| Demirel'in Tavrı |
|
|
| Taha Akyol, Milliyet | |
| 28.07.1998 | |
|
Cumhurbaşkanı Demirel bugün Çankaya'da "İslam ve Laiklik" konusunda bir heyeti kabul ediyor. Heyette, İslamın liberal bir laiklikle bağdaşırlığını akademik düzeyde bir bildiriyle ortaya koymuş olan ünlü "Abant Toplantısı"nın düzenleyicileri ve toplantıda 'grup yöneticiliği' yapmış olan üç önemli akademisyen bulunuyor: Prof. Mehmet Aydın, Prof. Ahmet Arslan ve Prof. Hüseyin Hatemi. Cumhurbaşkanı'na Abant Toplantısı ve sonunda yayınlanan ünlü bildiri hakkında bilgi sunacaklar. Fethullah Gülen'in onursal başkanı olduğu bir vakfın girişimiyle yapılan Abant Toplantısı, Demirel'in de dikkatini çekmiş. Toplantıyı düzenleyen vakfın yöneticileri Cumhurbaşkanı'na bilgi arz etmek istediklerini Çankaya'ya iletince, Demirel de bugün saat 18.30 için randevu verdi. Vakfa bildirilen randevu notunda süre belirtilmiyor. Belli ki Cumhurbaşkanı Demirel, eskiden beri büyük ilgi gösterdiği "İslamın yeniden yorumlanması" ve "İslam - laiklik uzlaşması" konularını bu akademisyenlerle 'görüşmek' istiyor. Demirel ve Özal, muhafazakar kökenden geldikleri için bu konuları 'hisseden', bireysel vicdanlarında ve zihinlerinde 'yaşayan' insanlardır. Onlar toplumdan kopuk, metafiziğin ruh ve zihin sancılarını yaşamadan 'serada yetişmiş' tiplerden değildirler. Demirel, din ve laiklik konularındaki ciddi akademik eserleri takip etmektedir. Danışmanlarından Fahri Öztürk'ün Demirel için böyle bazı kitapların özetlerini çıkardığını, Demirel'in de bunlardan önemli gördüğü kitapları istediğini biliyorum. Refahyol zamanında, Fahri Öztürk, "Sayın Cumhurbaşkanı adına" Prof. Mehmet Aydın'dan İslam ve laiklik ilişkileriyle 'şeriat, din, hukuk' gibi kavramların teoride ve kültürümüzde nasıl anlaşıldığına ilişkin rapor istemiş, Aydın da uzun bir metin sunmuştu. Mehmet Aydın, İslam felsefesi profesörüdür, Batı üniversitelerinde de saygın bir bilim adamımızdır. Bilgisizlik ve 'komplo' saplantılarının gerginlikler yarattığı bir süreçte, konulara uzlaşmacı ve akademik bir dille yaklaşılması son derece olumludur. "Abant Bildirisi", çatışmacı ağızlardan birer 'topyekün savaş' narası gibi çıkan kavramların aslında nasıl derin, geniş, tartışmalı ve 'yüksek kültür' gerektiren kavramlar olduğunu ortaya koymuştur. Zihinler böyle açılabilir, ufuk genişliği ve yumuşama böyle sağlanabilir... Liberal geleneğin dışındaki Batı ülkelerinde bu sorunlar bizdekinden çok daha büyük çalkantılarla yaşanmıştı; onlar da hem dini anlayışların, hem laikliğin liberalleşmesiyle ve düşüncelerin yüksek düzey kazanmasıyla bugünkü barış ortamına ulaştılar. Demirel'in birikimli bir insan, bir Cumhurbaşkanı olarak İslamı yeniden yorumlama girişimlerini ve din laiklik ilişkilerinde uzlaştırıcı açılımları teşvik etmesi son derece isabetlidir. Keşke etkili, yetkili herkes meselenin böyle bilimsel, akademik boyutlarının bulunduğunu ve kavgasız çözümün mümkün olduğunu kavrayabilse... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








