Bulutlar Dağılınca Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Fehmi Koru, Zaman   
31.03.1998

Serinkanlı değerlendirme yapabilmek için en uygun zaman simdi. Son Milli Güvenlik Kurulu, sanıyoruz tarihinde ilk kez, bir tek kişi ile ilgili görüşmek üzere toplandı. 6,5 saatlik toplantının önemli bir bölümünde o kişiyi konuştu devletin zirvesi.

Dışarı sızan bilgilere bakılırsa, askerler ve siviller, toplantıya, onunla ilgili bilgiler içeren raporlarla gelmişler. MGK'nın nihai bildirisindeki bazı cümleler onu ima ediyor diye yorumlandı. Devletin üst düzeyinin hakkında saatlerce konuşmak ihtiyacı duyduğu kişiyi kamuoyu yakından tanıyor:

Fethullah Gülen Hocaefendi. Hayati kitleler önünde geçmiş, yaptıklarından geniş çevrelerin haberdar olduğu, fikirleri kitapları sayesinde çok iyi bilinen neredeyse 'şeffaf' denilebilecek bir insanin, bu biçimde tartışılması gerçekten tuhaf. Hakkında ileri sürülen çoğu 'deli saçması' iddiaların iler tutar tarafı olmadığını görmek için yüzeysel bir mantığa sahip olmak bile yeterli. Aslına bakılırsa, hayati bütünüyle 'şeffaf' olmasına rağmen onu bazılarının gözünde 'kuşkulu' kılan, Fethullah Gülen'in 'Hocaefendi' diye anılmasına sebep olan özelliğidir. Acık olalım: Fethullah Gülen'in 'din adamı' kökeni, yaptığı müthiş hizmetlere rağmen, onu bazılarının gözünde otomatik olarak 'suçlu' mevkiine çıkarıyor. Tıpkı, devletin açtığı, müfredatını çizdiği, öğretmenlerini atayıp denetlediği İmam Hatip Okulları'na ve mezunlarına, hiçbir sabıkaları olmadığı halde, 'suçlu' gözüyle bakılması gibi...

"Yaptığı hizmetler" deyince gözler önüne, her şeyden önce, kendisinin telkinlerini dinleyen insanların, büyük fedakarlıklara katlanarak giriştikleri eğitim seferberliği gelmeli. Yurt içinde ve dışında sayıları 300'e varan okulların her biri Türkiye'nin yüz akı. Çeşitli dallarda yapılan uluslararası yarışmalarda birincilikler kazanan gençler yetiştiren ülkemizin dört bir yanındaki okullara ek olarak, dünyanın dört bir kösesinde bayrağımızı yücelten kolejler de bu seferberliğin elle tutulur eserleridir. Türkiye, eğitim alanında sıkıntıların dev çapta yaşandığı bir ülke. Anadolu'ya gitmeye gerek yok; başkentin ortasında acınacak şartlarda öğretim veren ilk ve orta dereceli nice okul var. Cumhurbaşkanı'nın eğitim hizmetlerini kendi himayesine aldığı, bir okul, hatta bir derslik yapana-yaptırana berat verdiği, devlet nisanı taktiği bir ülke burası. Daha önceki gün, ülkemizin önde gelen şahsiyetleri, büyük zenginleri, okul yapmak üzere bir araya geldiler. Toplanan paranın yekununu herhalde duydunuz: Sadece 20 milyar TL. Buna karşılık, nereden baksanız, trilyonlarla ifade edilen kaynaklar, Fethullah Hocaefendi'nin çevresi tarafından, yurt içi ve dışındaki eğitim hizmetleri için seferber ediliyor. Böylesine bir fedakarlığı havsalaları almayanlar, "Bu değirmenin suyu nereden geliyor?" diye soruyorlar. Oysa, muhteşem bir İstiklal Savası'nı nice yokluklar içinde yürütmüş bir milletin, hamiyet söz konusu oldu mu neler yapabileceğini en basta onların idrak etmesi gerekiyor. Fethullah Gülen'i 'Hocaefendi' yapan, iste o hamiyeti harekete geçirme gücü. Öyle anlaşılıyor ki, 'değirmenin Suyu'nu merak eden kuşkucular, biraz da o 'güç' konusunda tedirginler...

Oysa, ancak hayırlı hizmetler için harekete geçirilebilen bir güç o. İnsanlar hamiyetlerini ülkemizin yüzünü ağartacağına inandıkları bir seferberliğe yönlendirmekteler; onlar verdikçe eserler buyuyor, eserler büyüdükçe onlar daha da veriyorlar...

Hamiyetin ve teşvikçisinin kıskanılacak yönleri olduğu bir gerçek; ama korkmak? İnsanin kendisinden korkması 'paranoya' kavramıyla bile karşılanamayacak bir ruh bozukluğu olsa gerek. Etrafta uçuşan raporlara göz atıldığında da açıkça görülüyor; korkuyu besleyecek bir malzeme yok elde: Hayatinin bütünü 'din adamı' kimliğiyle kamuoyu önünde geçmiş bir insanin kravat takmaması büyütülüyor sözgelimi; korkuyu besleyecek somut bir bulguya ulaşılamayınca 'kafasından geçtiği' iddia olunan vehimler ortaya atılıyor. Saçmalık bu. Bütün bu hizmetlerin ve o hizmet halkası etrafındaki buluşmanın, aslında, ülkenin buğunu ve yarini için bir 'umut' olduğu bir turlu görülemiyor. Oysa, ülkemizin içinden geçtiği bunalımdan yarasız-beresiz çıkması için de, 2000'li yıllarla ilgili 'milli' hesapların tutması için de, en az bunlar kadar önemli olarak, akli basında düşünürlerin bile geleceğiyle ilgili 'kıyamet senaryoları' yazdığı dünyamızın daha az çatışmacı bir zemine doğru yol alması için de, Fethullah Gülen'in başlattığı hizmetlerin artarak devamı gerekiyor. Eğitime konulacak her tuğla altın değerinde buğunun Türkiye'sinde...

Umarız, bu tartışmalar, kuşku bulutlarının dağılmasıyla sonuçlanır. İddiamızı tekrarlayalım: Bulutlar dağıldığında, bugüne kadar başarılanın, Nobel ödülünü hakkedecek değerde olduğunu herkes görecek...

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâyesi hikmetle yoğrulmuş hakîm, hücresinin daracık duvarları içinde kâinatları seyreder ve öyle ulaşılmaz noktalara ulaşır ki, dünyaları gezen seyyahlar, onların yüzde birini bile göremezler...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri