Korku Devleti Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Fehmi Koru, Zaman   
24.07.1998

"İslam yasakçı... Müslümanlar hem sahte demokrat, hem de ahlaksız..."

Aynı yayın grubuna mensup iki gazetede, iki gün üst üste yayımlanan iki yazı, okurlarının zihninde bu hükümleri oluşturuyor...

Önceki gün yayımlanan Sabahtaki "Siz kim, demokratlık kim?" baslıklı yazı, bir siyasetçi ile bir yazarı hareket noktası yaparak genellemelere gidiyor. Siyasetçi "Devlet laiktir, Müslüman laik olamaz" demiş; yazar da, bir soruya, "Müslüman olarak görevim Kur'an'ın ilkelerine göre yasamaktır, burada laiklikten ayrılıyorum" cevabini vermiş... Yazarın akil yürütmesi söyle: Bu görüş sahipleri laik olamaz, laiklik demokrasinin altyapısı olduğuna göre, aksini iddia etmelerine rağmen, bunlara demokrat da denilemez...

İkinci yazı dün Yeni Yüzyıl'da çıktı. Yazının başlarında, kendi kendine "Biz manyak mıyız?" diye soran yazar, Müslümanların "içki ve eğlence gibi şeylere" düşmanca baktıklarını, kadını "turbana sokarak görünmez kılmaya çalıştıklarını" ileri sürüyor. Din adına hayattan zevk almayı ve eğlenmeyi yasaklayan bir anlayış, toplumu İslam kuralları adına cendere altına almaya çalışıyor ve en büyük baskıyı da kadınlara uyguluyormuş... Buradan çıkan doğal sonuç yazıya baslık olmuş zaten: "Yasakçı İslam, özgür laiklik"...

Aslında her iki zihniyet de yabancımız değil. Hatta, günlük gazetelerde yazdıkları için, bu iki yazarın, gerçek düşüncelerini 'demokrat görünme' adına sakladıkları ve bir tur 'laik tabiye' yaptıkları bile söylenebilir. 'Laik tabiye' ortadan kalktığında, taze yayımlanan bir kitapta rastladığımız "İslam vahşidir" biçiminde özetlenebilecek çıplak görüşle karsı karsıya kalmamız mümkün. 'Hikayeci' olarak ün yapmış bayan yazar, sonu nida işaretiyle biten 'Müslüman bir ülkede düşünceyi açıklama özgürlüğü' başlıklı yazısına söyle giriyor: "Bana göre Müslüman ülkelerde düşünceyi açıklama özgürlüğü, din ortadan kalkmadan ya da müzelerde meraklıların incelemelerine sunulmadan gerçekleşmesi hemen olanaksızdır. Allatan ve onun peygamber eliyle indirdiği buyruklardan -Kur'an- başka düşünme yollarına, akla, bilime, felsefeye kapalı ve düşman ve suçlayıcı, cezalandırıcı, infaz edici bir toplumun özgürlükten neyi murat ettiği sorgulanmalıdır önce."

Biz, her üç görüsün aynı temel eksikliğe dayandığından eminiz: Cahillik eseri önyargılar... Güncelliğin çengeline yakalanmış gazeteciler, konunun felsefi boyutuna akılları ermediği için, öylesine sarf edilmiş sözlerin üzerine hüküm bina ediyorlar; biraz daha felsefi takılabilen 'hikayeci' ise, olaya daha kapsamlı yaklaşabiliyor. Ucunun de ortak noktası ayni: "İslam adam olmaz, Müslümanlarla uzlaşılmaz..."

Oysa, gecen hafta sonu Abant'ta toplanan, önemli bir bolumu ilahiyatçı geri kalanı liberalinden Marksistçine başka inançlısından ateistine bir grup aydın, üç gün boyunca birbirlerini anlayışla dinledikten sonra, yukarıdaki ortak görüsün tam tersi bir sonuca ulaştılar. Abant'tan çıkan sonuç bildirgesi okunduğunda, her üç yaklaşımın bilim adına mahkum edildiği görülecektir. Bildirgede, laiklik, 'devlet tavrı' olarak gerçek zeminine oturtulurken, İslam'ın akil-vahiy çelişmesinde akli ustun tuttuğu, siyasi rejimin ayrıntılarındaki düzenlemeyi topluma bıraktığı, kadını kamu alanından dışlayıcı her turlu hareketin kınanması gerektiği açıkça vurgulanıyor... Sözün kısası, 'gerçek laiklik' ile 'gerçek İslam' acısından, buğun yasadığımıza benzer çelişkiler sahtedir ve kasıtlı olarak gündeme sokulmuştur...

Bir inanç sistemi olarak İslam'ı alenen karşısına alamayanlar, 'siyasal İslam' diye bir kavramın ardına saklanarak, kendi yasakçı zihniyetlerini 'norm' olarak topluma dayatma kurnazlığına sapıyorlar. Onların 'siyasal İslam' olarak tanımladıkları olgunun İslam'la, 'özgür' sıfatıyla andıkları ve kabul edilmedikçe demokrat olunamayacağını söyledikleri 'laiklik' anlayışının da 'laiklik' ile bir ilgisi yok. Her ikisini de kendileri tanımlıyor ve birini yerin dibine batırırken, diğerini göğe çıkarıyorlar. Yaptıkları İslam tanımı kuşkucuları İslam'dan soğutuyor, laiklik tanımı ise Müslümanları ürkütüyor. Bu yolla varacakları yer Orwellci bir 'korku Devleti'dir...

En fazla merak ettiğimiz nokta su: Böylesine korkuları büyüten bir ortamda nasıl rahat uyuyabiliyorlar? Yoksa uyuyamıyorlar ve onun sonucu olarak mi bu tur yazılar yazıyorlar? Ne acınası bir hayatları var!

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İyi bir idareci ve siyasî için şu hususlar çok önemlidir: Hak düşüncesi, hukukun üstünlüğü, vazife şuuru, kaba ve ağır işlerde sorumluluk anlayışı, ince ve nazik işlerde de maharet ve ehliyet.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri