Abant Bildirisini Doğru Okumak Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Ali Bulaç, Zaman   
27.07.1998

Abant Toplantısı'nın yankıları devam ediyor. Öyle anlaşılıyor ki, daha uzun sure devam edecek. Kim ne derse desin, Abant'ta üzerinde bir tur konsensusa varılan sonuç bildirisi çok önemlidir ve denebilir ki, bundan sonra din, laiklik ve din-devlet ilişkisi gibi konular gündeme geldiğinde söz konusu bildiri geçerli bir referans olarak alınacaktır. Bu bildirinin nihai bir metin, herkesi bağlayan amir hükümler bütünü olmadığını tekrar etmek lazım. Aksine tartışma ve müzakere zeminini başlatan elverişli bir başlangıç, iyi bir ilk adim.

Zaman içinde ve yeni katılımlarla polarizasyona karsı sosyal barısı, siyasi birliği ve bir arada yasamayı arzu edenler bu metni mükemmelleştirecek, tarafları tatmin edebilir hale getirecek. Bu yönde bir irade ve arzunun ortaya çıkmış olması baslı basına bir kazançtır. Hangi zeminde, hangi niyet ve amaçlarla bu metnin oluştuğunu göz ardı edenlerin gösterdiği hırçınlık ve eleştiride insafı asan tutumları bana haksizlik olarak görünüyor.

Sayın Hüseyin Hatemi'nin deyimiyle Abant'ta "III. İznik Konsulu" toplanmadı. İslam içinde mutlak, nihai ve belirleyici otorite hiçbir beşerde veya beşeri kurumda toplanmış değildir; son hükmü Allah ve Resulü koyar ve mü'minler bu hükme gönülden itaat ederler. Metinde yer alan "Allah mü'minler için ahlaki ve sosyal değerlerin öğreticisi ve yol göstericisidir." cümlesi buna işaret eder. Bu, ayni zamanda Allah'ın alem üzerindeki mutlak hakimiyetinin, mü'minlerin beşeri ve sosyal hayatında da sürdüğünü, esasında hiçbir Müslüman'ın bunun aksini düşünemeyeceğini; ancak bunun yine de sadece "mü'minler için geçerli" olduğunu belirtmektedir ki, "Din'de, din seçiminde zorluk yoktur" veya "Sen ancak bir hatırlatıcısın, onların üzerinde baskı kuramazsın" ayetleriyle bir arada düşünüldüğünde aksini düşünmek mümkün değildir. Bu acıdan bakıldığında bildiri metni, tam da İslamiyet'i sosyal ve kamusal hayatin bütünüyle dışına sürme amacında olan çevrelerin istediği yönde, "Allah'ın hakimiyetini göklere, yerin hakimiyetini Allah karsısında hiçbir şeyle kendini sorumlu saymayan besere devretti", türünden iddia ve yakıştırmalar; ya da "Allah ile Kayzer'in haklarının birbirinden ayrılması dışında galiba Abant'ta havanda su dövmekten öteye gidilmemiş" yollu değerlendirmeler "kasıtlı" değilse, kesin olarak "yanlış okuma"dır. Yine bazılarının öne sürdüğünün aksine, Abant'ta kimse kimseye herhangi bir taviz vermiş değil.

Genel ilkeler seviyesinde taviz verilemez, verilse bile; tavizler ahlaki, kalıcı, ise yarar ve rasyonel olamaz. Dini hassasiyetleri ve bugüne kadar sergiledikleri kişilik profilleriyle kamuoyunun pek yakından tanıdığı insanlar hakkında en azından bu seviyede bir "husn-u zan" besleme mecburiyeti var. Hakki ve Hakikat'i cur'etle dile getirmek demek; kendine saygı, özgüven duyma ve medeni cesarettir; ama asla saldırganlık, nara atma veya hak ihlalinde bulunmak değildir.

Karşılıklı müzakereye, birbirimizi anlamaya; itikadı, fikri ve siyasi limitlerimizi belirlemeye ve acık bir dille deklare etmeye ihtiyacımız var. Bu kor dövüş, bilgiden, usulden ve ahlaki sorumluluktan uzak çatışma herkesi yıpratıyor; şahinlerin ekmeğine yağ suruyor. Son olarak Abant bildirisi, bir "sözleşme" de değildir; ama belli ki "kalıcı ve bağlayıcı toplumsal sözleşmeler"e bu türden adımlar atılarak gidilir. Asil bundan sonra "müzakere ve sözleşme donemi" başlıyor...

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâyesi hikmetle yoğrulmuş hakîm, hücresinin daracık duvarları içinde kâinatları seyreder ve öyle ulaşılmaz noktalara ulaşır ki, dünyaları gezen seyyahlar, onların yüzde birini bile göremezler...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri