| İkinci Abant Platformu |
|
|
| Beşir Ayvazoğlu, Zaman | |
| 12.07.1999 | |
|
Abant'ta üç gün boyunca akıl-vahiy, din-devlet ve din-toplum ilişkileri tartışı aldı. Kalabalık bir gazeteci grubu tarafından da dikkatle takip edilen komisyon çalışmaları ve genel kurul, bir iki gerginlik anı sayılmazsa büyük bir olgunluk içinde gerçekleştirildi. Farklı kesimlerden gelen, yetişme tarzları, formasyonları, dünyaya bakış tarzları birbirinden farklı aydınların ve bilim adamlarının bazı meselelerde uzlaşabilmeleri, hem sağlıklı bir müzakere geleneğinin başladığını, hem de samimi bir anlama gayreti gösterildiği takdirde uzlaşılabilecek noktaların rahatlıkla bulunabileceğini göstermesi bakımından son derece önemliydi. Aslına bakılırsa, aynı havayı soluyan, aynı suyu içen, aynı toprağın ekmeğini yiyen insanların birbirine bütünüyle yabancılaşması eşyanın tabiatına aykırıdır. Açıkçası, tabii olmayan uzlaşmak değil, uzlaşamamaktır. Uzlaşmazlığı politik (veya başka) amaçları için daha doğru bulanlar bu çerçevenin dışında kalır. Elbette bir grup insan, bir hafta sonu bir araya gelip aralarında bazı konularda uzlaşmaya vardılar diye, Türkiye'deki bütün problem alanları ortadan kalkacak ve hemen yarın işler yoluna girecek değildir. Bu, benzerleri gibi, sadece bir adımdır ve en azından meselelerimizin müzakere edilebilir olduğunu göstermektedir. Varılan sonuçlar daha geniş platformlarda tartışılmak üzere hazırlanmış teklifler olarak anlaşılmalıdır. Benim katılmadığım Birinci Abant Platformu'nda da aşağı yukarı aynı meseleler tartışılmıştı. Bu yüzden komisyonlar tekrara düşmemek için geçen yıl ele alınmayan meseleleri ön plana çıkarmaya çalıştı. Ortaya konulan üç metin, bazı maddeler Hüseyin Hatemi hocanın tabiriyle "haminne temennisi" niteliği taşımaktaysa da, özellikle din, devlet ve siyaset ilişkilerinde tıkanıklıkları ortadan kaldırabilecek ve sosyal barışa katkıda bulunabilecek hareket noktaları vermektedir. Demokrasi, insan hakları, din, vicdan ve ifade hürriyeti gibi temel fikirler etrafında şekillenen metinlerde, din-devlet ilişkisinin sadece hukuki ve siyasi boyutlarıyla ele alınmasının yanlış olduğu, tarihi, sosyolojik ve kültürel verilerin ve olguların da dikkate alınması gerektiği, Cumhuriyet'in demokratik ve hürriyetçi hedefleriyle İslam'ın özündeki yüksek değerler arasında ciddi bir çelişmenin bulunmadığı, tarihteki dini görünüşlü monarşik yapıların model olarak kabul edilemeyeceği, din-devlet ilişkilerinin sağlam bir temele oturtulabilmesi için tek bir model (Fransa modeli) yerine diğer laiklik/sekülerlik modellerinin de mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiği yolundaki maddeler öncelikle dikkati çekiyor. İkinci Abant Platformu'nda ortaya çıkan nihai metin, birinci toplantıda varılan sonuçlarla birlikte düşünülmelidir. Daha sonraki toplantılarda da başka meselelerin tartışılacağı ve ilk iki toplantıdaki eksikliklerin, daha geniş platformlarda yapılan tartışmalarda ortaya çıkan problemler veya uzlaşmalar da dikkate alınarak giderileceği ümit edilmektedir. Aslına bakılırsa böyle girişimlerin daha faydalı ve etkili olabilmesi için süreklilik kazanması şarttır. Zaten üç günlük birliktelik sonunda varılan sonuçlardan biri de bu idi: Abant Platformu'nun kurumlaşması. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







