İslam ile Laikliğin Bağdaşabilirliği ve Yeşeren Umutlar Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Nur Vergin, Yeni Yüzyıl   
05.07.1998

Önümüzdeki günlerde Fethullah Gülen'in himaye ettiği Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Abant toplantıya tanık olacağız. Çeşitli görüşlere sahip ilâhiyatçılarla sosyal bilimciler ve bazı basın mensuplarını biraraya getiren ve bir çalışma ortamı olduğunu belirtmek için wokshop, yani atölye adı verilen toplantıda üç gün boyunca İslam ve laiklik ilişkileri tartışılacak ve bir "mutabakat bildirisi" hazırlanacak.

Konusu itibariyle Türkiye için önemli olduğunu düşündüğüm bu atölyeye katılacak olanlar arasında yer alan bazı isimler de çok umut verici. Öyle anlaşılıyor ki, bundan birkaç ay öncesine kadar laikliğe İslam adına şiddetle itiraz eden, "İslamcı yazar" olarak tâbir edilen kişiler İslam'ın laiklik ve onu kapsayan demokrasiyle bağdaşabilirliği görüşünü benimsemeye ve laiklik ile demokrasinin, kendileri dahil, herkes için lâzım olan bir hukuksal yöntem ve ilkeler bütünü ile yönetim biçimi olduğunu idrak etmeye başlamışlar.

Bu insanların geçmiş yazılarına ve beyanlarına bakacak, bazı İslamcı ideologların laikliği küfür gibi algılamalarını hatırlayacak olursak bu, çok önemli bir ilerleme. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın bundan meselâ iki yıl önceki Hoşgörü toplantısında yapmış olduğum konuşmada hoşgörü ve tolerans ortamının ancak ve ancak laiklik gibi bir hukuksal zeminde sağlanabileceğini söylediğimde uyandırdığım olumsuz tepkileri ve aldığım protesto mektuplarını göz önünde bulunduracak olursak, bu tekâmülü sevinçle karşılamamak mümkün değil.

Türk intelliğentsia'sını birkaç yıl boyunca kısa ömürlü Medine Vesikası'ndan müdevver "çok-hukuklu sistem" çıkmazıyla oyalayan kişilerin, çağımızın karmaşık ve çok üst düzeyde toplumsal farklılaşmaya sahne olan toplumlarında abesliğini anlayıp, birlikte yaşamanın koşullarının laiklik ile mümkün olabileceğini düşünmeye yanaşmalarından mutluluk duymamak mümkün değil.

Hadiseyi somutlaştıracak olursak, önerdikleri o meşum çok-hukuklu sistemin ülkemizde uygulanması halinde benim gibi kadınların başı açık olmaları nedeniyle müşrik, yani Allah'a ortak koşanlar kategorisinde sınıflandırılacaklarını bundan üç yıl öncesine kadar alenen beyan edenlerin laikliği kabul etmeye başlamalarıyla birlikte bu tüyler ürpertici ve, üstelik, dinen yanlış olan görüşlerinden vazgeçtiklerini düşünerek şükretmemek mümkün değil.

Bundan daha iki yıl önce, genel olarak kaliteli bir dergi olan İzlenim'de yayınladığı bir makalesinde göz zinasından, kulak burun ve ayak zinasından bahseden bir Profesör kişinin, tertiplenen toplantıya davetli kadınlarla birlikte arz-ı endam etmeyi göze almasına, bir masa etrafında yan yana oturmayı kabul etmesine ve dolayısıyla sözkonusu makalesinde zinadan addettiği şeyleri laikliği sahiplenmek uğruna artık zinadan saymadığını zımnen de olsa ifade etmeye başlamasına sevinmemek mümkün değil.

Daha dün, dört ya da beş yıldızlı otellerde panel ve toplantı düzenlemenin, şirket ve holdingi kurmak suretiyle kapitalist ekonomik sistemle eklemlenmenin İslam'ı "Protestanlaştırma" anlamına geldiğini ve dolayısıyla bu faaliyetlerle tutumun da fâsık, yani dinin emrettiklerine aykırı olduğunu savunanların İslam'la laikliğin uyumluluğunu anlatabilmek için o güzelim Abant gölünün etrafında lüks bir otelde konaklayarak İslam dininin sözde Protestanlaştırılması vehminden kaynaklanan protestolarından da vazgeçtiklerini görüp memnun olmamak mümkün değil.

Geçmiş yıllarda yayınlandığım yazılarımda laikliğin toplumsal barışı sağlamaya matuf bir hukuksal ve sosyo-politik yöntem olduğunu belirttiğim ve bu itibarla da laikliğin laikçilik gibi bir izm, yani başlı başına bir amaç, felsefi gaye ya da bir erek olmayıp, farklı inanç gruplarıyla ve bizimki dahil, tüm toplumlarda az veya çok sayıda ama mutlaka varolan dinsiz tanrıtanımazların birlikte yaşamalarını sağlayan bir araç olduğunu söylediğim için yayın organlarında bu konulara aşinalığı şüpheli şahıslar tarafından beni topa tutturanların, laiklik ile laikçilik arasında ayırım yapmamdan ötürü "Müslümanları" kandırmaya çalışmakla itham ettirmeye kalkışanların bugün laikliğe sahip çıkmanın gerekliliğini kendilerinin de görmeye başlamaları karşısında kıvanç duymamak mümkün değil.

Bu tür analizler yapmamdan ötürü daha düne kadar kontrol altında bulundurdukları bir gazetede, bir Orta Anadolu üniversitesinde yüksek lisans öğrencisi olduğunu tespit ettiğim bir çocuğa itikadımın Hıristiyanvari bir inanç olduğuna, aslında sahte bir Müslüman olduğuma ve daha da beteri, İslâm tarihinde lânetlenmiş bir şahsa benzediğime dair yazı yazdıranların, bu iğrenç hedef gösterme yazısına tepki göstermeyenlerin, bana, ne o zaman ne de ondan sonra, İslam dini uyarınca sahip çıkmayanların ve Müslüman olduğumu beyan etmemle birlikte laikliği de savunduğum için ola ki, bu iftiraları hak ettiğimi düşünüp kıs kıs gülenlerin birkaç aydır orada burada ve önümüzdeki günlerde de Abant toplantısında var mı yok mu laiklik, diye çırpınmaları karşısında "Allahım, nelere kadirsin!" dememek de mümkün değil.

Serzeniş ve eleştiriler bir yana, biz bu gelişmeleri olumlu karşılıyor ve insanların İranlı bir Ali Şeriati ile Mısırlı bir Seyyid Kutup gibi öfkeli ve radikal sayısal İslamcılarından ya da kılı kırk yaran bitpazarı masallarını din diye pazarlamaya çalışan yazarlardan yola çıkarak kendilerine sebebi ne olursa olsun, daha liberal ve barışçıl referanslar çerçevesinde laiklikle buluşmak için er veya geç çaba gösterenleri ülkemizin ve dinimizin selâmeti uğruna yine de selâmlamak ve umutlanmak istiyoruz.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi yaptığı işi beğenme bir münafıklık alâmetidir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri