1997 Temiz Yayıncılık Yılı Olsun Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
İdris Gürsoy, Zaman   
17.01.1997

Gazeteci olarak, mesleğim adına işlenen cinayetleri gördükçe üzülüyor, tarifsiz acılar içinde kıvranıyorum. Masum insanların karalanması, toplumdaki saygın şahsiyetlerin adlarının kirli islere karıştırılmak istenmesi ve bunu yaparken de her türlü ahlak, gazetecilik kurallarının çiğnenmesi mideleri bulandırıyor.

İletişim fakültelerinde, gazeteci adaylarının önüne ulusal gazeteler örnek olarak konurdu. Mizanpajından, haber üsluplarına kadar tetkik eder, kendimize dersler çıkarırdık...Haber yazarken objektif olmak, olaylara tarafsız yaklaşmak önemliydi. Bir ihbar ya da duyumun haber değeri kazanabilmesi için birkaç kaynaktan teyit edilmesi ve haber unsurlarının tam olması gerekirdi. Haberde yorum olmazdı. İddia varsa, delil de bulunmalıydı. Ayrıca karsı görüşe cevap hakki verilmeliydi. Bilgi belge toplarken de en fazla "dezenformasyona" dikkat etmemiz istenirdi. Bunun için eldeki belgelerin mümkün olduğunca çok yönlü, birden fazla kaynak tarafından doğrulatılması gerekirdi. Eksik, şüpheli veya kaynağı belirsiz olan bilgiler dikkate alınmazdı.

Batı'daki gazetelerde bazı gelenekler oturmuştu. Hocalarımız derslerde bizim gazetelerden çok yabancı gazeteleri örnek gösterirlerdi. Mesela; USA Today gazetesinin, yalan ve uydurma haberlerin önüne geçebilmek için bütün anonim, adi verilmeyen kaynakları yasaklayan kesin bir prensibi vardı. Bu ilke gazeteye kaynaklar ve okuyucular konusunda sonsuz güven kazandırmıştı..

The Washington Post, başkanlık seçimleri sırasında bir haberinde Başkan Jimmy Carter ve esi Rosalyn'in Beyaz Saray'ın karşısında Blair House'da oturan Reagan ve eşi Nancy'yi gizlice dinlettiğini yazmıştı. Carter, kızgınlıkla haberi yalanladı, acilen kaynağının açıklanmasını ve kendisinden özür dilenmesini istedi. Post, 6 gün sonra Blair House'in dinlenmesinin bir söylenti olduğunu, zayıf bir açıklama ile geçiştirdi. Carter tatmin olmamıştı. Kendisinden özür dilenmesi konusunda ısrar etti, aksi halde dava açacağı tehdidinde bulundu. Post, Başkan hakkındaki söylentinin gerçek olmadığını belirtti, Ayrıca kısa bir tekzip ve özür yazısı yayınladı. Carter bunun üzerine davadan vazgeçti ve su tarihi sözleri söyledi:

"Şans eseri eski görevim nedeniyle kamu iletişim araçlarına ulaşabiliyorum ve sorunuma dikkat çekebildim. Benzer yalan haber kurbanları bu sansa sahip değil ve ciddi şekilde acı çekiyorlar."

Türkiye'de acının şiddeti daha fazla. hergün manşetlerde ülkeyi sarsacak, bomba gibi iddialar çıkıyor.. Ülkenin istihbarat örgütleri reddetse de, "gizli raporlara" dayanılarak, bu ülkeye hizmet etmiş, önemli mevkilere gelmiş, başbakanlık, bakanlık, genel müdürlük yapmış kişiler hedef alınıyor.. Fethullah Gülen Hocaefendi gibi, ömrünü milletine adamış insanların isimleri araştırılmadan yayınlanabiliyor.

Haberler o kadar korkunç ki; akıllara durgunluk veriyor. Gazete ve televizyonlar, adeta yargısız infaz yapıyorlar. kaynağı meçhul raporlara dayanarak suçlanan insanlar hakkında delil var mi? MIT veya başka gizli örgütler adına verilen raporları sorgulamadan, araştırmadan manşetlere taşımak ne kadar ahlaki? Duyumların, dedikoduların gerçekmiş gibi sunulmasına gazetecilik denilebilir mi?

Hayır, iletişim fakültelerinde bunun adi gazetecilik değil.

Türkiye'de yasama, yargı, yürütmede olan aksaklıklar medyada da var. bazı medya organları bazı kurumların, güç odaklarının, istihbarat örgütlerinin uzantıları gibi çalışıyorlar. Önlerine konan raporları bir bülten gibi yayınlıyorlar. İstihbarat öğütleri ile organik bağı olan gazete ve gazeteciler var. Minik kuşlardan haber almakla övünen Üstadlarımız (!) var. Milli Güvenlik Kurulu'nun gizli raporlarını açıklayan süper gazetecilerimiz var. Devletin sırlarını bilen ve ifşa eden yazarlarımız mevcut. Gazetecilik mesleğinin hak ve avantajlarından yararlanan sari basın kartlı ajanlar var. önemli merkezlerle ilişkileri olan, her kapının kendilerine açık olduğu medyatörlerimiz var. Medyada; demokrasi, insan hakları, evrensel doğrular güç odaklarının bakışına göre değişebiliyor. Askere davetiye çıkarılıyor, ihtilale zemin hazırlayan kışkırtıcı yayınlar birbirini izliyor. Hükümeti yıkabilmek için her türlü antidemokratik girişimler destekleniyor.

basın, demokratik kurumların başında gelir. Toplumun haber alma ihtiyacını karşılayan vazgeçilmez bir organdır. Ama bağımsız medya, ilkeli yayıncılık yapan medya.

"Temiz toplum - temiz devlet" sloganı ile ortaya çıkan bazı basın organları, önce kendi kapılarının onunu temizlemeli. Senelerini bu mesleğe vermiş, ülkemizin önde gelen saygın gazetecileri, yazarları, fikir işçileri, iletişimcileri, medya adına işlenen cinayetlere karsı artık sesini yükseltmeli. Gazeteciler Cemiyeti, basın Konseyi gibi meslek kuruluşları da sorumsuz yayıncılığın önüne geçmeli.

Türk toplumu ne böyle yönetime, ne de böyle medyaya layıktır. 1997 medya için "temiz yayıncılık" yılı olmalıdır.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâzi, hayattan alınmış misâl ve ibret levhalarıyla dolu bir okuldur. Bu okulu, verdikleri ve kazandırdıklarıyla çok iyi tanıyıp değerlendirebilenler, geleceğe de başarıyla hükmedebileceklerdir. Zira bugün dünün aynı, dün de öbür günün.. değişen, sadece renklerdir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri