| Türkiye'nin Övüncü |
|
|
| Fehmi Koru, Zaman | |
| 09.09.1997 | |
|
Kısa süre önce ölen 'Mother Teresa' (Teresa Ana), Hindistan'ın Kalküta kentinde misyonerlik faaliyetlerinde bulunan bir rahibeydi. 20. yüzyılın ikinci yarısında yaldızı dökülen Katolik Kilisesi, onun fakir fukaraya yaptığı hizmetleri, akıllı bir kampanyayla dünyanın ilgisine sunduktan sonra, beyaz üzerine mavi çizgili sarili 'Teresa Ana' bütün dünyanın tanıdığı 'uluslararası bir sima' haline dönüştü. Nobel barış ödülü, 1979 yılında, "İnsanlığa yaptığı hizmetlerden ötürü" ona verildi. Vatikan, kendi 'imaj' mekanizmasının parlattığı sıradan bir rahibeye, ölümünden sonra, 'azize' statüsü kazandırma hazırlığında. Rahibe Teresa'nın Hindistan gibi fakir bir ülkede yaptığı hizmetleri küçümsediğimiz sanılmasın. Tersine, Avrupa'nın bir ucunda (Arnavutluk) doğmuş bir kadının, fakirliğin diz boyu olduğu, hastalıklarla becelleşen bir ülkenin (Hindistan) insanlarına yardım elini uzatması takdire şayan bir davranış elbette. Kilisenin imaj parlatımında oynadığı rolü, Teresa'nın eli kanlı diktatörlerden bile para yardımı geldiğinde geri çevirmemesini kıyasıya eleştirenlere biz katılmıyoruz. Ancak, bizim anlamadığımız, Teresa'nın Hindistan'da gerçekleştirdiği fakirlere aş, hastalara ilaç sağlamakla sınırlı hizmetlerin çok daha kapsamlısını ülkemiz merkezli bir gönüllü hareket olarak başlatan Fethullah Gülen Hocaefendi'nin çabalarının haksız hücumlara maruz bırakılması. Haftalık bir dergi, son sayısında, 'tehlike'ye dikkat çekmek için, Hocaefendi'nin yönlendirmesiyle çeşitli ülkelerde faaliyete geçmiş okulların listesini yayımladı. 200'e yakın okulun yer aldığı listede, Türk veya Müslüman özellikli Azerbaycan'dan Tacikistan'a uzanan Orta Asya coğrafyasındaki ülkeler yanında, Türk veya İslam unsurların söz konusu olmadığı Macaristan, Rusya, Çin, Tayvan gibi ülkeler de bulunuyor. Bu arada, Fas, Sudan, Endonezya ve Güney Afrika'da da okul hizmetleri verildiğini öğreniyoruz. Katolik Kilisesi'nin, Batı ülkelerinin ve çeşitli gönüllü kurumların da desteğini alarak oluşturduğu 'Teresa Ana Efsanesi' ile karşılaştırıldığında, mukayeseye direnen müthiş başarılı bir hizmet örneği sunuyor Fethullah Hocaefendi. Bunu Vatikan gibi zengin ve örgütlü bir din kurumu adına değil, Türkiye merkezli bir fedakarlık hizmet halkası biçiminde gerçekleştirmesi çok önemli. Teresa Ana'nın kişiliğinde sergilediği mahviyet, çileye katlanma, kimseden bir şey beklememe felsefesinin çok daha derinini kişiliklerinde yaşayan genç-yaşlı bizim insanlarımız, binlercesi, dünyanın her tarafına yayılmış durumda. Eğitim kurumlarının, hizmet verdikleri ülkelerde, Türkiye'den ulaşan olumsuz etkilere rağmen, büyük bir hüsn-ü kabul görmeleri dikkat çekici. Sayıların her yıl artmasının açığa vurduğu gerçek şu: Hizmet sunulan kişiler ve devletler, hizmet-eri insanlarımızdan daha fazlasını talep ediyorlar… Türkiye'den dünyanın dört bir yanına ulaşan eğitim faaliyetleri, bir başka ülkeden neş'et etse veya hizmetleri yönlendiren Fethullah Gülen Hocaefendi bir başka ülkenin insanı olsa, inanıyoruz ki, bu örnek ayakta alkışlanırdı. Bir rahibeden 'Teresa Ana Efsanesi' çıkartan Batı Dünyası, Hocaefendi etrafında halkalanan gönül-erlerini birer 'fedakarlık abidesi' haline dönüştürürdü. Bizde ise, bazı çevreler, olanı yok etme, iyiyi kötü gösterme kara niyeti besliyorlar. Garip bir ülkeyiz. 21. yüzyıla girerken, ülkemiz, yüz ağartacak bir konumda değil; dünyaya 'örnek' olarak sunabileceğimiz bir üstünlüğümüz yok. 'İleri' olmak için aranan özelliklerde epey gerilerde kalıyoruz. Dünyaya sunabileceğimiz belki de tek 'üstün hizmet anlayışı' örneği olan yeryüzünün dört bir köşesine yayılmış 'bizim' okullarımızı da, ayıbımızmış gibi, gözlerden saklamaya çalışıyoruz. Kalküta insanına ömür boyu hizmet sunan Nobel ödüllü Teresa Ana'nın ölümü, Bakü'dan Kunming'e, Moskova'dan Hartum'a uzanan coğrafyada kalıcı eserlerin banilerinin haklarının da teslim edilmesi gerektiğini güçlü bir biçimde hatırlatıyor. Kimse hatırlatmıyor, bari biz önce davranalım: Türkiye bir gün 'Nobel ödülü' kazanacaksa, bu fırsatı ona sağlayacak "İnsanlığa yapılan hizmet" olarak anılmaya değer tek örnek, dünyanın her tarafına uzanan eğitim hizmetleridir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







