|
Aslında yazının başlığını 'Türk medyasında zeka sorunsalı' koyacaktım; ama muhatapların idrakinin birkaç 'fit' üzerinden geçeceğinden, onları böyle bir külfete sokmayıp, direkt kendi frekanslarıyla, jargonlarıyla 'hoşamedi' yapmak istedim... (Eminim şimdi bu Hoşamedi ne ayaktır diye ya ansiklopedi kurcalıyor, ya da Hakkı Devrim'i arıyorlardır)... Kaç gündür bakıyorum bizim medyaya, bir demokratik, bir öğrenci hareketleri savunucusu gibi ki sormayın. Bazılarının gençlik yıllarındaki cevvaliyetleri akıllarına geldiği için 'militarist' genleri genleşip gençleşiyor, ondan böyle 'yine şahlanıyor aman' havası çalıyorlar; ama yaşamları boyu evlerinden çıkmamış, gülümserim diye ödleri ağızlarına gelen, özgürlük ve demokrasi alerjisi olan insanların, İran'da yaşanan öğrenci olayları konusunda esip kükremelerine şaşıyorum inanın... Harç, inanç, eğitim ve öğretim özgürlüğü için kendi ülkesindeki üniversitelerin önlerinde joplanan, tartaklanan, göz altına alınan, işkence gören öğrencileri savunmak bir yana, onlarla mücadeleyi 'amaç' haline getirmiş bu toplum dışı vasat kalemlerin tarihe yansıyan perspektiflerini en çok gelecek nesil görecek ve acıyacak.. Ancak, müsaade ederseniz benim de acizane bir cümlem var... Diyor ki, bunlardan biri; (genelde bir yerlerden masasına uzatılan dosyaları yazarak görevini ifa eder bu kişi) 'Efendim bir kısım medya Hikmet Uluğbay'ın intiharına neredeyse zil takıp oynayacak... Bu ahlaksızlıktır...' Aklıma bu zatın pek hazzetmediği insanların vefatlarından sonra takındığı tavırlar geldi. Mesela merhum Özal'ın ardından, mesela tam bir fikir ve hürriyet namuslusu Yavuz Gökmen'in ardından takındıkları suskun tavır. Hatta satır aralarından zil sesi 'sızındıran' cümleleri. Harbi yürek, cesur beyin, güçlü kişilik odur ki, düşmanı alt ettikten sonra bile, 'düşmanımsın; ama delikanlı adamsın' diyebilsin. Ama bunlarda nerde o yürek ve zeka! Trafik kazasında vefat eden MGV başkanının ardından 'Şeriatçı başkan 4. eşi almaya giderken öldü' diye başlık atabilecek kadar ahlaklıdır bunlar! İki hafta önce 'güçlüdür' Abbas, (yazmasa durmaz) yazdırmıştı sayfasında; 'Fethullah Gülen'in gazetesi zeki çocukların peşine düştü' diye... Tamamen kendi zihniyetlerinin dışa vurumu olan bu mantık ile hareket edersek, şöyle diyebiliriz demiştik: Bu adamlar her sene güzellik yarışması düzenleyip, lolitalar seçiyorlar. İlanlarına bakıp; 'Aydın Doğan'ın medya uzantıları 15'lik çıtırların peşinde..' desek aynı zevzekliği yapmış olmaz mıyız? Baktım dün 'minik kuş' Emin Efendi aynı mantığı almış Abbas kardeşinden... Bunların bir de o yönleri var. Emin Efendi her ne kadar futboldan hazzetmese de, 'pas' olayından pek bir zevk alır. Abbas'tan alır Arslan'a muz orta keser, ordan Aşık'la verkaça girer... Abbas-Emin efendiler 'tandem'i bu sefer Fethullah Gülen'e yakın okullara pek bir kafayı takmışlar. 'Aslında bu okullar başarısız, siz bakmayın bağırdıklarına' demeye gelen yazılar çiziktiriyorlar... Hele şu mantığın düzeysizliğine bakın, hem 'okullar başarısız' diyeceksin hem de onlarla uğraşmayı 'durumdan vazife çıkarmak' sayacaksın. Tıpkı bazılarının, 'Aslında Fethullah Gülen ilkokul mezunu, cahil, bilgisiz bir imamdır' deyip sonra da ondan ve hoşgörü misyonundan ödünün patladığı gibi... Bu ne yaman çelişki Emin Efendi! Uçurtman tellere mi takıldı? Bak Zaman gazetesi uçurtma şenliği de yaptı, geleceğin uçurtmacılarını da kafalıyorlar. Nasıl ıskaladın? Emin efendi, ÖSS birincisinin transfer edildiğini yazmış, 'ayıp bu' diyerek. Adam üniversitede kopya çektiğini yazacak kadar 'şecaat arz eden' biri olduğu için, bilmemesi doğal, aha buraya yazıyorum sevabıma: Emin efendi, başta Bilkent olmak üzere birçok özel üniversite ÖSS'de başarılı olan öğrencilere mektup yazıp, (hatta bazılarına bizzat giderek) kendi okullarını tercih etmelerini tavsiye ediyorlar... Bu fakire de yollamışlardı, 'gel yurt, pansiyon, okul harçlığı, harç kredisi bedava' diye... Eğitimde rekabet kaliteyi getirir... Siz hep beraber eğitimsiz kalalım diyerek, zihniyet açısından İran rejiminden bile geri olduğunuzu nasıl da ele veriyorsunuz! Abbas kardeş coştukça döktürüyor... 'Devlet okulları öne çıktı' diye başlık atıp, altını doldurmaya çalışıyor. 'Gözü olanın gözü çıksın', bütün devlet okullarının başarısını istemeyen sazan mı? Sorun, sizin zihniyetinizin, bazı okulların başarısını hazmedememesi.. Gökhan'ın resmini basan Milliyet ve kardeş kuruluşu Posta, tişörtündeki dersane reklamına tahammül edemeyerek kazımıştı. Bu bile tahammülsüzlüğünüzün ve iç yüzünüzün dışa vurumu değil mi? Kendinize kalkan olarak da devleti kullanıyorsunuz. Bir de soru: Bu okulların uluslar arası olimpiyatlarda kazandıkları başarı sizi utandırıyor mu, sevindiriyor mu? Harbi harbi cevap verin!
|