Barbarlar ve Biz Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Fehmi Koru, Zaman   
18.09.1998

Bu haftanın ilk üç gününü, İstanbul/Silivri'de yapılan 'Avrasya Gazeteciler ve Yazarlar Diyalog Toplantısı'nda geçirdim. Arnavutluk'tan Kazakistan'a uzanan çok geniş Avrasya coğrafyasının 18 ülkesinden, biri yazarlar birliği diğeri gazeteciler derneği başkanı olan, ikişer delegenin katıldığı toplantı çok verimli geçti. Avrasyalı yazar ve gazetecilerin yaşadıkları birçoğu ortak sorunlarının çözümü yolunda ciddi bir girişimdi bu. Umarım arkası gelir. Bugün aslında o toplantıyı değerlendiren, tartışmalardan hissemize düşen sonuçları gündeme getiren bir yazı ile karşınıza çıkacaktım. Ancak, başka bir gelişme, beni konu sapmasına zorluyor.

Bizlerin çeşitli ülkelerden meslektaşlarımızla ortak çalışma yürüttüğümüz bir sırada, Yeni Yüzyıl gazetesinden arandığımı söylediler; vakit bulup cevap veremedim. Ertesi gün, cep telefonundan ulaşan bir bayan gazeteci, o günkü manşetleriyle ilgili görüşümü almak istediklerini söyledi. Toplantıyla meşguliyetten gazetelere göz atamadığımı bildirdim, bir daha da görüşemedik. Onunla görüşememem bir haberden yoksun bırakmış olabilir Yeni Yüzyıl'ı, ama imzalı bir sütunda adımı gündeme getirmişler yine de...

Konu olarak beni seçen yazar aynı zamanda gazetenin yazı isleri müdürü de olan Kerem Çalışkan. Zaman'ı "Fethullah Hoca cemaatinin gazetesi" olarak tanımlamış yazısında; benim için de "Kafası daha çok RP/FP çizgisine yakın duran" sıfatını kullanmış. Benim için kullandığı bir başka sıfat da 'turban savaşçısı'... Yazısının bir yerinde, kendisini tutamayıp, benim 'turban kışkırtıcılığı' yaptığımı da yazmış.

Buraya kadar aktardığım bütün görüşler yanlış. Fethullah Gülen Hocaefendi ve cemaatine saygılı bir kadro tarafından çıkartılıyor Zaman gazetesi, bu tamam; ancak aynı kadro olumlu çaba gösteren herkesten, her gruptan aynı saygıyı esirgemiyor. Bu yüzden, ara sıra, değişik dini cemaatlere olduğu kadar rakip siyasi partilere de bizleri yakıştıranlar çıktı. Doğrusu da budur: Biz (bu arada şahsım da) hiçbir partiye ait değiliz, CHP dahil bütün partilerde beğenilecek bir şeyler bulduğumuzda övgümüzü esirgemedik bugüne kadar; RP/FP dahil bütün partiler yanlış yaptığında eleştiri oklarımızdan kurtulamadılar. Zaman'ı ayni çizgideki diğer yayın organlarından daha geniş bir kitle benimsiyorsa Bugün, sebebini, gazetenin 'bağımsızlığı' üzerine olağanüstü titremesinde aramak gerekiyor.

'Kışkırtıcılık' bana hiç uymayan bir sıfat da, 'turban savaşçısı' denilmeyi bile hak edecek ne yaptığımı Doğrusu bilemiyorum. 'Savaşçılık' kişiliğime uygun düşmüyor; tersine, bugüne kadar, kendimi çok yakın hissettiğim konulardan bile imzamı esirgedim, destek davetlerine kendime yazarlık ötesinde bir misyon biçmediğimi söyleyerek hep ret cevabi verdim. Bu sütunda yer alan hiçbir yazıda, kişileri, kurumları, zümreleri, ülkeleri hedef almış değilim, kimseye kara çalmadım. Bunca yıldır yazarım, bu sütundaki yazılarımla ilgili olarak hakkımda acilmiş bir tek dava bile yok.

Turban (veya daha doğru deyimle 'başörtüsü') konusuna yaklaşımım olağanüstü hassas olduğum insan hakları çerçevesindedir. Geçmişte, bambaşka sebeplerle mağdur edilmiş kişiler ve kesimlere de, ayni çerçevede, destek vermekten çekinmemiş bir kalemim. Bu yüzyılın belki de en büyük ayıbına maruz bırakılan başörtüsü mağduru genç kızlara yapılan zulmü de elbette görmezden gelemezdim. Müslümanlığın şartını artırıp eksiltmek kimsenin harcı değil, dini yeniden yazacak da değiliz, o genç kızlar, dini inançları gereği başlarını örttüklerini söylüyorlarsa bu benim onların eğitim haklarını savunmam için yeterlidir. İlmihal düzeyinde dini bilgilerden mahrum kişilerin dindarlara din dersi vermeyi hak saydıkları tek ülke herhalde bizimki.

Başını örten gençlerin eğitim özgürlüklerini savunmak, Başını örtmeyen bayanların Müslüman olmadığı anlamına mi gelir? Benim mantığım kendisi gibi düşünmeyenleri otomatik olarak ayni kefeye yerleştiren Kerem Çalışkan'dan farklı çalıştığı için, kendisini Müslüman bilen ve öyle tanıtan herkesi ben de öyle kabul ederim. Saygımı hak etmeyecek tarzda davranan birinin başı ister örtülü olsun ister örtüsüz benim için fark etmez, benden saygı göremez o.

Din ve vicdan özgürlüğü ile eğitim özgürlüğü her insanın doğuştan kazandığı değerlerdir; bu özgürlüklerin kullanımına engel olmak isteyenler ise barbardırlar. Başörtüsüyle uğraşanların ülkemizi vahşetin hüküm sürdüğü cağlara geri döndürme çabalarını -biraz da onları düşünerek- önlemeye çalışıyoruz biz.

Barbarlara anlatmak zordur, ama yine de deneyelim: Çağdaşlık, mağdurları savunmaktır.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi yaptığı işi beğenme bir münafıklık alâmetidir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri