| İftarda Düşündüklerimiz |
|
|
| Rıza Zelyut, Akşam | |
| 29.01.1997 | |
|
Pazartesi akşamı Hilton Oteli'nde verilen bir iftara çağrılı idik. Yemeği veren, Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı idi. Bu vakıf Türkiye'de diyalog ve hoşgörü ortamının canlandırılmasında olağanüstü katkıları ile son yıllarda dikkat çekiyordu. Manevî başkanlığını Fethullah Gülen Hocaefendi'nin yaptığı bu kuruluşun bizi birçok etkinliğine çağırmış olmasına karşın şimdiye kadar icabet edememiştik. O akşam, Hilton'da beklediğim güzel, sıcak, samimi bir hava buldum. Dinsel motiflere önem veren bir anlayışın oluşturduğu bu vakıf, bende hiç yabancılık hissi uyandırmayan bir mekânın sunucusu olarak karşıma çıktı. Ve İslâm toplumu için "İşte böyle olmalıyız" dedirten bir yumuşaklık, çağdaşlık sundu bize. Vakıf başkanı Latif Erdoğan'ın çok kısa konuşmasında söylediği bir iki cümle beni sarstı. Şu anlama gelecek biçimde konuştu Sayın Erdoğan: "Biz, İslâm dinini tanımayan ve İslâmiyet'e düşmanlık edenlerin tutumunu normal karşılıyoruz. Asıl üzerinde durmamız gereken, bu dini tanıdığını söyleyenlerin, onu tanınmaz hâle getirmesidir." İftara kısa bir süre kala varabildim salona. Cem Vakfı'nın Genel Müdürü Hüseyin Dede'nin de orada olduğunu görünce, bulunduğum masadan izin isteyip onun yanına geçtim. Biraz sonra Prof. İzzettin Doğan'ın da iftar yemeğinde olduğunu gördüm. Alevi kesimin bu iftar yemeğinde unutulmaması dikkat çekiciydi. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







