Bir Yanlış Düzeltildi Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 11
Kötüİyi 
Taha Kıvanç, Yeni Şafak   
01.07.1999

Şişli Terakki Lisesi'nin de bağlı olduğu Fevziye Mektepleri Vakfı tarafından kurulan Işık Üniversitesi, Faik Bulut'u ağırlayarak ona bir hatasını itiraf ettirmiş. Faik Bulut, hepsi birbirine benzeyen, "Tarikat Sermayesinin Yükselişi" veya "Yeşil Sermaye Nereye?" gibi kitaplarından birinde, Işık Üniversitesi'ni de "Fethullahçı eğitim kurumları" arasında göstermiş... Faik Bulut, şimdi, "Yanıldım" diyor...

"O tür kitapları haberleştiren gazetelerde 'irticacı firmalar' arasında dükkânının adı anılan köfteci Hüseyin'e haber versem mi acaba?" diye bir an düşündüm. O da şık bir tören düzenleyerek Faik Bulut'a 3x3 metrekarelik dükkânında hiçbir 'irticaî' faaliyet icra edilmediğini anlatırdı. Faik Bey, nasıl olsa alıştı, "Hüseyin'in koltuk meyhanesi de irticacı değildir" fetvasını verebilirdi.

Rektör Prof. Sıddık Yarman, "114 yıllık geçmişi olan Fevziye Mektepleri Vakfı'nın kurduğu Işık Üniversitesi özgür, lâik, demokratik hukuk devleti ile Cumhuriyete inanan, Atatürk ilkelerine bağlı, Atatürkçü gençler yetiştiriyor" demiş yanında oturan Faik Bulut'a bakarak...

Herhalde sizler de, Cumhuriyet'in 76. yılını sürdürdüğümüz halde vakfın 114 yıllık bir geçmişe sahip olmasını garipsediniz. Garipsemeyin, çünkü Fevziye Mektepleri Vakfı'nın açtığı ilk okulun asırlık tarihi var. Kurucusu olan Şemsi Efendi, Atatürk'ü de okuttuğu için tarihimizde önemli bir simadır. Küçük Mustafa'nın annesi, babanın muhalefetine rağmen, onu Kur'an kursuna yollar, sonra oradan alınıp Ali Rıza Bey'in istediği Şemsi Efendi'nin modern eğitim veren okuluna yazdırılır... İşte Şemsi Efendi'nin o okulu Işık Üniversitesi'nin ilk küçük adımıdır...

Atatürk'ün öğretmeni olmasına rağmen Şemsi Efendi ile ilgili yeterli bir bilgi bulmak zor. Ben, adına ilk kez, Şemsi Efendi'nin akrabası olduğu anlaşılan Ilgaz Zorlu'nun makalelerinde rastladım. Oradan da, Doç. Özcan Mert'in "Atatürk'ün ilk öğretmeni Şemsi Efendi" başlıklı bir araştırmasından haberdar oldum. En son, Tarih Vakfı tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlanan "Alevi kimliği" adlı derleme içerisinde bulunan Prof. İlber Ortaylı'nın "Osmanlı modernleşmesi ve Sabetaycılık" adlı çalışmasında karşıma çıktı.

Ilgaz Zorlu Işık Üniversitesi ile hayali tamamlanan Şemsi Efendi hakkında şu bilgiyi veriyor: "Şemsi Efendi, 1852 yılı civarında aslen Sabetaycı (Zorlu, "Bu kavram tarih literatüründe 'dönmelik' olarak ifade edilmektedir" diyor. TK) bir ailenin ferdi olarak doğdu. Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenen Şemsi Efendi Selânik'te açılan bir yabancı okulda çalışmaya başladı. Burada öğrendiği metodları kendi kuracağı bir okulda uygulamak amacındaydı, ancak maddî olanakları yeterli olmadığı için destek bulması gerekiyordu. İşte kendisine bu destek mensup olduğu 'Kapancı' grubu üyelerince sağlanmıştır."

Prof. İlber Ortaylı da başka bilgiler sunuyor: "Şemsi Efendi Sabetaycıdır. Kapani grubundan olduğu söyleniyor. Fakat Karakaş grubu ile işbirliği yapıyor ve eğitimle bu iki rakip dönme grubunun birliğini sağlamak istiyormuş. Atatürk bu modern okulda okuma yazmayı daha çabuk ve doğru öğrendiğini söylemiştir. Bu 'Şemsi Efendi Okulu' dediğimiz, aslında Sabetaycıların açtığı modern Fevziye okullarından biridir. Şemsi Efendi modern fikirleri ve iki Sabetaycı muhalif grubu birleştirme gayreti yüzünden cemaat tarafından aforoz edilmiş, sonra İstanbul'a göçmüş (1912) ve 1917'de orada ölüp Üsküdar'da Sabetaycı mezarlığına gömülmüştür."

Şemsi Efendi, Doç. Özcan Mert'e göre, ilk okulunu, 1872 yılında, Selânik'te, Sabri Paşa Caddesindeki Çarşamba Dergâhı'nda açmış... Demek ki, bu okulların, Sıddık Yarman'ın söylediği gibi, 114 yıllık değil, daha gerilere giden, en az 127 yıllık, bir geçmişi var. Yoksa Prof. Yarman, Atatürk'ün okuduğu okulu saymıyor mu?

Yazılanlara yeniden göz attığımda, Işık Lisesi ve Işık Üniversitesi'nin "Demokratik, lâik" türü iddialarıyla hiç de uyumlu gitmeyen bir köken tablosu ortaya çıktı. Bu okulların önce rüyasını gören, Selânik'ten İstanbul'a nakl-i mekân etmesi gerektiğinde yine eğitim işiyle ilgilenen Şemsi Efendi için, Ilgaz Zorlu, "Yaşadığı dönemin en büyük Sabetaycı Kabbalistlerinden biri" değerlendirmesini yapıyor. Kabbala Yahudiler'in fıkıh kitabıdır; Sabetaycılar arasında bu alanda uzman olanlar bildiklerini kendilerinden sonra gelenlere aktarırlarmış... Işık Üniversitesi'nin fikir babası Şemsi Efendi'nin "Sabetaycı bir din adamı" olması çok ilginç. Ilgaz Zorlu, bir yerde, Şemsi Efendi adından sonra açtığı paranteze Şimon Zwi adını da yazmakta (s. 115). Şemsi Efendi'nin hayatının sonuna doğru anılarını kaleme aldığını ve orada Kabbalistik tartışmaları gündeme getirdiği de anlaşılıyor...

Şemsi Efendi'nin açtığı okulların bugünkü durumu içler acısıymış. Ilgaz Zorlu, "Ticarî bir kazanç kapısıdırlar; son yıllarda İmam Hatip liselerinin gerisinde kalmakta, pek çok sınavda başarı gösterememektedirler" diyor bu okullar için...

Tarihe göz atınca, Faik Bulut'un bu özellikleri bildiği için mi "Işık Üniversitesi irticacı bir kurumdur" dediğini doğrusu merak ettim. Dikkatini yanlış yerde yoğunlaştıracağına özür dilemeye gittiği üniversitenin tarihiyle ilgilenseydi belki de hayatının şovunu yapma fırsatı yakalayacaktı.

O fırsatı kendisine Köfteci Hüseyin de verebilir.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
mert bulgurcu  - atatürk   |2007-03-14 15:07:20
çok güzel atatürk ile ilgili ne olursa olsun zaten güzel çok güzel olmuş

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendimizi başkalarına sevdirme gayreti şeytanın bir oyunudur. Önemli olan Hakk’ın sevmesi ve hoşnut olmasıdır. Bir kimse sadece hilâf-ı vâkî bir beyanda bulunuyorsa o basit bir yalan; söylediği yalana kendisi de inanıyorsa o mürekkep bir yalan, başkalarını da inandırmak için propaganda yapıyorsa o da mük'ap (katlamalı) bir yalandır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri