Türkiye'de Öncelikli Tehdit Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Ali Ünal, Zaman   
16.07.1998

STV'nin Ayna'sı gecen yaz Galata bankerleri konusunda çok güzel bir program yapmıştı. Programın sonunda, Osmanlı Devleti'nin çöküşünde önemli rol oynayan bu bankerlerin daha sonra ne olduklarının kayıtlarda izlerine rastlanmadığı belirtiliyordu.

Bazı araştırmacı veya tarihçilere bu konuda yöneltilen soruya verilen cevap su noktada odaklanmıştı: "Bunlar isim değiştirdiler ve o gün buğundur aramızda yasamaya devam ediyorlar." Ülkemizde özellikle son bir asırdır yaşananlar; bizi, basta medya olmak üzere, Bazı kilit noktalarda Galata bankerleri türünden kişilerin varlığına inanmaya zorluyor. Evlerinde ak örtmeli, nur yüzlü nineler görmemiş, Kelime-i Şehadet'i dahi işitmemiş, semtlerinde ezan seslerini duymamış veya bu ses asla kulaklarına girmemiş bu kesim, gündemi oluşturuyor ve perde önünde veya perde gerisinden ülkeye yon veriyor. Bunun dışında, bu kesimin etkisinden kurtulamayan, biraz "yerli" düşünmek istediklerinde, bunların amansız saldırılarıyla geriye çekilen; çağdaşlık, bilimsellik, akilcilik, özgür düşünme gibi oltalara yem olmaya teşne ve kendilerine sunulan dünyevi imkanları da kaybetmek istemedikleri gibi, ayrıca korkan yari aydın kesim var. Bu ikinci kesimin en büyük dezavantajı, insan düşüncesine en geniş ve en derin ufukları açan İslam'dan ve onunla beslenen muhteşem Doğu edebiyat ve kültüründen habersiz olmalarıdır.

Bilhassa 1960'li yıllarda, ortaöğretim cağlarında Bazı öğrenciler, kompozisyonlarına güya ağırlık kazandırmak ve hocanın gözünü boyamak için tanınmış Batili filozof veya sosyologlardan sözler uydururlardı. İste bu ikinci kesimin aydını, aslında Batı'yı yakından tanımamakla birlikte, yazılarına ağırlık vermek için zaman zaman, arada bir okudukları ikinci-uçuncu sınıf Batili romancılarından sözler aktarırlar. Bazen birbirleriyle yarışırcasına romantizm yapmaya kalkan bu "entelektüellikleri" kendilerinden menkul kesimden biri gecen gün kader konusunda tuhaf şeyler yazıyor ve "Yeryüzünde hep zulüm var olmuş. Bu tanrısal yazgıya; inananı da, inanmayanı da akil erdirememiş ve bir açıklama getirememiş." türünden büyük büyük iddialarda bulunuyordu. İslam'da kader mevzuu çözülmemiş bir mesele olmadığı gibi, Yeryüzünde zulüm de asla "tanrısal yazgı" değildir. Kader daima adalet eder ve yeryüzündeki en küçüğünden en büyüğüne bütün hadiselerde Kadercin adaleti hakimdir.

Başkalarına zulmetmekle kendilerine zulmeden bizzat insanlardır. İnsan, daima yaptığının karşılığını görür; fakat Allah, insanin pek çok hatasını affettiği ve burada konumuza dahil olmayan daha pek çok "manevi" dinamikler sebebiyledir ki, Yeryüzünde hayat devam edebilmektedir. Fakat, bunu görebilmek için Islama basiret gerekir.

Fethullah Gülen ve Batınîlik

Ülkemizde sözünü ettiğimiz bu iki kesimin dışında bir de aydın geçinen başka bir güruh var. İnanmayanıyla vazifesini yapan, inananıyla inancını, dinini dünyaya satan bu güruhun içinde Müslümanları sürekli kışkırtmaya çalışan, kritik zamanlarda kahramanlık taslayan; fakat imkan eline geçince müspet hiçbir şey yapmayanları olduğu gibi, şeytanin peştemalini peştemalsizindan ayıracak kadar şeytanlarla içli dişli olanları da vardır. Bunlardan biri geçenlerde şeytanin bile aklına gelmeyecek şekilde, Fethullah Gülen'in "gerekirse mağaraya girerim" sözünü, ülke için "tehlikeli siyasi Batınilik"le açıklamaya çalışıyordu. Herkesin bildiği bir gerçek olarak Batınilik, Şii-Caferilerce "imam" addedilen Cafer-i Sadık'ın büyük oğlu İsmail'i 'gizlenmiş imam' kabul eden ve daha sonra Platonizm'den etkilenerek, müfrit bir fırka halini alan İsmailiye mezhebine verilen addır.

Takiyye de, bütün şubeleriyle Şiiliğe hastır ve Fethullah Gülen'in Şiiliğe karsı tavrını da bilmeyen yoktur. Ticaret için bir zaman Iran devrimine arka çıkıp, onlarla münasebete giren de, ne ilginçtir ki, bu iddiayı ortaya atan kişiydi. Kim ne derse desin, Türkiye'de öncelikli tehdit, iste bu uçlu kombinezondan oluşan aydın trajedisidir.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi zararları mevzuubahis olsa bile, başkalarını düşünme, onlar için yaşama, onların acılarını ve zevklerini paylaşma gibi, her biri başlı başına birer değer ifade eden hasletlerin bir insanda bulunması, ondaki ruhânî hissin güçlü olmasından ileri gelir. Böyle bir histen bütün bütün mahrum olan kimselerde ise, değil bu hasletlerin bütününü, onlardan bir tekini dahi görüp göstermek mümkün değildir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri