| Düşümüz |
|
|
| Fikret Ertan, Zaman | |
| 07.09.1998 | |
|
Dün yazı yazmayacaktım güya; çünkü pazartesi günü yazı günüm değildi. Bir taraftan birikmiş, dağ gibi olmuş yazı, kupür, Internet çıktılarını düzenlemeyi düşünürken diğer taraftan da, Cumhuriyet Gazetesi'nde çıkan bir haberden dolayı sayfada yer varsa yazsam iyi olur, diye düşünüyordum. Bunun üzerine Dış Haberler Müdürü Süleyman Taygar'la görüştüm ve yer durumunun müsait olduğunu öğrenince bilgisayarın başına oturdum. Bugünkü konu sürekli yazdığım Dış politika konularından birisi değil; konu Cumhuriyet gazetesinde dun 3. sayfada manşetten verilen Fethullah'ın Osmanlı Düşü' haberi. İskenderun mahreçli, Akın Bodur imzalı bu haberin giriş paragrafı aynen şöyle: Fethullah Gülen grubuna bağlı Körfez Kültür ve Eğitim Vakfı, Hatay'ın 7 ilçesindeki okul, dersane ve yurtlarında kalan öğrencilerle velilerine gönderdiği broşürde 'Devlet-i Aliye-i Osmaniye' adini verdikleri ve sınırları Asya, Afrika, Avrupa'yı içeren bir harita çizerek Osmanlı propagandası yaptı.' Yedi uzun paragraftan meydana gelen haberin özeti iste bu birinci paragraf; diğer paragraflarda ise söz konusu yurt ve dersaneler karalanmaya, haber konusu harita da iki dernek başkanının görüşleriyle suç gibi gösterilmeye çalışılıyor. Ben bu dernek başkanlarının sığ ve basit görüşlerini burada bir daha tekrarlamayacağım; ama harita üzerinde de birkaç söz söyleyeceğim sadece. Haberin ortasına gömülen iki sütunluk kadar küçük haritada dünya küresi üzerinde siyah çizgilerle belirlenen bir bölge vurguluyor. Batıda Atlas Okyanusu'ndan doğuda Pasifik Okyanusu'nu, kuzeyde Rusya-Orta Asya'dan güneyde Orta Afrika'yı da içine alan geniş, büyük bir bölge bu. Bu bölgenin içinde de Osmanlı Devleti'nin yükselme devrindeki tarihî sınırlarını kapsayan yay seklindeki bölgede de yine yay seklindeki bir yazıyla Devlet-i Aliye-i Osmaniye diye belirtiliyor. Devlet-i Aliye-i Osmaniye ya da daha çok kullanılan ibare ile Devlet-i Aliye, Osmanlı Devleti için kullanılan tarihi ve de güzel bir ibare; Bugünkü Türkçe ile 'Yüce ya da büyük Osmanlı Devleti.' Haritayı hazırlayanlar da Osmanlı Devleti'nin tarihi sınırlarını bu ibare ile belirtmişler; yaptıkları sadece bu; yoksa harita 'Devlet-i Aliye Osmanlı Haritası' değil; bu yüzden haritaya da haberin belirttiği gibi 'Devlet-i Aliye-i Osmaniye Haritası' yaftası yakıştırılamaz. İkinci ve çok basit bir başka gerçek; Devlet-i Aliyye'nin sınırları hiçbir zaman haritada çizgi ile belirlenen sınırlara kadar ulaşamadı. Bu yüzden de söz konusu harita 'Devlet-i Aliye-i Osmaniye Haritası' olamaz. Bu sınırlara bugün doğmakta olan Avrasya'nın sınırları gözüyle bakılabilir en fazla. Avrasya kavramını haritaya resmetmenin de eleştirilecek, hatta suç gibi gösterilecek bir yönü olduğunu aklı başında, makul insanlar akıllarından bile geçirmezler. Burada yeri gelmişken bir kere daha hatırlatayım; Avrasya kavramı Türkiye Cumhuriyeti'nin en üst düzeyde benimsediği bir kavramdır. Cumhurbaşkanı Demirel'den, son yılların başbakanlarına, dışişleri bakanlarından başka üst düzey yetkililere kadar birçok insanin 'Düşü'dür, hayalidir Avrasya... Daha dün Sabah gazetesindeki uzun makalesinin son bölümünde dışişleri Bakanı İsmail Cem, Avrasya konusunda şunları yazıyordu: 'çok sayıda Dış siyaset düşünürünün ortak kanaatiyle, 21. yüzyılın ekonomik ve siyasal gerçeği 'Avrasya' olacaktır; zenginliklerin büyük bolumu Avrasya'dan kaynaklanacaktır... Genellikle, Bati Avrupa'dan Çin'in batısına kadar uzanan geniş bir coğrafya bu şekilde tanımlanıyor. İç içe geçecek ekonomik ilişkilerin, iletişim ve ulaşım ağının ortamında, artık, Avrupa ve Asya'nın tek tek değil, birlikte değerlendirileceği belirtiliyor. 'Avrasya', yani, küreselleşmenin ve teknolojinin yeni gerçeklerinde, birebirine giderek bağımlılaşan, birebiriyle bütünlesen iki kıtanın, Avrupa ve Asya'nın birliği. (...) Türkiye'nin Dış siyaset hedefi, artık sadece Avrupa'nın bir cevre ülkesi olmak değil. Elbette Avrupa birliği üyeliğini istiyoruz, elbette Avrupalıyız, hem de 7 yüzyıldan beri... Ama ufkumuz, bununla sinirli değil. Türkiye'nin hedefi, Avrasya'nın merkezi olmak... Amaç Avrupa ve Asya'nın kesiştiği, bütünleştiği, sadece coğrafî değil, simdi ekonomik, sosyal ve siyasal olarak bütünleştiği Avrasya'nın merkez ülkesi, belirleyici gücü olmak.' Haritasıyla suçlu ilan edilen Körfez Kültür ve Eğitim Vakfı'nın ve benim gibi düşünenlerin 'düşü' İsmail Cem'in satırlarıyla ifade ettiği 'Türkiye Cumhuriyeti'nin düşü ile ayni. Cumhuriyet gazetesini de bu 'düşü' paylaşmaya davet ediyorum. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







