| Sivilleşme |
|
|
| Ali Bayramoğlu, Yeni Binyıl | |
| 22.03.2000 | |
|
İsmet Berkan'ın dünkü yazısı Ankara'nın siyasi serencamını" ortaya koyan önemli bir yazıydı. Berkan yazısında Ecevit'in Gülen okulları konusundaki olumlu ve ısrarlı tavrının askeri cenahta yarattığı sıkıntıyı hatırlatıyor; bayram öncesi gerginliğin yükseldiğini, daha doğrusu Ankara'nın başbakanı hedefleyen "yeni bir Gülen kaseti" dedikodusuyla çalkalandığını söylüyordu. Asıl önemlisi durumun dedikodunun ötesine geçmesi, bu kasetten hükümetin haberdar olması, ön almak için Ecevit'in geri adım atarak görüşünü yumuşatan açıklamalar yapmak zorunda kalmasıydı. Şunları söylemişti Ecevit: "Fethullah Gülen'in siyasi görüşlerini ya da Türkiye içindeki faaliyetlerini hiç övmedim. Genelde dini akımlarla ilgili TSK'nın hassasiyeti bellidir (...) Ben, Gülen'in inanç sistemi hakkında herhangi bir bilgiye sahip değilim. Ama yurt dışındaki okullarından, bu okulları görmüş olan herkes memnun. Bunlar Türkiye'nin dünyada orta ve uzun vadede güçlenmesine çok önemli katkıda bulunuyor. Ben gerçeği ifade ettim..." Burada önemli olan ne Ecevit'in görüşleri ne de Gülen cemaatinin siyasi ve toplumsal ahvali... Bunları aşan, başka derin bir yaraya işarete eden bir "durum", bu "duruma" ilişkin "dört önemli sorun" var, tayin edici nitelikte olan... Bu sorunlardan birincisi, kimliği ve konumuyla toplumsal meşruiyeti tartışma götürmez olan, daha önemlisi siyasi iktidarı temsil eden başbakanın kendisinden üstün bir otorite varmışçasına, bu otoriteye ve önem onun çizdiği siyasi yönergeye tabiymişcesine geri adım atması; geri adım atarken hassasiyetine atıfla askeri otoriteyi referans kabul etmiştir. İkincisi daha önce bir çok kez olduğu gibi nereden geldiği, nasıl kaydedildiği belirsiz; hukuka, şeffaflığa, ahlaka dair kuralların tümünü çiğneyen kasetlerden yeni bir kasetle bir başbakanın hedef alınması hazırlığıdır. Üçüncüsü bir kaset üzerinden siyasi sorumluluk taşımayan kişi ve kurumların zımni bir yetki gaspına gitmesi, yani siyaset yapması, daha doğrusu siyasete müdahale etmesi gayretidir. Dördüncüsü, bu gelişmenin siyasi faaliyetin yerini istihbarı faaliyete, toplumsalın yerini asayişe bıraktığı o garip sürecin devam ettiğinin kanıtlanması, daha da vahimi bu çerçevede bir adım daha atıldığını göstermesidir. Tüm bunlar ülke siyasetinin "normalleşme" konusunda hala ne denli sıkıntılı bir dönemden geçtiğini gösterir. Tersten ifade edelim: Hala herhangi bir kaset, anayasa değişikliklerinden FP'nin kapatılma davasına hemen her konuda siyasi iklimi değiştirme gücüne haizse, daha doğrusu bu tür kasetleri piyasa süren güç bunu yapma ve gündemi belirleme kabiliyetine sahipse ve bunun önü alınamıyor, bu yönde girişimler yapılıyor, başbakan bu girişimlere boyun eğme durumunda kalıyorsa, ülkenin önündeki en önemli mesele dünden bugüne değişmemiş demektir. Bu mesela sivilleşme meselesidir; bu mesele siyasi alanın genişletilmesi, toplum-devlet ilişkilerinin prosedür açısından rota değiştirmesi meselesidir. Bilin ki, değişimden söz etmek değişmeye yetmiyor... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







