| Abant Bildirisi |
|
|
| Taha Akyol, Zaman | |
| 21.07.1998 | |
|
Türkiye de İslam, çok büyük ve karmaşık bir düşünce evrimini yaşıyor: 14 asırlık tarih içinde sosyolojik olarak tarım toplumu, siyasi olarak hükümdarlık (Batı'da krallık) şartlarında yorumlanmış ve bize o yorumlarla intikal etmiş olan İslamiyet'in, bugün sanayi (hatta bilgi) toplumu ve demokrasi şartlarında yeniden yorumlanması! Son 'Abant Toplantısı' bu yönde önemli bir girişimdir. Sosyolojik şartlar din anlayışını etkiler mi ki yeni yorumlar gereksin? Kur'an - ı Kerim'in kendisi "bedevi" denilen göçebelerle "medeni" denilen kentlilerin din anlayışlarının farklı olacağını belirtmiş ve kentliliği teşvik etmiştir. Kur'an'a göre 'bedevi' hayat tarzında "şiddet" ve "bilememek", egemendir. (Tevbe/97) Müslüman olduktan sonra da bedeviler "şiddet" ve "bilgisizliği" sürdürdüler. "Hakimiyet Allah'ındır" diye bağırarak "ilim beldesinin kapısı" Hz. Ali'yi şehit eden Hariciler adlı fanatikler de bedevi idiler! Hz. Ali onlara "hakimiyet"in siyasi anlamının başka, 'metafizik' anlamının başka olduğunu anlatmıştır. (M. Ebu Zehra, Siyasi Mezhepler, sf. 26.) Fakat bedeviler "yüksek" bir kültür gerektiren bu ince izahları anlayamazlardı. Üstelik kentlileşen toplumun "kenarında" kaldıkları için öfkeliydiler. Onlara bir protesto sloganı lazımdı! Günümüzde Arap dünyası ve İran gibi dünyaya kapalı, devlet ve demokrasi geleneği zayıf, kurumlaşmamış ve aynı zamanda sosyal mağduriyet ve öfke duygusunun güçlü olduğu toplumlarda ideolojik radikalizmin iflasından sonra Haricilik benzeri yeni radikalizmlerin yükselmesi sebepsiz değildir. Halbuki İslam'ın hukuk nazariyatında ve özellikle Osmanlı'da da "siyasi hakimiyet"in 'ilahi' değil beşeri olduğu vurgulanmıştır. Abant Toplantısı'na katılan değerli fıkıh profesörü Hayrettin Karaman bunu 25 yıl önce "Mukayeseli İslam Hukuku" adlı kitabında yazmıştı. (Cilt 1, sf. 83). Fakat Ernest Gellner'in deyimiyle "Yüksek İslam"ın bu bilgisi, 'protesto' duygusu içinde 'adil düzen' arayan "Vulger İslam"ın aktivistlerinin dikkatini bile çekmemiştir! Abant Bildirisi'nin 1. maddesinde "akıl" vurgulanıyor. 2. maddede adeta "içtihat kapısı" yeniden açılmakta, tarihte İslam medeniyetini yaratmış olan "Yüksek İslam"ın rasyonel düşünme metotları çağımızın realitelerine yönelmek için referans gösterilmektedir. Demokrasi, birey hürriyetleri, devletin müdahale alanının sınırlılığı ve devletin tarafsızlığı gibi hayati konularda liberal ve çağdaş ilkeler kuvvetle savunulmaktadır. Bu sadece din bilimlerinde "Yüksek İslam"ın düzeyini değil, çağımızın siyasi kültürü bakımından da hayli 'sofistike' bir terminolojiyi yansıtmaktadır. Ben de ilahiyatçı bilginlerimizi yürekten kutluyorum. Uzun süre İlahiyat fakültelerinin dar akademik çevrelerinde kalmış olan bu "yüksek" bilgiler, şimdi Abant toplantıları gibi faaliyetlerle topluma intikal etmektedir. Bu noktada Fethullah Gülen Hocaefendi Türkiye'deki bu son derece önemli ve olumlu sürece ivme kazandırıyor. Bunu anlayabilmek için biraz 'sanayileşme sürecinde dinler tarihi' ve din sosyolojisi bilmek yeter! Türkiye'de devlet, liberal anlamıyla laik olacaktır... Toplum da liberal anlamıyla çoğulcu olacak, aynı mezhep içinde bile farklı din yorumları bulunacaktır. Öyle bir toplumda İslam, çağın bütün felsefi, metafizik, fikri ve sanatsal akımlarıyla 'serbest rekabet' içinde yaşayacaktır. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







