11:45:03

Bu site 26 Mart 2013 tarihinden itibaren güncellenmemektedir. Sitenin güncel hali http://fgulen.com/tr/ adresinde takip edilebilecektir.

Bir de Böyle Komplo Var Yazdır E-posta
Değerlendirme: / 11
Kötüİyi 
Taha Kıvanç, Zaman   
03.04.1998

Allah komplocu zihinlerden hepimizi korusun. Bu duanın benim kalemimden çıkması belki şaşırtıcı; ama lütfen yazacaklarımı okuyun da, ayni kanaate varırsanız, bitirdikten sonra duama iştirak edersiniz. Önce Cumhuriyette, orada görmeye hiç de alışık olmadığımız bir kalemden, "Papa'nın gizli kardinalleri" baslıklı bir yazı yayımlandı.

Aytunç Altındal'ın bu yazısında, 'diyalog' ve 'hoşgörü' gibi dile geldiğinde kimi kast ettiği belli kavramlar bolca kullanıldıktan sonra, Papa'nın şubat ayında atadığı 20 kardinal arasından ikisinin adlarının açıklanmadığı belirtiliyordu. "Kilisenin bağrına bastığı gizli evladı" anlamına gelen 'in pectore' tarzıyla (yani gizlice) atanan bu kardinallerin birinin Çin'de, diğerinin de Ortadoğu ülkelerinden birinde olduğunu ileri sürüyordu Aytunç Altındal. Bunu öyle bir üslupla ifade ediyordu ki, atamayla hemen ayni günlerde gerçeklesen Fethullah Gülen-Papa görüşmesini aklına getirenlerin, "Fethullah Hocaefendi Katolik kardinali oldu" biçiminde düşünmemesi imkansızdı. "Komplo teorisinin bu kadarı da olmaz!" dedirtecek çapta bir zihni bulanıklık söz konusu burada. Gerçeklerden ve doğrulardan hareketle, muhtemelen bile, yanlış sonuca varıyor Aytunç Altındal. Papa'nın 20 yeni kardinal atadığı bir gerçek. Bunlardan ikisinin adlarının açıklanmadığı da. Bu tur 'gizlice' kardinal atama usulüne 'en pectore' denildiği de doğru. Hatta, 'gizli kardinaller' diye anılan iki kişiden birinin Çin'de, diğerinin Ortadoğu'da olduğu da.

Tek gerçek olmayan, ima edildiği biçimde, Fethullah Hocaefendi'nin onlardan biri olduğu. Çünkü, 'en pectore' (yani gizlice) atanan kardinallerin de, her şeyden önce kardinalliği hak eden birer rahip olması gerekiyor. Papa bile olsa, hiç kimse, birini "Kardinal yaptım, oldu" diye atayamıyor, hiyerarşisi çok güçlü Katolik Kilisesi'nde. Atamanın 'en pectore' olarak yapılmasının sebebi, o kişilerin hayati tehlikeye duçar olma ihtimali.. Bir sureden beri, İslami hassasiyeti yüzünden bazı çevrelerin hedef seçtiği Fethullah Gülen Hocaefendi, bir 'komplo teorisyeni' tarafından, 'gizli dinli', hatta daha yukarı 'gizli kardinal' ilan edilebiliyor. Bizim ülke gerçekten bir tuhaf. Aytunç Altındal'ı biraz tanırım, efendiden bir adamdır. Bunalımlı ortamlarda belirip bir yerlerde pişirildiğini ima eder biçimde bazı senaryoları birbiri ardına sıralar gazete ve ekranlarda; sonra birden ortalıktan kaybolur ve bir dahaki bunalıma kadar izini kaybettirir. 1994 yılında, Milli Görüş'ün Belcika/Anvers'teki genel kuruluna katılanlardan biriydi Aytunç Bey. Milli Görüşçüler, aralarında bulunanları kendi kalabalıklarına tanıtmayı severler. O toplantıda da, gazeteci kimliğiyle orada bulunanları bile sahneye çıkartmak istediler.

Aytunç Bey çıktı, ayran kabartıcı bir konuşma yaptıktan sonra bas parmağını Refahçılar gibi kaldırdı ve "Bu defa iktidara geleceğinize bana söz verin" diyerek stadyumu dolduran yaklaşık 20 bin kişiye ant da içirdi. O yıllarda ilgisini Türk-Yunan ilişkilerine, Ortodoks Kilisesi'ne yöneltmişti Aytunç Altındal ve 'savaş senaryosu' yazıyordu. Günaydın'daki kösesinde, "16 Kasım'da Türk-Yunan Savası çıkacak" biçiminde manşet olan bir tezi savunuyordu. Ona göre, 16 Kasım, Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin yürürlüğe girme tarihiydi. Türkiye'nin imzalamadığı sözleşmeye göre, taraf ülkeler, karasularını 12 mile çıkartıyorlardı. Yunanistan karasularının 12 mil olduğu iddiasındaydı; Türkiye ise bunu 'savaş sebebi' (casus belli) sayacağını ilan etmişti. Aytunç Altındal, bir çok doğruyu alt="*" alta sıraladıktan sonra yanlış bir sonuca varıyordu: "16 Kasım'da Türk-Yunan Savası çıkacak." Bereket, insanlar da ülkeler de, 'komplo' kursalar bile, davranışlarında olabildiğince mantıklılar. 'Komplo' keşfetmek ile 'komplo' üretmek arasındaki farktan habersiz bulanık zihinler, bundan habersiz oldukları için, bir kere bile doğru sonuca varamaz, hep yanılırlar.

Aytunç Altındal'ın "Fethullah Hoca gizli kardinal" komplosu başkalarının da hoşuna gitmiş olmalı ki, bu hafta çıkan Tempo dergisi, Papa-Hocaefendi görüşmesinin kocaman bir fotoğrafı esliğinde, tam üç sayfasını bu konuya ayırmış. Aytunç Altındal, "2000 yılında ortaya çıkacak bu ilişkiler ağının Müslümanları şaşırtmaması için uyarı görevini yerine getiriyorum" demiş dergiye ciddi. 21 Mayıs 1994 tarihinde yazdığı "16 Kasım'da Türk-Yunan Savası çıkacak" yazısındaki ciddiyetten farksız bir üslupla. O kehanetinin yanlışlığı altı ay sonra anlaşılmış ve Günaydın'daki sütununa mal olmuştu. 2000 yılına kadar kim ole, kim kala? Siz böyle bir menhus komplo ithamına maruz kalsanız ne derdiniz?

Fethullah Hocaefendi sunu demiş: "Benim Müslüman olduğuma herkes şahit ve buğun ülkede bazılarınca Müslümanlığım sorgulanıyor. Hayatimin 60 yıllık en acık gerçeğine rağmen, böyle bir iddiada bulunmanın veya bunu ciddiye almanın ne ile bağdaşabileceğini temiz vicdanlara havale ediyorum." Bu 'gizli kardinal' komplosundan daha ilginci başka bir komplocu zihinden çıktı ve bir dergi, "Aytunç Altındal Hocaefendi'ye yakındır; iddiayı o cevre bile çıkartıyor, gayeleri Hocaefendi'ye uluslararası dokunulmazlık kazandırmak." diye yazdı. Hatta, dergi, iddiasını kuvvetlendirmek için, "Eğer öyle olmasaydı, Zaman bu iddiayı bu kadar sessiz geçiştirir miydi?" diye bizi bile komplosuna tanık gösterdi. Allah komplocu zihinlerden hepimizi korusun!"

 
< Önceki   Sonraki >
Fethullah Gülen Web Siteleri