| Mesele Oy Meselesi Değil |
|
|
| Süleyman Yağız, Takvim | |
| 16.04.1998 | |
|
Bazıları, Ecevit'in, Fethullah Hoca ve grubuna yönelik hoşgörülü tavrına, "oy beklentisi" açısından bakıyorlar. Oysa bunun, gerçekle hiçbir ilgisi yok. Zira Türkiye'de "oy beklentisi" ni birincil amaç etmeyen tek lider, Bülent Ecevit'tir. Bu konuda çok somut bir örnek vermek istiyorum. Biliyorsunuz, Güneydoğu'daki sorununa, genel olarak iki bakış açısı var: 1. Kürt Sorunu 2. Güneydoğu Sorunu Türkiye, bu konuda öyle bir bölünmüş ki, "Kürt sorun" derseniz "solcu", "Güneydoğu sorunu" derseniz "sağcı" sayılıyorsunuz. Ecevit, "demokratik solcu" bir lider olarak, kendisine yapılan suçlamalara aldırış etmeden, soruna, "Güneydoğu sorunu" demiştir. Ecevit, bir solcu olarak, diğer solcular gibi soruna "Kürt sorunu" deseydi, bölgeden önemli oranda oy alır mıydı, almaz mıydı? Bal gibi de alırdı... Ve DSP'yi bugün Türkiye'nin birinci partisi haline getirebilirdi. Ecevit, Doğrudan Şaşmadı Fakat Ecevit, "oy"u, birincil amaç olarak görmediği için, soruna, "Güneydoğu sorunu" demeyi tercih etmiştir. Çünkü "doğru"su da oydu... Ecevit, bölgenin oyunu kaybedeceğini bile bile, saptadığı bu "doğru" dan şaşmamıştır. Tersini yapsaydı; yâni Kürt sorunu" deseydi, oy alırdı ama, böyle söylediği için "iki yüzlülük" yapmış olurdu... Ama dürüstlüğün sembolü olan Ecevit'in böyle bir şeyi yapması hiç mümkün değil. Ecevit'in Fethullah Gülen ve grubuna bakışını değerlendirirken de konuya oy meselesi açısından bakmamak gerekir. Tabii siyasetin doğası gereği, Ecevit de her çevreden, partisine oy verilmesi umut ve dileğinde olacaktır. Fakat dediğim gibi, Bülent Bey, hiçbir zaman, oy beklentisini birincil amaç olarak görmemiştir. Ecevit'in Fethullah Gülen'e sıcak bakışının en önemli sebebi; "samimi, laik dindarlar"la "mürteciler" in birbirine karıştırılmasını önlemek, dolayısıyla "irtica"nın önünü kesmektir. Gülen ve grubu, laik dindarlar açısından önemli bir örnektir. Ecevit de bu örneğe işaret etmektedir. Demokratik Sol Farkı Şu anda DSP içinde, önceki gün Gülen'i gerekçe göstererek istifa eden Adana Milletvekili Tuncay Karaytuğ gibi bu gerçeği tespit edemeyenler, tek-tük de olsa bulunabilir. Bunlar DSP'nin "demokratik sol kültürü"nü henüz algılayamamış kişilerdir. Bu kültürle yoğrulan DSP'liler ise kesinlikle Karaytuğ gibi düşünmezler. Çünkü DSP'nin en önemli ilkesi, "inançlara saygılı laik" liktir. Bu ilke; her "dindar"a, "mürteci" olarak bakılmamasını gerektiriyor. Karaytuğ, DSP'den ayrılıp CHP'ye geçerken, "sosyal demokrat" değil, "demokratik sol" bir partidir. Karaytuğ ki, bu vekil, zaten DSP'ye lâyık biri değilmiş. O da bazıları gibi, gerçek kimliğini gizleyerek DSP'ye sızmış. Bu tür kişilerin DSP'ye kaybettirecekleri hiçbir şey yoktur. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







