|
Bekir Coşkun, Hürriyet
|
|
30.01.1997 |
|
Erbakan'ın sarıklı Mercedes'lilerden oluşan tarikat şeyhlerine verdiği iftar yemeğine katılmayan Fethullah Gülen'in, kendi iftar yemeği medyada geniş yer aldı... İftara Hıristiyan ve Mûsevî cemaatleri liderleri de katıldılar... Ayrıca tiyatro sanatçıları, gazeteciler, kimi sosyalistler, yabancı elçiliklerden temsilciler, Alevî dedeleri... İftardan önceki dualar ise, konuklara saygı olarak önce Türkçe, sonra İngilizce.. Haremlik-selâmlık ise yok... Bunlara karşı çıkan var mı?.. Ki kimi gazeteler, Fethullah Gülen Hoca'nın iftar sofrasını "Hoşgörü ziyafeti" olarak isimlendirdiler... Özellikle bu içinde bulunduğumuz günlerde hangimizin bu hoşgörüye ve barışa gereksinimi yok?... Bendeniz zaten gözü sulu birisi olarak, Fethullah Gülen'in niye çok ağladığını şimdi daha iyi anlayabilirim... Hoşgörü ve barış... Belki de bu sihirli iki kelimede düğümlenen ulusumuzun geleceği, sicim sicim gözyaşları ile çözülebilir... En azından; ağlamak, en yoğun düşünmektir... Bence asıl: Akıllı İslâm, akılsızına başkaldırmalıdır...
|