Hasan Cemal Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Fehmi Koru, Zaman   
18.04.1998

Sabah gazetesinden Hasan Cemal, iki gün üst üste, Fethullah Gülen Hocaefendi'yi hedef alan yazılar yayımladı. 'Psikolojik savaş' kavramını bilmeyenleri, ABD'de McCarthy döneminin komünistlere karsı açtığı 'cadı avı'ndan, Almanya'da Hitler dönemindeki Yahudileri düşman belleyen 'sürek avı'ndan habersiz olanları şaşırtacak bir üslupta kaleme alınmıştı her iki yazı da...

İlkinde, tarihi gerçekleri çarpıtan bir akil yürütmeyle, Bediuzzaman Said Nursi'nin sağlığında savunduğu yönetim tarzının 'din cumhuriyeti' olduğunu, dolayısıyla onun takipçisi Fethullah Gülen'in de gönlünde yatanın ayni yönetim tarzı olması gerektiğini ileri sürüyor Hasan Cemal. İkinci yazı ise, bazı çevrelerin hedef tahtası seçtikleri Fethullah Gülen'e destek veren DSP lideri Bülent Ecevit ile DSP'li Ahmet Tan'ın dini gruplar ve tarikatlara 'olumlu' bakmayan eski görüşlerini hatırlatıyor...

Hasan Cemal, dünkü yazısını, "Laik ve demokratik cumhuriyete bağlılığından kuşku duymadığını" özellikle vurguladığı Bülent Ecevit'i eski sözleriyle avlamak isteyen, "Yoksa Ecevit'in tutumu, politikamızda çok rastladığımız, 'rakibim yapınca olur, ben yapınca olmaz!' cifte standardının, oy avcılığının yeni ama sıradan bir örneği mi?" sorusuyla bitirmiş...

Sabah yazarının tipik bir 'psikolojik savaş neferi' olduğunun delili, gerçekleri ters yüz etmekten çekinmemesidir. Artık bir CD-Rom veya Internet yakınlığında olan Risale-i Nur külliyatına ulaşabilen herkes kolayca öğrenir ki, Beziuzzaman Said Nursi'nin daha saltanat zamanında savunduğu yönetim biçimiydi cumhuriyet... Cumhuriyet kurulduktan sonra, o donemin modası pozitivizm ve materyalizm cereyanlarının etkisi yönetimde kendini hissettirmeye başlayınca, "Cumhuriyet idaresi dine karsı olmamalı" anlamına 'dindar cumhuriyet' kavramını dile getirmişti Bediuzzaman. Hasan Cemal'ın, günümüzdeki bazı yabancı örneklerle çağrışım yaptırmak için olduğu hemen sırıtan, 'dindar cumhuriyet' kavramını 'din cumhuriyeti' ile ters yüz etme çarpıtması, bir 'psikolojik savaş' taktiğidir.

Hasan Cemal, Bülent Ecevit ile Ahmet Tan'ın üç yıl öncesine ait görüşlerini günümüze taşıyor. Buna bir diyeceğimiz olmaz, hakkidir. Ancak, ayni Hasan Cemal, sadece iki yıl önce, bir kez de değil defalarca, simdi kötüleme yarısında saf tuttuğu kişi ve düşüncesini yere göğe sığdıramıyordu. Türkiye'nin genel secime doğru hızla yol aldığı 1995 yılında, ya tek basına veya Refahla mukayese ederek Fethullah Gülen Hocaefendi'yi öven pek çok yazı çıktı Hasan Cemal imzasıyla (Bir kaçı için bkz. 14 Subat 1995; 13 Haziran 1995 ve 16 Haziran 1995).

Son yazılarında ne diyor Hasan Cemal? Sunu: "Bence bir nokta kesin: Said Nursi'de olduğu gibi Fethullah Hoca'da da dini esas alan bir cumhuriyet fikri hiç kuskusuz vardır. Bu fikir aslında bütün dini tarikatlarda, cemaatlerde mevcut." Buradan hareketle vardığı nokta da su: "Fethullah Hoca'nınkı dahil bütün cemaat ve tarikatların, dini siyasete, dini ticarete, dini sapkınlığa -örneğin sekse- alet edip etmedikleri konusunda siki ve titiz devlet denetiminden devamlı geçmeleri gerekiyor." (Sabah, 16 Nisan 1998)

Peki ayni Hasan Cemal iki yıl önce diyordu? Sunu: "Son söz: Cemaatler, tarikatlar bu toplumun ve demokrasinin birer gerçeği. Çatışmayı, kutuplaşmayı değil, hoşgörü ve diyalogu savundukları surece de toplumsal barış ve yumuşamada önemli bir yere sahip olurlar..." Su satırları da okuyun: "Refah'taki hakim zihniyete karşılık, Fethullah Gülen Hocaefendi'ninki değişik bir ses... Yumuşak... Daha uzlaşmacı... Demokrasi oyununun kurallarını zorlamayan bir hava..." (Sabah, 14 Şubat 1995)

İkisi arasında ortak tek bir nokta var: Hasan Cemal birbirine taban tabana zıt iki görüsü de 'çok kesin' biçimde ifade ediyor... İki yıl önce, Fethullah Gülen'e yumuşak bakarken de, bugünkü sertliğinde de, bir yerlere bakarak hizaya gelmişlik hemen kendini belli ediyor. Biz de kesin bir hüküm verelim: Sabah yazarı Hasan Cemal'ın iki yıl önce öyle yazması gerekiyordu ('yumuşak' yazılarının çıktığı tarihlerde Türkiye'nin seçime doğru yol aldığını unutmayın), buğun de böyle yazması gerekiyor...

Yazının basında kullandığımız 'McCarthy' ve 'Hitler' gibi isimlerin konumuzla ilişkisi ne?

ABD'deki McCarthy dönemi çılgınlığını en iyi yansıtan araştırmacı David Caute'nin 700 sayfalık dev 'The Great Fear' (Müthiş Korku) adli kitabinin 'cadı avı' donemi Amerikan medyasıyla ilgili su satırları bu soruya cevap teşkil edebilir: "Müthiş korku döneminde basının oynadığı rolü anlatmak için müstakil bir kitap yazmak gerekir. Su kadarını söyleyeyim ki, sağcı gazetelerin yardımı olmasaydı, solcu-avında politikacılar ve savcılar o kadar basarili olamazlardı. Çünkü sözümona liberal basın daha ilkeli bir direniş gösterseydi, ülke siyasi sisteminin Jefferson'dan beri oluşmuş gelenekleri bu kadar kolayca berhava edilemezdi." (s. 446) ABD'de McCarthy döneminde yürütülen 'cadı avı', beş yıldan daha uzun bir sure boyunca ülkeyi dehşete salmışsa, bunda en büyük pay, Hasan Cemal turu, önüne konulanı yazma zorunluluğunda bırakılan 'psikolojik savaş' muharrirlerinindir.

David Caute, McCarthyci Amerikalı gazeteciler için bayağı insafsız davranmış; ileride Türkiye'nin bugünlerini yazacaklar, Hasan Cemal ve benzerleri için neden daha insaflı olsunlar?

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâyesi hikmetle yoğrulmuş hakîm, hücresinin daracık duvarları içinde kâinatları seyreder ve öyle ulaşılmaz noktalara ulaşır ki, dünyaları gezen seyyahlar, onların yüzde birini bile göremezler...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri