Denemeye Değer Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Hüseyin Gülerce, Zaman   
23.07.1998

Geçtiğimiz hafta sonu Abant'ta yapılan üç günlük bir toplantıda bilindiği gibi "Laiklik ve İslam" konusu ele alındı. Yankıları hala devam ediyor. Hürriyet ve Milliyet gazeteleri olumlu bir yaklaşımla toplantıyı değerlendirirken; görmezlikten gelen, peşin peşin olumsuz tavır takınanlar da oldu. Pazartesi günü "Zaman'dan" kösemizde toplantının önemi konusunda bir değerlendirme yaptığımız için bu defa laiklik ve İslam konusu üzerinde durmak istiyoruz. İslamiyet bizim milletimizin dinidir.

"Yüzde 99'u Müslüman" diye başlanılan sözler Türk toplumunu anlatır. İbadet ve dini yasamadaki hassasiyetler bakımından farklılıklar olsa da bizim toplumumuz; samimi Allah inancı, peygamber sevgisi ve Kur'an'a saygı bakımından büyük bir ortak paydada birleşir.

Tevrat, İncil ve Kur'an, ayni dinin kitaplarıdır. Allah, mü'minlere göre insanin hem dünya, hem ahiret saadeti için peygamberleri vasıtasıyla yol göstermektedir. Kısacası din; iyilikler, güzellikler, hayırlar için vardır ve huzurdan, saadetten, sevgi ve barıştan başka bir amaç taşımaz. Bununla beraber en fazla yanlış anlamaya ve istismara da dinimiz maruz kalmaktadır. Dini siyasete alet etme çabaları, dini; bir ideoloji ve kati bir dogma haline getirme gayretleri hem dinimize, hem mü'minlere, hem de bütün bir topluma zarar vermektedir. İtiraf ve kabul etmeliyiz ki, Türkiye'de buğun yaşanan gerginliklerin bir sebebi budur.

Gerginliklerin bir sebebi de laikliğin yanlış anlaşılması ve istismar edilmesidir. Laiklik doğru anlaşıldığı takdirde, dinimizin ve dindarların laiklikle bir sorunu olamaz. "Laik misin, Müslüman misin?" diye bir soru olamaz. Çünkü laiklik bir din değildir. Bir insan Müslüman olarak laik uygulamayı savunabildiği gibi, laik uygulamalardan yana olan bir insan, ateist bile olsa din karşıtlığı çabalarında bulunmaz, dindarların yasam tarzlarına müdahale etmeyi düşünmez. Nitekim bu hususlar Abant Bildirisi'nde çok net biçimde yer almış ve söyle denilmiştir:

"Laiklik esas itibariyle bir devlet tutumudur. Laik devlet, dini tanımlamaz, bir din siyaseti de gütmez. Temel hak ve hürriyetlerin tanımı ve sayımında laikliğin kısıtlayıcı bir ilke olarak yer almaması gerekir. Laiklik din karşıtlığı değildir ve insanların yasam tarzlarına müdahale edilmemesi biçiminde anlaşılmalıdır." Doğru anlamında laiklik bir devlet garantisidir.

Devlet laiklik prensibiyle; din, düşünce, vicdan ve dini yasama özgürlüğünü garanti altına alır. Bu acıdan nasıl din istismarı ve bundan hareketle siyasi kazanç hesabi tehlikeli ise, laikliğin istismarı ile siyaset yapılması da tehlikelidir. Dini kullanmak da, laikliği kullanmak da, onları bir dogma ve ideoloji haline getirmek de toplum bütünlüğümüz ve milli birliğimiz için bugün en büyük tehlikedir. Abant Bildirisi'nin son maddesi su güzel cümle ile başlıyor: "Biz Abant'ta toplananlar suna inanıyoruz: İnsanların değişik görüş ve eğilimlerden olmaları, farklı yasam tarzlarını tercih etmeleri, ülke yararını gözeten sağlıklı kararlar almalarına engel değildir." Konuşarak, uzlaşarak, birbirimize saygı göstererek, sevmeye çalışarak hepimiz bu ülkeye, insanımıza ve tüm insanlığa hizmet edebiliriz. Denemeye değmez mi?

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İrfan ve asaletten mahrum, devlet işlerinden de anlamayan nasipsizler, şayet yanlışlıkla birer vazife başına getirilmişlerse, hükümetin gücünü kullanmaktan, onun iktidarını istismar etmekten, her yerde kendi çıkarlarını aramaktan ve despot birer kral gibi hüküm sürmekten geri kalmayacaklardır. Böylelerinin iktidarda olduğu bir ülkede sadece zalimlerin “hay-huy”u ve mazlumların iniltisi duyulacaktır ki, bu şeâmetli seslerin yükseldiği hemen her yerde Âd ve Semûd’un âkıbeti kaçınılmaz olagelmiştir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri