| Absurdus |
|
|
| Fikret Ertan, Zaman | |
| 08.04.1998 | |
|
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Papa 2. Jean Paul'un Şubat'ta atadığı 2 gizli kardinalden birisi olabileceği yolunda önce bir gazetede ve sonra da bir dergide yer alan saçma ve gülünç iddiaya cevap verme niyetinde değildim. Ne var ki, gecen gün bir dostumun telefonda 'Tempo'daki Gülen-Kardinal yazısını gördün mu, ne diyorsun buna?' seklindeki sorusu üzerine ne kadar saçma, ne kadar gülünç de olsa yazılan, söylenen bazı şeylerin en azından bazı zihinlerde sorulara yol açtığını hatırladım. Bu dostum çeşitli kesimlerde bulunan dostlarımdan birisi. İtibarlı bir meslek sahibidir. İdealisttir, Türkiye'yi çok sever ve çok okur. Belli bir eleştirel mantığa sahipse de zaman zaman komplocu açıklamalara da iltifat eder. İşte herhalde bana telefon ettiği zaman komploculuk tarafı nüksetmişti ve ses tonundan, ifadelerinden söz konusu saçma iddiaya inanma eğiliminde olduğunu anladım ve 'Gülen-Kardinal saçmasına kendime göre cevap vermeye karar verdim. Gerek Cumhuriyetteki Aytunç Altındal imzalı yazı gerekse de Tempo'daki yazıda Fethullah Gülen'in Papa 2. Paul'un 21 Şubat günü adlarını resmen açıkladığı 20 yeni kardinale ek olarak 'İn pectore' atadığı 2 yeni gizli kardinalden birisi olabileceği ihtimali çeşitli laf ve mantık oyunlarıyla öne sürülüyor. 'In pectore' kalpte, kalbin içinde, sinede anlamına geliyor; yani hiç kimsenin bilemeyeceği yerde; kalpte gizlenen kısacası. Papa'nın atadığı son 2 kardinalin adları da böylece Papa istemedikçe, açıklamadıkça Papa'nın kalbinde ebediyen kalacak. 'In pectore' kesintisiz devam eden bir gelenek; Temponun yazdığı gibi 100 yıldır uygulanmayan bir gelenek değil. Mesela, bugünkü Papa Mayıs 1979'daki kardinaller toplantısında bir kardinali de 'İn pectore' ilan etmiş, uygun gördüğü için yıllar sonra, 1991 yılında, bu gizli kardinalin adini açıklamıştı. Çin'in Şanghay kenti kardinali Ignatius Kung Pin-mei idi ve bir ay sonra kardinalliğin alameti kırmızı şapkasını Papa'nın elinden almıştı bu din adamı. Yeri gelmişken söyleyelim, 'İn pectore' tercihler gizli oldukları için Papa'yı seçen kardinaller heyetinde yer alamazlar. Papa 2. Jean Paul ölmeden adlarını açıklamadığı takdirde bunlar yok sayılırlar ve kardinaller heyetine asla girmezler. bugünkü Papa'nın halefi Papa Paul de mesela 27 Nisan 1976 günü atadığı 19 yeni kardinale ek olarak 2 de 'İn pectore' atama yapmış ve bir sonra bunlardan birinin adini açıklayarak Katolik dünyayı şaşkına çevirmişti. Bu şahıs da Vietnam-Hangi Kardinali Joseph Marie Trin nhu Khue idi. Bugünkü iki 'İn pectore' kardinale gelince, hem Aytunç Altındal hem de Tempo bunlardan birinin Cin, diğerinin ise Ortadoğu'dan olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyorlar. Oysa, Vatikan ve Vatikan'ı yakından takip eden çevrelere göre Ortadoğu ihtimali hemen hemen sıfır noktasında. Bu bağlamda sadece Cezayir Başpiskoposu Giovanni Battista'nın adı geçiyor ve bunun da ihtimal dışı olduğu belirtiliyor. Muhtemel 'İn pectore' adaylar ise bu çevrelere göre şöyle: Çin'den bir piskopos, Vietnam-Ho Ci Min kentinden Piskopos Nicolas Huynh van Nghi ve kardinaller heyetine atanmasının Rus Ortodoks Kilisesi'ni kızdıracağından endişe edilen Rus Katolik Kilisesi'nden Başpiskopos Tadeusz Kondrusiewicz. Ayrıca, bazı İtalyan gazeteleri Vatikan devlet yetkililerinden Giovanni Battista ve Jean-Louis Tauran adlı piskoposların da 'İn pectore' kardinallerden olduklarını yazdılar. 'Gizli kardinaller' konusunun uydurmaya değil bilgi ve mantığa dayanan yönü iste böyle. Kaldı ki Katolik Kilisesi'ni biraz tanıyan birisi 'dışarıdan' yani 'haricilerden' hiç kimsenin asla 'İn pectore' atanamayacağını çok iyi bilir. Çünkü Katolik Kilisesi hiyerarşiye, hizmete çok önem verir; kiliseye yıllarca hizmet etmeyenlerin yükselme sansı hemen hemen yoktur; hele kardinal atanma, bu mümkün değildir; ama bu gerçeklere, bilgilere rağmen ben 'ille de Fethullah Gülen, gizli kardinal olabilir diye uydurayım, bir inanan çıkar' diyenler varsa o başka. Ne var ki, Latince söyleyelim, bunlar 'absurdus' ile uğraşıyorlar. Absurdus, 'akil, mantık ve sağduyuya ters düşen düşünceler' anlamına geliyor. Bunun Türkçe'si de 'saçma' demek. kısacası, saçmalıyorlar; hem de fena halde... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







