| Yeni Çağa Yakışmayan Adamlar |
|
|
| Ali Çolak, Zaman | |
| 14.12.1998 | |
|
"Dindar adamdan şair olmaz, ressam olmaz, sanatçı olmaz... Hele asker, bürokrat, yönetici, devlet adamı hiç olmaz. Yurtsever mi? Asla... Çünkü bunlar ümmetçidir, yurttaşlık ve ulusçuluk bilinçleri gelişmemiştir. Bırakın onu, yurdu Yunan'a, bilmem kime peşkeş çekmişlerdir. Bunlar cahildir, bağnazdır, cumhuriyet düşmanıdır..." Gülmeyin canım, adamların bir asırdan fazladır zikir gibi dillerine doladıkları cümleler değil midir bunlar? Tiyatro eserlerinde, filmlerde, dizilerde ve romanlarda çizdikleri 'dindar adam' portresi, tamı tamına bu değil midir? Oluşturmaya çalıştıkları 'dindar' portresi, zamanla 'muhayyel' olmaktan çıkıp kafalarında sabit bir gerçekliğe dönüşmüş. Bugün de, yazık ki Türkiye'de olup biten gelişmeleri, dindarların ülke için yapmaya çalıştıkları güzel ve nitelikli işleri, yine o eski, çürümüş ve şabloncu materyalist mantıklarıyla değerlendiriyor ve 'o' insanların nasıl olup da böyle isler yaptığına adamakıllı şaşıyorlar. Öyle ya, 'dindar adam' gelişmeye, akla, bilime, teknolojiye karşıdır. (!) yurttaşlık bilinci gelişmemiştir. Dar görüşlüdür, miskindir, tembeldir. Üstelik bunlar onun kaderidir. Kaderinin mahkumu olduğuna göre, bunlar nasıl oluyor da bu cağın gereği, hatta onu asan donanımlara sahip olabiliyorlar? Sevgiyi, barışı, evrensel değerleri, hoşgörüyü, uzlaşmayı, diyalogu nasıl seslendirirler; nasıl bu kavramların savunucusu olabilirler? Bunlar olsa olsa yalancıdır, takıyyecidir... Bir asri kendi su-i zanları, kabulleri ve muhayyel senaryoları ile geçiren bu akl-ı evveller, Bugün de bir milim ileriye gitmiş değiller. Sizin yaptığınız her güzel eylemi yine kafalarındaki o karanlık ve muhayyel şablonlara oturtuyorlar. Sizin dünyanızın kavramları: Rıza-yi İlahi, sevap düşüncesi, insanlığa hizmet, yaratılanı hoş görmek.. onlar için sinirsiz uzak ve anlamsız... Siz onları ne kadar tanısanız, anlamaya çalışsanız bile, onların sizi tanımaya ve anlamaya niyetleri yok. Kim oldukları, isimleri; isimlerinin başında hangi sıfatları taşıdıkları hiç önemli değil. önemli olan, bakışlarının bu cağın bakisi olmadığı... Uygar, özgür ve evrensel düşünmedikleri... Bir araya gelip "Fethullah Gülen'in Okulları" aleyhine kampanya başlattıkları söylenen insanları işte böyle değerlendirmek gerekiyor. Marksizm kalıntısı ve saati coktan durmuş kafalarıyla, kapısına geldiğimiz cağın yabancısı; onun dışında kalacak bir zihniyetin temsilcileri... Uygar insanin yapması gereken, öğrenmek, anlamaya çalışmak; yanlış yapılan bir şeyler varsa onları ortaya koymak olmalıyken, bunları yok sayıyor, itham ediyor ve jurnalliyorlar. Demokratik ve hur bir zeminde, inanmadıkları ve zararlı buldukları islerin daha güzelini ve kendilerince doğru olanını yapmak yerine "kapatılsın, yasaklansın, tutuklansın, yargılansın!" sloganlarını seslendirerek acınası bir duruma düşüyorlar. Eyvah ki bu muhteremlerin çoğu solcudur ve 'özgürlükçü' bilinir... Yasakçı ve jurnalci baylar, bayanlar! O sizin küçük, daracık muhayyilenizde icat edip yaşattığınız yorgun ve küflenmiş 'dindar adam' portresi Türkiye'de hiç olmadı. Onu sizin üstatlarınız ve sizler icat ettiniz. Sonra da inanıp bir asır ona göre amel ettiniz. Ama artık ayıp oluyor. Size de yazık oluyor doğrusu... Uyanın, zihninizin ve yüreğinizin pencerelerini söyle bir açıverin. Gökyüzüne bakin, derin bir nefes alin. özgür düşünebilmenin tadına varmaya calisin. İnanın ki memleketin biricik yurtseverleri, yürekli insanları sizler değilsiniz. Dindarlar var ya, o inançlı adamlar, ülkeleri için canlarını dişlerine takmış çalışıyorlar. Fabrikalar açıyor, holdingler kuruyor; ihracat yapıyor, okullar açıyor, olimpiyatlar düzenliyor ve mütemadiyen üretiyorlar... Siz Türkiye'de daracık çevrenize sıkışıp kalmışken onlar dünyayı adım adım dolaşıyorlar. Teknolojiyi ulaştığı son noktada takip ediyorlar. Siz orada, bulunduğunuz ve takıldığınız yerde oyalanırken, onlar ülkeleri için, hepimiz için güzel işler yapıyorlar. Ne olur, konuşup durmak; yasakçılık, gammazlık yapmak yerine bir şeyler üretin memleket için. Bilime, teknolojiye çok mu uzak kaldınız yoksa? Dünya barışına katkıda bulunmak için yapacak bir şeyiniz kalmadı mı? O edebiyatını yapıp durduğunuz yurtseverlik bilinciyle harekete geçin hadi; görelim ülke için ne gibi isler yapacaksınız? Korkmayın o dindar adamlar sizin gibi Yasakçı, jurnalci değildirler. yaptığınız güzel islerde onları yanınızda, sizi alkışlarken bulacaksınız. Ama siz hala orada, Öyle durdukça ve bir olumlu kıpırtı göstermedikçe onlar bir şey yapamaz ki! İnanın çok üzülüyorum size. Aydınlık, yepyeni, güzel bir çağın önünde bir küf, bir kalıntı; tek renkli, can sıkıcı bir kütle gibi duruyorsunuz. Bir şeyler yapın lütfen, yeni cağa hiç yakışmayacaksınız. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







