplar arasında da, bir tenakuz değil, yine yukarıda ifade olunduğu gibi, o çok önemli gerçek yatmaktadır. Bu gerçek şudur:

Bu sorular, Efendimiz'e (sav) aynı gün, aynı kişi tarafından sorulmamıştır. Bunlar, farklı kişiler tarafından farklı zamanlarda sorulmuştur. İslam'ın, "La ilahe ill'Allah deyin kurtulun"la başlayan gerçekleşme ve tekemmül vetiresi 23 yıl sürmüştür. Bu sürenin ilk yılları imani gerçekler adına, insanlar vicdanlarında "evet" deyip, nefisleriyle başbaşa kaldıklarında Hak ve batıldan, cennet ve cehennemden yana tercihlerini yapacakları ölçüde 'afakta ve enfüste' serdedilen delillerle ve bu arada temel ahlaki prensiplerin vaz' ve tebliğiyle geçmiş, ancak Nübüvvet'in 11. yılında Mirac'da 5 vakit namaz emredilmiş, hatta namaz, kılınış şekli ve içindeki bazı hareketler açısından da tekemmül geçirmiştir. Mesela, akşam namazı dışındaki namazların farzları Mekke'de ikişer rekat kılınırken, Medine'de Efendimiz'in teşrisiyle bunlar dörde çıkarılmıştır. Bundandır ki, son iki rekatlarında Fatiha'dan sonra başka kıraatta bulunulmadığı gibi, bu rekatlarda Fatiha'nın okunması da mecburi değildir. Yine bundandır ki, mezhepler arasında namaz hareketlerinin teferruatında bazı ihtilaflar vardır. Oruç, zekat, hacc Medine'de emrolunmuş, içki, kumar, faiz.. Medine'de yasaklanmış, ahkam bütünüyle Medine'de inmiştir. İkinci olarak, bazı zaman ve şartlarda bazı ameller ön plana çıkar.

Bazı zaman cihat, bazen namaz, bazen hacc.. çok önemli olur. Bazen de, bir farz diğer farzı farziyetten düşürür. Mesela, düşmanla savaşa çıkıldığında oruç tutulmaz. Üçüncü olarak, bazı kişiler için bazı ameller daha bir önem kazanır. İmanda derinleşememiş ve imanı kendisini gerekli amele yöneltmeyen insan için iman çok önemlidir. Namazı gerekli şekilde kılmayan, bazen aksatan insan için, diğer amellerin faziletinden çok, namazın farziyeti önemlidir. Bazısı için de hacca gitmek veya cihada çıkmak, daha başkaları için anne-babasına iyilikte bulunmak sürekli olarak veya belli bir süre için ön plana çıkabilir. Ayrıca, derecesine göre, mesela bir kişi mekruhları işlediği için muaheze görür, bazısı zihninden bile günah geçirse yine muaheze görür. Bütün bunlar, dinin anlaşılması ve yaşanmasında, bilhassa tebliğinde son derece önemlidir. Bu önem, dinin bizzat kendi önemi derecesinde bir önemi haizdir. Çünkü, bu noktada yapılacak bir yanlış din adına büyük günaha girmeleri, hatalara ve yapılan bütün hizmetlerin akim kalmasına sebep olabilir.

Prizma

İşte, gerek yukarıda ağlamakla ilgili sorulan soruya verilen cevapta, gerekse Efendimiz'in (sav) en hayırlı amelle ilgili beyanlarında ve daha başka benzer hadis-i şeriflerinde bu çok önemli gerçek yatmaktadır. Ağlamayan ve kalbinde katılık bulunan insanların bulunduğu bir Meclis'te veya vazifesi insanların kalbini yumuşatıp, onları gerekli İslami tohumları almaya müsait birer tarla haline getirmek veya insanları irşad etmek olanlara, ağlamanın mutlak faziletinden bahsedilir. Buna karşılık, ağlamayı görünme vesilesi yapanların bulunduğu bir mecliste ise, zorla ağlamanın münafıklık alameti olduğundan bahsetmek, gerçeğin ve yapılması gerekenin ta kendisidir.

Bütün bunlar gösteriyor ki, hayatımızda, Üstad Bediüzzaman Hazretleri'nin de ifade buyurdukları gibi, izafi doğrular mutlak doğrulardan çok daha fazladır. Ayrıca, mutlak doğrular, izafi gerçekler diyarı olan bizim dünyamıza indiğinde, suyun kabın şeklini ve rengini alması gibi, farklı renk, ton ve şekillerde tezahür eder. Dinin gerçekleri de aynıdır. Fakat ne yazık ki, en hassas, üzerinde en çok durulması gereken, vahiy destekli peygamberler tarafından temsil edilmiş bulunan ve sadece okuma değil, derin bilgi, muhakeme, kalb duruluğu, bizzat yaşayıp tecrübe etme gerektiren bir konu olduğu halde, bilhassa ülkemizde, Kur'an'ı yüzünden bile okuyamayanından tutun, Arapça bilmeyene, hiçbir usul ilmi almamış olana.. kadar herkes; ama herkes, siyasisi, askeri, bakkalı, gazetecisi, yazarı-çizeri, çiftçisi, hamalı, profesörü, mühendisi, doktoru.. ile herkes din konusunda çok rahat konuşup, amiyane tabirle, ahkam kesmekte ve bu hususta kendini ispatlamış, ömrü dinin içinde ve tahsille geçmiş insanları rahatça tenkit konusu yapabilmektedir. Oysa, dinin bütün doğruları ile, zaman, şartlar ve kişiler muvacehesinde aktarılması, onu zaman, şartlar ve kişiler kabına koymasını bilen 'prizma' zihin ve kalplere ihtiyaç vardır.

Evet, Fethullah Gülen Hocaefendi, böyle bir prizmadır ve onun şu anda iki cildi çıkan 'Prizma' adlı eseri de, O Prizma şahsiyetin ışık tayflarından birini temsil etmektedir.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İyi bir idareci ve siyasî için şu hususlar çok önemlidir: Hak düşüncesi, hukukun üstünlüğü, vazife şuuru, kaba ve ağır işlerde sorumluluk anlayışı, ince ve nazik işlerde de maharet ve ehliyet.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri