24 Saat Sonra Konuşanlar Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Yusuf Ziya Cömert, Yeni Şafak   
14.09.1999

Ertuğrul Özkök'ün İletişim ve İktidar'ını okuyalı 15 yıldan fazla oluyor. 15 küsur yılın ardından Özkök'ün kitabı hakkında ancak şunu söyleyebilirim: İletişim ve İktidar'ı okuduğum günlerde, iletişim üzerine 5-6 kitap daha okumuştum. O okumalar sonucunda bende kalan bilginin içinde, mutlaka Özkök'ün kitabından bir şeyler vardır. 15 yıl önce okuduğum bilimsel bir kitabın, yazarının mizacı ve kişiliği hakkında neler anlattığını şimdi toparlayabilmem çok zor. Gazete yazılarından edineceğiniz kanaat de her zaman güvenilir değildir. Yazılardan, insanın fikrini zikrini anlamak mümkün olsa bile, mizacını, kişiliğini tahlil etmek zordur. Tanımak için en iyisi yüz yüze konuşmaktır. Televizyon programları, ekrandaki insanın sizi tanımasına imkan vermese de, sizin ekrandakini tanımanıza yardımcı olabilir. Ahmet Hakan'ın İskele Sancak programı, Ertuğrul Özkök'ün mizacı ve kişiliği hakkında fikir edinmek isteyenler için iyi bir fırsattı. Oradan, haline, tavrına, sesine, mimiklerine bakarak Özkök'ün söylemediklerini de anlamak mümkündü. Programın ayrıntılarına girmeyeceğim. İskele Sancak'taki söyleşinin altına bir 'yekun hattı' çizerek 'toptan' söylemem gerekirse, Ertuğrul Özkök hakkında müspet bir intiba edinmiştim.

Bu yüzden, evvelki gün Hürriyet Gazetesi'nin manşetini gördüğümde yadırgadım. Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un uçsuz bucaksız bir çölün ortasından "gür ve gümrah" bir vaha gibi doğuveren "Hitabe"sini, "Şaşırtan çıkış" diye yorumluyordu Hürriyet.

Herkes Hürriyet gibi yorumlasaydı yadırgamazdım. Bir yerden 'tavsiye' almışlardır diye düşünebilirdim. Ama herkesin olumlu ifadelerle değerlendirdiği konuşma, bir tek Hürriyet'te adab-ı muaşerete aykırı bir tarzda değerlendirilmişti. Hürriyet, manşet haberinin altında, Doç. Dr. Sami Selçuk'un Abant toplantısına katılmış olmasını geleneksel 'jurnalci' lisanıyla veriyordu. Sami Selçuk "Fethullah Gülen'e yakınlığı ile bilinen" Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Birinci Abant Toplantısı'na katılmıştı. Hürriyet'e göre, Sami Selçuk'un dile getirdiği hakikatlerden çıkarılacak netice buydu. Bir an, Hürriyet'teki 'derin irade'nin, Sami Selçuk'un konuşmasından rahatsız olduğunu gizlemeyen Oktay Ekşi tarafından manşete yansıtıldığını düşündüm. Dün, yanıldığımı anladım. "Yargıtay Başkanı'nın konuşması üzerine yazmak için 24 saat beklediğini" söyleyen Ertuğrul Özkök, dünkü yazısında Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un söylediklerini bir tarafa bırakıyor, 12 Eylül Anayasası'nın durduğu safta yerini alıyordu.(Özkök'ün, 12 Eylül Anayasası'nın meşruiyetiyle ilgili ilk bakışta makul görünen gerekçelerini göz ardı etmiyorum. Fakat, 12 Eylül Anayasası'nın oylandığı günlerdeki şiddetli baskıyı göz ardı etmesini de göz ardı etmiyorum!) Özkök, sonunda Yekta Güngör Özden ve Vural Savaş ile Doç. Dr. Sami Selçuk'un hukuk konusundaki tavır ve tutumlarını eşitliyor. Özden ile Savaş'ın hukuk dışı terminolojilerinden rahatsız olduğunu söylüyor ve işin içine Sami Selçuk'u da katmaya çalışarak yazısını noktalıyor: "Acaba hukukçularımız Türkiye'yi ileri götürecek fikirleri savunmak için daha 'makul' üsluplar bulamazlar mı?" Selçuk'un konuşması hakkında fikir beyan etmek için 24 saat bekleme ihtiyacı duyanlar arasında Cumhurbaşkanı Demirel ve MHP lideri Bahçeli de vardı. Çiller'in ilk gün Selçuk'un konuşmasını önemli bulduğunu söylemekle yetinip ancak 24 saat sonra lehte görüş beyan etmesi de gözden kaçmadı.

En ilginç yaklaşım ise Başbakan Ecevit'inkiydi. Ecevit, hakların, özgürlüklerin, hukukun, demokrasinin tesisi doğrultusundaki ciddi talep ve tenkitler ihtiva eden konuşmayı güya destekliyor, Anayasa değişikliğine taraftar olduğunu söylüyordu. Ecevit'in taraftar olduğu Anayasa değişikliği dün biraz anlaşıldı. Yargıtay Başkanı'nın sivil çıkışı, Ecevit'in 'şair' mizacına milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırmak ve bakanların daha kolay yargılanmalarını sağlamak gibi, seçilmişlerin hareket alanını sınırlayacak düzenlemeler ilham etti. Yani memleketimizin Başbakanı, Doç. Dr. Sami Selçuk'un sözlerinden, 28 Şubat kararlarına uygun düzenlemeler yapmak icap ettiğini anladı. Eminim Ecevit bu görüş ve idrak çizgisinde yalnız değildir.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İş yerlerini alışılagelenden her gün bir saat önce açıp bir saat sonra kapatanların, ayları otuz beş, seneleri de dörtyüz yirmi güne ulaşır. Tabiî, imkân elverdiği ölçüde aynı iş yerlerinde gerçek vazifenin de ihmale uğramaması şartıyla...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri