Olur mu Böyle Hasan? Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Hasan Sutay, Zaman   
19.04.1998

Bu yazıyı Kısaparmak'ın 'Olur mu böyle Hasan?' parçası eşliğinde okumanız gerekmiyor. Çünkü adı geçen Hasan o değil. Hasan Cemal'den bahsediyoruz. Hasan Cemal de kimi zaman jazz yapıyor, kimi zaman bandoda görev alıyor. Duruma göre senfoni modasına uyuyor. Bakıyorsunuz 10. Yıl Marşı'nı söylüyor.

"Tank sesiyle uyanmak" bazıları için alışkanlık, hatta tiryakilik yapabilir. Nostalji adına müzik niyetine dinlemeyi tercih edebilir.

Aslında bu yazıyı, dun okumanız gerekiyordu. Fakat Hasan Cemal'den cevap gelir diye bekledik. Çünkü 'titizlendiği için' sözlü sorulara telefonda cevap vermek istemiyordu.

İster cevap verir, ister vermez. Onun tercihlerine karışacak değiliz. Fakat popüler bir yazara soru sormak da herhalde hakkimiz olmalı. Biz de aşağıdaki soruları faksla sorduk. Bir gün cevap beklediğimiz için yazıyı kaleme almadık. Gönderdiğimiz faks şöyleydi:

Sayın Hasan Cemal Bey;

Telefonda da belirttiğimiz gibi, aydınların her meselede toplumu aydınlatmak görevidir. Medyada dönem dönem bazı tartışmalar moda olur. Yazarlar da, ister istemez kendini bu tartışmaların içinde bulur. Fethullah Gülen de, böyle bir tartışmanın konusu.

Tartışıldığına göre, elbette yazarlar da bu konuyu enine boyuna ele alacaklardır. Buna kimsenin itirazının olacağını sanmıyorum. Ancak, bazı köşe yazarlarının, tartışmayı kampanya haline getirmesinden dolayı sağlıksız sonuçlar çıkıyor. 'Fethullah Gülen' yazınızla alakalı sormak istediğim noktalar özetle şunlar:

1. Kişiler, henüz fiiliyata dökülmemiş düşüncelerinden dolayı yargılanabilir mi? Aydınlar, böyle bir yargılamaya taraf olabilir mi?

2. Dini alet etme, ticaret, sapkınlık meselesinde sadece sevmediğimiz insanlar mı suçludur? böyle bir iddia, karalamaya yönelik kampanyanın bir parçası ise, asilsiz iddiaya destek vermekle sorumlu olunmaz mi? böyle bir sapkınlık varsa, sadece belli bir zümrenin suçlanması yerine, 'Herkes kanun önünde eşittir' kuralından hareketle, ayırım yapılmadan suç fiilini işleyen herkesin sorumlu olması gerekmez mi? suç olarak belirttiğiniz sapkınlığın mensubu bulunduğunuz gazetenin bazı yayınlarında (Kişisel tercih diye) gayet normalmiş gibi anlatıldığı bilinmiyor mu?

3. 'Fethullah Hoca, laik rejimin kendi dinlerini yaşamalarına engel oluşturmadığının farkında...' sözüyle anlatılmak istenen nedir? 'Kendi Dinleri'nden kastiniz nedir? Bu ülkede her Müslümanın kendine özgü bir dini var da bizim mi haberimiz yok? Mesela sizin dininiz nedir? Buna İslam cevabını veriyorsanız, Fethullah Gülen hakkındaki değerlendirmenizde kullandığınız basit mantıktan hareketle size soruyorum: Laik rejim sizin dininizi yasamaya engel oluşturuyor mu? Büyük çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu bir ülkede, insanların dinlerini rahatça yaşamalarından daha normal ne olabilir? Soruyu tersinden soracak olursak; dinlerini rahatça yaşamamaları mi gerekiyor?

4- Hasan Cemal de, toplumu 'İç düşman' konseptine uygun kamplarda mı görmek istiyor?'

Yeni Bir Kitap Hazırlığı Olsa Gerek:

Kapağını gördüğünüz kitabin arka kapağında şunlar yazılı: "Türkiye'de 12 Eylül 1980'le olağanüstü bir rejim başladı. Bu tarihten başlayarak, basına dönük öylesine çok ve değişken uygulamalar vardı ki, haber akimi çeşitli engellere takılıyor, gazete sayfalarına yansımıyordu. Gazeteci, yazabildikleriyle görevini yaptığına inanamadı; yazamadıklarıyla mutsuzlaştı.

Bununla birlikte elinizdeki kitap, bu donemde yazılıyordu; hem de günü gününe. Gazeteci yazamadıklarını, haberleştiremediklerini bir bir saptadı, defterine not etti; zamanı gelince gün ışığına çıkarmak amacıyla." Doğrusu, cesur bir aydının itirafı bunlar. O dönemde her türlü baskıyı göze alarak, yazmaktan vazgeçemeyen yazarlara karşılık, not tutup kitap yazmayı planlayan aydından, günümüzde başka turlu davranması beklenemez.

Diktadan hoşlanıyorlar!

Kara günlerin adamı, zor günlerin fetvacısı bir köşe yazarı başkasını eleştirirken 'Ölülerin arkasından konuşuyor, o cehennemde cayır cayır yanacak!' gibi laflar ediyordu. Yazdıklarını unutmuş olsa gerek, merhum Özal hakkında attırıp tutturuyor. Madem olunun arkasından konuşmak günahtı, kendisi niçin konuşuyor?

Ayni çizgide buluşan diğer arkadaşları da kendinden pek farklı değil. Milyonlarca insanin katili Pol Pot için günah çıkaran bir köşe yazarı, ayni anlayışın onda birini merhum Özal için göstermekten kaçınıyor.

Diktatörlere saygı, kendi insanının saygı gösterdiği merhum cumhurbaşkanına iğneli yazılar. Saysanız bir düzineyi bulmayacak 'aydın' görüntülü yazarlar, ne yazık ki, fazla yaygara yapmayı iyi beceriyorlar. Merhum Özal'ı 'Zengini sevmekle suçlayanlar, diktatör sevmekle övünüyor.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâyesi hikmetle yoğrulmuş hakîm, hücresinin daracık duvarları içinde kâinatları seyreder ve öyle ulaşılmaz noktalara ulaşır ki, dünyaları gezen seyyahlar, onların yüzde birini bile göremezler...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri