| İslam ve Laiklik Ya da Vazgeçilemez Haklar |
|
|
| Nazif Gürdoğan, Yeni Şafak | |
| 21.07.1998 | |
|
Gazeteciler ve Yazarlar ile Demokraside Birlik Vakfı Abant'ta 16 ve 19 Temmuz tarihleri arasında "İslam ve Laiklik" adi altında geniş katılımlı bir toplantı düzenledi. Türkiye'nin önde gelen akademisyen, gazeteci ve yazarlarının katıldığı toplantıda, uç farklı çalışma grubunda, laiklik, din, devlet, dünya ve akil ilişkileri enine ve boyuna uzun uzun konuşuldu. Konuşmalar her uç grupta da laiklik üzerinde yoğunlaştı. Çünkü Türkiye'de laikliği savunma bahanesiyle yapılanlar, toplumun her kesiminde büyük tedirginliklere yol açtığı için, bütün aydınları yakından ilgilendiriyor. Dünyada sınırların önemini yitirdiği bir donemde, Türkiye'nin Özal öncesi, dünyaya kapalı politikalara dönmeye çalışması, doğruyu arayan ve doğru düşünmeye çalışan her aydını huzursuz ediyor. Dünyanın "büyük koy"den "büyük çarsı"ya doğru hızlı bir dönüşüm içinde olduğu günümüzde, artık hiçbir ülkenin evrensel hukuk ilkelerini göz ardı etmesi mümkün değildir. Evrensel hukuk ve ahlak değerlerini aldırmadan bir ülke varlığını sürdürebilseydi, bu devlet, Dünyanın en güçlü ordusuna sahip olan Sovyetler Birliği olurdu. Sınırların ortadan kalkması yalnızca isletmelere değil, devletlere, siyasi ve hukuki sistemlere de uluslararası standartlar getiriyor. Artık hiçbir isletme, kendi ülkesinde de olsa dünya fiyatlarının üstünde urun ve hizmet satamaz. Çünkü üreticiler gibi, tüketiciler de globalleşti. Bir tüketici plastik bir kartla istediği ülkeden, ihtiyacı olan her urun ve hizmeti kolaylıkla satın alabilir. Artık isletmeler gibi, devletler de globalleşmek zorundalar. Devletlerin evrensel hukuk ilkelerine aykırı tutum ve kararları, uluslararası kurum ve kuruluşlarda insanların temel hak ve özgürlükleriyle çatıştığında uluslararası toplum önlemler alabilir. Sınırların ortadan kalkması, isletmeleri dünya fiyatlarına, devletleri de evrensel hukuk standartlarına ayak uydurmaya zorluyor. Evrensel hukuk değerlerine dayanmayan, insan hak ve özgürlüklerine saygı göstermeyen ülkeler, Irak ve Libya gibi, kendilerini uluslararası toplumun dışında bulabilirler. Bu bağlamda, Türkiye'deki laiklik anlayışı ve uygulamaları, ülkeyi dünya standartlarından büyük ölçüde uzaklaştırabilir. Toplantı boyunca, değişik kesimlerde yer alan aydınlar, laikliğin nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde önemle durdular. Bütün dünyadaki uygulamalar gösteriyor ki, laiklik her şeyden önce tarafsızlıktır. Türkiye'de devlet, Bütün din, inanç ve düşünce akımları karsısında tarafsızlığını özenle korumalıdır. Bir toplumda laiklik kişileri değil, devleti sınırlar. Devlet, insan haklarının basında gelen inanma özgürlüğünü sınırlamaktan daha çok korumak için vardır. Ülkede daha mutlu, daha sağlıklı bir toplum yapısına ulaşma yolunda, laiklik amaç değil, araçtır. amaç, içeride ve dışarıda temel hak ve özgürlükleri garanti altına almaktır. Benim gibi, toplantıya katılan Bütün aydınlar yukarıdaki ilkelere gönül rahatlığıyla imza koydular. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







