Abant Bildirgesi ve Sonrası Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Şükrü Kanber, Millî Gazete   
22.07.1997

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Abant'ta düzenlediği toplantı sonunda ortaya çıkan bildiri epey yankı buldu... Abant bildirisi pek çok katılımcının da deklare ettiği gibi bağlayıcı, Türkiye'nin en temel sorunu olan din-devlet ve toplum ilişkilerinden kaynaklanan gerilimi bir anda sıfırlayıcı bir etki ve güce sahip değil...

Ancak yine ortak kanaatte olduğu gibi bu toplantının en önemli kazancı, sorunların tartışılabilirliğinin tescillenmesi, diyalog ve cesaretle kökleşmiş yanlış kanaatler üzerine rahatlıkla gidilebileceğinin gösterilmiş olması...

Bizim en olumlu kanaatimiz ise, Türkiye'nin yerli unsurları ile kendi sorunsalına ilişkin teşhisler koymaya ve çareler üretmeye hazır bir niyetin ortaya konmuş olmasıdır... Türkiye ne çektiyse ithal fikirlerden çekti ve çekmeye de devam ediyor... Nasıl laiklik ve benzeri pek çok devrim Batı'dan olduğu gibi aktarılarak toplumsal dokumuza uyum sorunu yasamışsa, İslam adına genellikle Ortadoğu kökenli fikirlerin ithali de ayni doku uyuşmazlığını yasamıştır...

Tecrübelerden istifade etmek, fikir ve aksiyonlardan ders almak başka bir şey, onları olduğu gibi birebir aktarmak ve bu yolla sorunların üstesinden gelinebileceğini düşünmek ayrı... Bu ülke iki asırdır bu iki cendere arasında gidip geliyor...

Batılılaşma yanlıları kendimize özgü bir proje üretmektense olduğu gibi kopyalamayı tercih ederken, dindarlaşmayı savunanlar uzun sure dini şiddete dayalı mücadele yolu olarak algıladılar...

Tanzimat sonrası ve Cumhuriyet döneminde tarih ile irtibatında büyük kopuşlar yasayan bir toplumun, kendi derin köklerinden uzaklaştırılmasıyla ithal fikirlere sarılması belki bir nebze mazur gösterilebilir...

Ama asla hakli ve kalıcı gösterilemez...

Nitekim bu topraklarda kalıcı olan, kok salan ve günümüze taşınabilen damarlar, koku yine bu topraklarda olan ağaçlara ait.. Bu acıdan bakınca, Türkiye'nin 28 Şubat sureci ile yasadığı ve artık günümüzün en önemli problem atiği olan laiklik eksenli gerilime ilişkin, çok farklı düşüncelere ait aydınların bir araya gelerek, bize özgü ve yerli bir çözüm üretimi noktasında fikir jimnastiği yapmaları, daha da ileri giderek aydın duyarlılığı ile ellerini tasın altına sokmaları az bir kazanç değil...

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nı düşüncesi ve aksiyonu için tebrik etmek istiyoruz... Öte yandan aydınların günümüz problematiğine ilişkin çözüm önerilerinin zamanlamasının da yerinde olduğunu düşünüyoruz.. Yepyeni bir dönemin eşiğindeyiz... İnsanlar, kamplaşarak bir yere varılmayacağının, kendi doğrularını herkese mutlak manada kabul ettiremeyeceğinin farkındalar...

Hayat tarzları ve üslup farklılıklarının ortak zeminlerde uzlaşarak halledilebileceği düşüncesi gittikçe kuvvet kazanıyor...

Öyle ki, örneğin eski MSP ve RP döneminde siyasetin içinde kalan ve yetiştikleri donem itibariyle kamplaşmaya son derece meyyal insan potansiyelinin bile artık günümüz dünyası için yeni bir şeyler üretme zorunluluğunu kabul ettiğine, sık sık yaptığımız Anadolu gezilerinde rastlıyoruz...

Allah'ın hakimiyeti ile milli irade arasındaki ilişki biçimi, demokrasi ile din arasındaki ortak zeminler ve en önemlisi hayatla barışma noktasında arayışların varlığına şahit olmaktayız...

Hayati alabildiğine ideolojik algılamanın, tüm ilişkileri ve zehirsel faaliyetleri kaba mücadele mantığı üzerine oturtmanın hayat ile barışamamak olduğu kafalarda yer etmiş durumda...

İnsanların kafalarına üşüsen fakat dillendiremedikleri ve cevabini bulamadıkları pek çok soruya aydınların, din ve ilim adamlarının cevap bulmak gibi bir yükümlülükleri var...

Abant toplantıları bu yükümlülüğün yerine getirilmesi acısından çok önemli bir kavsak noktası...

Bu ve benzeri girişimler ile gönümüz problemlerini hiçbir ithal fikre dayanmaksızın çözüm aranabilecek bir zenginliğe ve birikime sahibiz...

Dindarlığı tercih edenlerin bu iyi niyetli çabalarının, Batılılaşmayı ve laikliği tercih edenlerce de benzer özeleştiri yöntemleri ile desteklenmesi halinde, çözülemeyecek hiçbir sorunun kalmayacağına inanıyoruz...

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İyi bir san’at eseri, onu meydana getiren unsurların mükemmeliyetiyle, unsurların mükemmeliyeti de onları teşkil eden cüz’ifertlerin mükemmeliyetiyle yakından alâkalıdır. Özün sağlam olmadığı bir yerde temiz bir duygu, temiz bir duygunun bulunmadığı bir yerde de hep canlı kalabilecek “kor” gibi eserlerin ve alevden ifadelerin meydana getirilmesi imkânsızdır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri