11:23:42

Bu site 26 Mart 2013 tarihinden itibaren güncellenmemektedir. Sitenin güncel hali http://fgulen.com/tr/ adresinde takip edilebilecektir.

Başörtüsü Meselesi Yazdır E-posta
Değerlendirme: / 37
Kötüİyi 
Ali Ünal, Zaman   
17.09.1998

Ülkemizde önyargılı, ideolojik saplantılı ve maksatlı yaklaşımlar ve saptırmalardan dolayı bazı konularda konuşmak oldukça zor. Bilhassa Müslüman olarak, sarf edilen sözlerin Allah adına telakki edileceği ve bugün ve yarin için insanlarda bırakacağı müspet veya menfi tesirlerin yani sıra, Ahiretteki yerinizi de hazırlayan bir öneme sahip olduğu göz önüne alındığında, bu zorluk daha da artıyor.

Başörtüsü, 1979 yılının CHP azınlık hükümeti tarafından imam-hatip liselerinde mesele yapılmıştı. Daha sonra, zaman zaman askıya alınmakla birlikte, bilhassa sayın Evren tarafından ülke gündemine taşındı. Nihayet, kanaat-i acizanemce, 1983-87 ANAP iktidarında İslam'a verildiği düşünülen resmi 'tavizler'in geri alınma surecinin ateşleyicisi olarak 1986 ve 87 yılında büyük bir problem halinde ortaya çıktı.

Türkiye'de resmi sistem, halk oyuna dayalı ve muhtaç sivil-demokratik yönetimler zamanında kendini tehlikede hissetmiş ve daima bir kavga ortamında kendini yeniden sağlama alma yolunu tercih etmiştir. Sistemin veya onun koruyucusu 'derin devlet'in, belki de, Türkiye'nin cankeş halde kalmasını isteyen 'global' güçlerin halk oyunun yönetime kısmen yansımasına tahammülü hiçbir zaman 4 yılı geçmemiş, DP için 1954'ten sonraki 6 yıl, AP için 1969'dan sonraki yıllar, ANAP için 1987-1991 arası, adeta zehir içip, kan kusma dönemleri olmuştur. İste, başörtüsüne, 1987'den bu yana gelinen süreçte, Türkiye'yi yeniden şekillendirmede gerekli görülen kavga ortamının sembolü ve ateşleyicisi olma fonksiyonu yüklenmiştir. Meselenin herhalde bu yönden ele alınıp, ona göre tavır belirlenmesinde büyük faydalar olsa gerek.

Başörtüsü meselesinde Fethullah Gülen Hocaefendi'nin tavrı, her iki tarafça da zaman zaman yanlış anlaşılmış, yanlış değerlendirilmiş ve maalesef bazen de kasıtlı olarak yanlışa alet edilmiştir. Fethullah Gülen, başörtüsünün İslam'ın furuata dair emirlerinden olduğunu söylemiş ve ülkede bir kavga sebebi yapılmaması gerektiğine dikkat çekmiş ve böylece, başını örtmekle, okumak veya resmi vazife yapmak arasında kalan hanımlar ve bu konuda söz sahibi alimler için karar ve değerlendirmelerinde önemli bir kıstas ortaya koymuştur. Bilindiği gibi, İslam'ın bütün hükümleri usul ve furuat diye iki grupta mutala edilegelmiştir. Usul, kişinin İslam dairesinde olup olmadığının temel ölçüleri mesabesindeki imani esaslar için kullanılırken, furuat ise, diğer bütün sorumlulukları, emir ve yasakları içine alır. Ayrıca, tesettür, Kur'an'ın kesin bir emri olmakla birlikte, İslam'ın şartlarından da değildir. Fakat bu, hiçbir zaman bu hükmü küçümseme manasına gelmez. Sadece, Allah neye ne kadar değer vermiş ve neyi nereye koymuşsa, ona o kadar değer vermek ve oraya koymak gerektiği konusunda bizi dikkatli olmaya çağırır. Aksi halde ölçüler kaybolur ve maalesef bilhassa son asırlarda İslam dünyası olarak çok zaman maruz kaldığımız üzere, "Belki bir şey kazanırız; ama bizden pek çok şey gider."

İkinci olarak, Fethullah Gülen'in, "Okumak veya görev yapmak için kızlar başını açabilir veya açamaz" gibi bir görüş veya fetvası da hiçbir zaman kendisinden sadır olmamıştır. Bu olmadığı gibi, öyle fısıltı gazetelerinde veya bazı basın organlarında iddia edildiği üzere, güya kendisiyle irtibatlandırılan okullarda başların açılması gerektiğini de söylemiş değildir. Bu noktada o, meseleyi, yukarıda sözünü ettiğimiz ölçüler çerçevesinde vicdani kanaatlere, kişinin sorumluluk duygusuna ve Kur'an-i Kerim'de geçtiği üzere, Allah'ın şiarlarını on plana almaya dayalı kalplerin takvasına havale etmiştir.

Esasen, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin bu konudaki tavrı eğer iyi anlaşılıp, her iki tarafça da maksatlı yorumlara tabi tutulmamış olsaydı, belki bu mesele, su andaki ölçüsünde bir problem haline gelmezdi. Evet, bir yandan bu konu, kasıtlı olarak bu yük bir problem, hem de bir kavganın sembolü olarak sürekli gündemde tutulurken, öte yandan, çözümün her şeye rağmen vicdani kanaatlerde ve kalplerin takvasında yattığını belirtmeden edemeyeceğiz. Unutulmamalıdır ki, hiçbir problem, tek boyutlu, tek maksatlı ve sadece kendisinden ibaret değildir.

 
< Önceki   Sonraki >
Fethullah Gülen Web Siteleri