01:22:27

Bu site 26 Mart 2013 tarihinden itibaren güncellenmemektedir. Sitenin güncel hali http://fgulen.com/tr/ adresinde takip edilebilecektir.

Dinlerarası Diyalog Yazdır E-posta
Değerlendirme: / 81
Kötüİyi 
Ali Bulaç, Zaman   
08.03.1998

Fethullah Hocaefendi'nin Katolik dünyasının dini lideri Papa ile yaptığı görüşme, "dinlerarası diyalog" konusunu bir kere daha gündeme getirmiş oldu. Bu hafta da İstanbul Büyükşehir Belediyesi (7-8 Mart 1998) "Kültürlerarası Diyalog" başlığı altında geniş katılımlı uluslararası bir sempozyum düzenliyor. Fethullah Hoca'nın attığı adımla ilgili -lehte ve aleyhte- çok şeyler söylendi, yazıldı; öyle anlaşılıyor ki daha uzun bir süre bu konu gündemdeki tartışmalı yerini muhafaza edecek.

Kabul etmek lazım ki, dinlerarası diyalog kavramı konusunda İslam dünyası ve özellikle Türkiye çok az bilgilere sahip bulunuyor. Bu bilgi yetersizliği, çoğu zaman Hoca-Papa görüşmesi ve buna bağlı diyalog meselesinin ya yanlış ya da tabii maksadını aşan düzeylerde ele alınmasına yol açmaktadır. Hıristiyan dünyanın bu konudaki tecrübe ve faaliyetleri hayli zengin. Kimilerine göre bu görüşme neredeyse "Dinler arasındaki farkı ortadan kaldırıp dinleri tevhid edecek" bir görüşme oldu; kimilerine göre "Dini ve siyasi sonuçları itibariyle İslam'a ve ülkemize misline az rastlanacak bir zarar" getirdi. Bu her iki yaklaşım ve değerlendirme tarzında bariz hatalar, abartmalar var.

Önce "diyalog" kelimesinin ne anlama geldiğine bakalım: Monolog'dan farklı olarak, diyalog'un Türkçe'mizdeki karşılığı "karşılıklı konuşma" demektir. karşılıklı konuşmadan gaye, muhavere ve müzakeredir. Bir konuda taraflar, sakince ve etraflı olarak bir konuyu karşılıklı olarak ele alıp kendi aralarında müzakere eder, birkaç yönünü ortaya koyar, birbirini anlayarak bir kanaate ve fikre ulaşmaya çalışır. Her ne kadar "tebliğ" kavramı da bir tur diyalogu gerektiriyorsa da, özü ve amacı dolayısıyla tebliğ"e diyalog denmez; şüphesiz tebliğ yapan, önemli bir dini görevi yerine getirmiş olur; ama "ötekiyle diyalog" farklı bir şeydir.

Diyalog'da "öteki"yle birlikte sükunet; teenni; anlama; muhasebe; tahlil; temyiz; terkip; muhakeme; farklı ihtimallerin göz önüne alınması ve tabii "karşılıklı ihtiram" önemlidir. Sert mizaçlı insanlar, sadece dini görüşlerinde değil, siyasi görüş ve "dünya işleriyle ilgili bilgiler"i konusunda da "kesinliğe ulaşmış partizanlar", diyaloga katılamazlar; onlara kesin inançlı misyonerler, davetçiler ve propagandistler denebilir. Bu sınıfta yer alan insanların yaptığı monologdur.

Özetleyecek olursak, monolog; tek taraflı anlatmak, karşı tarafı iletişime ve konuşmaya katmamak, başka bir deyişle dinlemeden konuşmaktır. Diyalog; "öteki"ne: "Ortada beni de seni de ilgilendiren bir sorun var; gel, oturup karşılıklı konuşalım, ortak çözümler üzerinde imal-i fikir edelim" demek ve öyle yapmaktır. Verimli bir diyalog teşebbüsünde "öteki"ni "tanımlama" yoktur; çünkü diyaloga katılanların birbirini tanıdığı varsayılır; tanımlama ise "müdahale amaçlı" olduğundan, karşılıklı konuşma ve tearüfün maksadına aykırıdır. tebliğ ise; bir hakikatin veya bir bilginin kendisinden habersiz olana ulaştırılması, anlatılması ve tanıtılmasıdır; ayrıca tebliğ, dini hayatimizin en esaslı vecibelerinden biridir ve fetanetle icra edildiğinde yerine göre bir tur monologu, yerine göre diyalogu içermektedir. tebliğ, propaganda ve telkin değildir; çünkü güçlü propaganda ve gelişmiş psikolojik tekniklere dayalı telkinler sonucu elde edilen bir kanaati, çok daha güçlü bir propaganda ve telkin izale edebilir. Tebliğle elde edilen şey, bilginin imana dönüşmesi ve bu imanın, tutum ve davranışlara temel teşkil edecek şekilde insan ruhu tarafından içselleştirilmesidir.

İslamiyet, sadece tebliğ, tearüf ve diyalogu değil, bazı durumlarda "meydan okuma"yi da önerir. Mesela Allah, inanmayanlardan "Kur'an'ın bir misli"ni veya "on ayeti"ni getirmelerini ister. Yine Kur'an'da Allah konusunda "farz-i muhal kabilinden burhan ve bilgiler" talep edilmesi bu türden meydan okumalardır. Kur'an bir icaz ve mucizedir; bu meydan okumalarla hasımlarını "acze düşürmek" veya kendi acizliklerinin farkına varmalarını sağlamak ister.

Netice itibariyle Kur'an'ın hitabı anlatımından, tebliğ ve tearüf yanında "diyalog"u önerdiğini; bunun da "hikmetle, güzel söz ve sik bir üslupla" yapılmasını istediğini söylemek mümkün. Salı günü dinlerarası diyalogun imkan ve zorlukları üzerinde durmaya çalışalım.

 
< Önceki   Sonraki >
Fethullah Gülen Web Siteleri