Ve Gönüller Rikkatle Çarparken Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
01.02.1996
Ve Gönüller Rikkatle ÇarparkenBu mübarek günler ve geceler, her şeye ve herkese kendi rengini, kendi tadını ve kendi şivesini katar; kucakladığı her şeyi yumuşatır, hülyâlaştırır ve tasavvurlarımızı aşan derinliklere ulaştırır. Çarşı-pazar, ev-ma'bed, okul-kışla hemen her yerde sezilen derin bir büyü, müminlerin simâlarında parıldayan uhrevilik, bakışlarından süzülen ilâhilik.. ve bilhassa gece saatlerinde gözlerimizin içine gülen rengârenk ışıklar, bize hep bir başka buudda yaşıyor olmanın nağmelerini fısıldarlar. Evlerinde, iş yerlerinde, mabetlerde gördüğümüz, karşılaştığımız her simâ, hep bir vuslat yolculuğu yaşıyor gibi, yer yer aşk u melâlle, zaman zaman da ümit ve beklentilerle dalgalanır ve bir duygu çağlayanı haline gelerek sonsuza akar.

Hele, gönüllerimizde ibadet ü taat coşkusu arttıkça, her şeyi daha farklı duyma ve yaşama kabiliyetimiz de âdeta köpürür ve bizi kendi ummanı içine çeker. Böyle anlarda, cismânî râbıtalarımız bütün bütün zayıflar, rûhlarımız gündelik alâkalardan kurtulur ve kendimizi, topyekün varlığı rasat edeceğimiz bir noktaya yükselmiş sanırız. Artık, ovaları-obaları, dağları-bayırları, içinde neş'et ettiğimiz evleri, ikliminde âhirete hazırlandığımız ibadethaneleri; hâsılı canlı-cansız her şeyi O'nun ellerinden akıp gelmiş güzellikler olarak kucaklar, sever, oksijen gibi ciğerlerimize çeker ve oh ederiz.

Her zaman bir ışık tufanı gibi doğan bu nurlu gün ve gecelerde, müminlerin oturuş-kalkış ve umûmi edâlarında büyüleyen bir iman, bir marifet, bir aşk ve bir ledünnîlik tüllenir.. iman, marifet ve aşkla beslenen rûhânî hazlar, bütün maddi zevklerin ve lezzetlerin önüne çıkar.. ve herkes kendi irfan eksenine göre bir mukaddes ufka doğru yol almaya başlar.. ve bu yolda, her gün katettiği merhalenin sonunda küçük bir vuslata ulaşır ve bu mübarek seferini âdeta taçlandırır. Ruhlarını, her gün böyle bir vuslat ve bütün bu vuslatların çağrıştırdığı büyük visâlin hülyâlarıyla besleyerek duygularına akan güzelliklerden, ibadetlerin bağrında tomurcuklaşan ümitlerden, bütün inanmış gözlerde ve gönüllerde çağlayan mânâlardan elde ettikleri hazlarla ledünnî bir sessizliğe gömülür, kendilerini ötedeki buluşmanın rüyalarına salar ve füsûnlu bir ırmak içinde yüzüyor gibi zamanüstülüğe açıldıklarını sanırlar.

Artık ruhların aradığı haz denizine ermiş bu talihliler, her an gönül gözlerinde ayrı bir büyü ile tüllenen ledünnî güzellikleri ve Sevgilinin bakışlarında açılan çiçekleri, O'nun cemâlinden akseden ışık hüzmeleri gibi duyarlar.. duyar ve âdeta kendilerini çeşit çeşit meyvelerle, güllerle, çiçeklerle üfül üfül esen bir bahçede bulur ve kopardıkları meyvelerin, güllerin, çiçeklerin üzerinde, bir ömür boyu eşiğine baş koydukları Zât'ın istikbâlinin, ikrâmının sıcaklığıyla kendilerinden geçerler. Hattâ burada ulaşamadıkları bazı nimetlerin, değişik bir buudda vaat esintileri ve mükâfat dalga boyuyla akıp geldiğini seziyor gibi ve duygu dünyalarında Rahmeti Sonsuz'un o derin ve ezelî şefkâtiyle kucaklaştıklarını hissederler. Bu ruh hâletiyle, hayatı daha değişik duyar, daha içten sever, çevrelerinde O'nunla irtibatlandırabildikleri her şeyi rikkatle kucaklar, sevgiyle okşar ve tıpkı bir gül gibi koklarlar.

Kadınlar-erkekler, gençler-ihtiyarlar, bilenler-bilmeyenler, düz insanlar-bilgeler bu aydınlık gün ve gecelerde zariflerden zarif halleri ve incelerden ince tavırlarıyla masallarda olduğundan daha parlak bir şekilde bu mübarek zamanın mânevî güzelliklerine bürünür, inanmış olma mehâbetini bir peçe gibi yüzlerine asar, gözlerini ötelerin ışıklarıyla açar-kapar, gezdikleri her yere kendi koku ve boyalarını çalar, duygularının derinliklerinde âdeta uhrevileşir ve birer melek kesilirler. İnsan onların çehrelerinde, minarelerdeki mahyaları, sokaklardaki kandilleri, sanki onların süzülmüş bakışları, saçılmış incileri, dağılmış duyguları sanır; sanır ve onları, hayalinde rûhânileri resmettiği gibi görür.

Evet, iman, aşk, arzu ve hülyâların; ümit lezzet ve vuslatların dalgalandığı bu temiz simalar, müştak, hayran, mutlu ve sessizdirler ama, ruhlarındaki mânâları duyuran tavırları, davranışları, bakışları her zaman çevrelerine, insanda lâhûtîliğin erişilmez bir buudu gibi tecelli eder ve sezip anlayanları âdeta büyüler.

Bazılarımız bu aydınlık mevsimde, her zamanki dar mantıklarımızdan sıyrılarak, bir kudsî âleme davet edilmiş gibi kendimizi sevinç, coşku, heyecan ve ağlamaya salarız.. bazılarımız yıldızlar arasında, ayla-güneşle atbaşı, bir seyahate çıktığımızı tahayyül eder ve soluklarımızın meleklerin soluklarına karıştığı zehâbına kapılırız. Öyle ki, gönüllerimiz olabildiğince yumuşar, gözlerimiz yaşarır ve içimizde çok defa mevcudiyetlerini hissettiğimiz kördüğümler gevşer ve nefsin ukdeleri çözülür, derken gözyaşlarımız rûhumuzun derinliklerine sinmiş bütün problemleri önüne katar, sürükler ve vicdanlarımız oh elhamdulillâh der.

Herkes, kendi gönlünü dolduran mânânın enginliği ölçüsünde, o ana kadar, cismâniyetinin baskılarından ötürü görmeye muvaffak olamadığı bir kısım derinlikleri hissetmeye başlar; gençler güç, kuvvet ve zindeliklerinin hakkını verme duygusuyla şahlanır.. orta yaşlılar tecrübe ve bilginin ruhlarında hasıl ettiği temkine göre daha rantabl olmaya çalışır.. ihtiyarlar, ebediyete, ebedi saadete ve ruhların uçuştuğu âlemlere hazırlanma duygusuyla coşar.. ve herkes kalbinin gözlerini açar, sanki o âna kadar tam duyup hissedemediği kendi kaderini duyar, kendi talihiyle sevinir veya kederlenir ve kendi istikbaline yönelir; gözleri, içinde bulunduğu zamanın vaadettikleriyle güler ve yüzü buğu buğu mânâlarla derinleşir. Cami ve minarelerde yükselen şeâiri ilan sesleri bu umûmi ahvâle ayrı bir tad, ayrı bir zenginlik katar.. öyle ki artık esen rüzgardan yağan yağmura kadar her şey O'nun kokusuyla yüzlerimizi yalar geçer ve gönüllerimize ölümsüzlük iksiri gibi siner. Hele seher yeli! Hele seher yeli! O, sonsuzluktan bir nefes gibi kendini hissettirir.. O'ndan bir haber ve bir lütuf gibi yüreklerimizi hoplatır; hoplatır, zira ona böylesine yöneldiğimiz bu büyülü dakikalar, iman, aşk ve ümitlerimiz sayesinde, ebediyet gerçeğinin usâreleri gibi gelir, gönüllerimize boşalır ve ruhumuzun derinliklerinde tûbâ-i cennet tomurcuklarını meyveye uyarır ve bizi hep kalbimizdeki cennetlerin yamaçlarında dolaştırır.

Allah her zaman güzel ve lütufkârdır; ama biz, belli zaman dilimlerinde bu mânâyı daha bir derince hissederiz. Evet, ruhlarımızın bahar faslı sayılan bazı mevsimlerde O, kalbimizin bütün heyecanını kendine çeker.. güzelliğini, câzibesini mukavemet edilemez bir seviyede hissettirir.. ve bizi her an ayrı bir lütufla yeniden bir kere daha ihyâ eder. Ben, bu mübarek gönüllerde, bu yolla duyulan zevk ölçüsünde başka bir zevkin bulunacağına ihtimal vermiyorum.. vermiyorum, zira bu rûhâni zevk, insandaki ilâhi aşk ve alâka ile, Rahmeti Sonsuz'un ihsan dalga boyundaki teveccühlerinden kaynaklanmaktadır. İnsanın aşk ve alâkasının yürekten ve ebedi olması ölçüsünde, O'nun teveccüh ve ihsanları da sınırsız ve nâmütenâhidir.

Sızıntı, Şubat 1996, Cilt 18, Sayı 205

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
ydujyku  - ADFGFJKJKJ   |2007-10-06 10:57:11
ASDFGHJKLŞ
ADEM DUMLUPINAR  - ALLAH RAZI OLSUN HOCAM   |2007-10-05 21:23:58
hocam sizden ALLAH razı olsun günümüz insanları ne kadar şanslı niye diyecek olursanız siz gibi bir alim yaşıyor hocam sizin bir kac
kitabınızı okudum ve kitaplarınızdan bir cok şey anladım ama bir tanesi daha fazla dikatimi cekti cihat bu savaş anlamında değil ama bu iman
kurtarmak anlamında siz gibi ilim fen bilim din admlarına ülkemizin ve diğer ülkelerin ihtiyacı var dı siz yetiştirme yolunda adımlar
atınız sizden ALLAH razı olsun sağlınız...
ünzile  - allah razı olsun   |2007-10-02 16:55:14
hocam bize bu güzelsohbeti sunduğunuz için allah ebeden daimen sizden razı olsun
irem tuykun  - teşekkür   |2007-10-01 09:56:55
hocam allah sizden razı olsun.birsürü kitap yazmışsızsınız,her konuda insanları aydınlatıyorsunuz.dergilerde yayınlanan yazılarınız da
öyle.ne diyeyim işte allah sizin gibi mübarek insanları başımızdan eksik etmesin.sizi de cennetinde peygamber efendimiz muhammed
mustafa(s.a.v.)ya komşu eylesin.selametle...
hakan çakır  - huzur   |2007-09-28 17:52:27
neden insanların akıllarına tekneloji ile yıkıyorlar.neden taze ak beyinleri karalara bürüyorlar.neden yalanlar dogruları kapatıyor.hocam
bazı nurlar vardır çok nadir.
yunus  - teşekkür   |2007-09-28 17:27:02
teşekkür her aldıgı nefese rabbim onu bizim memleketimizde yarattıgıiçin binlerce şükürgönül insanına borçluyuz hoşgörüyü
MUSTAFA YAĞIZ   |2007-09-28 07:22:40
muhterem büyüğüm sizin dualarınıza ihtiyacım var.yapmış olduğunuz dünya atmosferindeki hizmetlerinize hayranlık ile bakıyorum ALLAH C.C
sağlıklı uzun ömürler versin.
zehra elif  - rabbimin güzellikler   |2007-09-27 11:34:22
öncelikle fetullah gülen hocamızdan allah razı olsun bizleri aydınlattığı için ona çok teşekkür ederim rabbim cümlemizin dularını kabul
etsin ...........
kübra yağız  - yaratanın güzellikleri   |2007-09-23 17:02:31
ilk öncelikle ALLAH hakkında bilmediğimiz bir çok güzellikleri sunan fettullah GÜLEN hocamıza çok teşekkür ederim.Bende fettullah hocamızı
daha yeni tanıdım.Ayrıca bildiklerini bizlere sunduğu için de teşekkür ederim.Bunun gibi ALLAH hakkında bilmediğimiz bir çok güzellikleri
yine fettullah hocamızdan okumak isterim.ALLAH beni ve benim gibi dua eden bir çok insanın dualarını kabul eder inşallah.Ve fettullah hocamızı
televizyonda bir program yapara...
ismail  - ASALET   |2007-09-05 08:18:12
HOCAMIZDAN ALLAH RAZI OLSUN BU FIRSATLARI SUNDUGU İCİN

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 24.09.2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâzi, hayattan alınmış misâl ve ibret levhalarıyla dolu bir okuldur. Bu okulu, verdikleri ve kazandırdıklarıyla çok iyi tanıyıp değerlendirebilenler, geleceğe de başarıyla hükmedebileceklerdir. Zira bugün dünün aynı, dün de öbür günün.. değişen, sadece renklerdir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri