| Artık, Sabrımızın Sınırları Zorlanıyor |
|
|
| Mehmet Barlas, Yeni Şafak | |
| 15.03.2000 | |
|
Aslında kararlı bir yönetim olsa, Avrupa Birliği'ne sıkı bir muhtıra verip, Avrupa'daki kilise okullarını ve tarikatçıların yuvalandığı manastırları falan kapattırır.. Belli ki, "28 Şubat özürlü" takımın abarttığı ölçüde bir "şeriat tehlikesi" yok.. Ama galiba ciddi derecede bir "Osmanlı tehlikesi" ve dolayısıyla "saltanat ve hilafet tehdidi" var olabilir.. Baksanıza şu duruma.. Yabancı ülkelerde, "Cumhuriyet Türkiyesi"nin kültürünü, hangi objeler temsil ediyor?.. Topkapı Sarayı'ndaki 241 parça eser, Avrupa, Amerika derken, şimdi de İsrail'e gidiyormuş.. Bu eserlerin arasında "Fatih'in kılıcı" da, "2'nci Abdulhamit'in eğeri" de varmış.. Devlet böyle yapar da, özel sektör geride mi kalır? "Sakıp Sabancı Koleksiyonu" diye bilinen Osmanlı el yazmaları ve sanat yapıtlarından oluşan eşyalar da, Amerika'dan sonra Paris'te sergilenmeye başladı.. İnanmazsınız.. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin büyükelçilikleri de, saltanat ve hilafet dönemini simgeleyen bu sergilerin açılışları için, davetler, resepsiyonlar veriyor.. Yani biz, bugünleri yaşamak için mi, hep birlikte 10'uncu yıl marşları söyledik? Sen burada Arap harflerinin öğretildiği okulları, kursları kapat.. Sonra devlet ve özel sektör gitsin, Cumhuriyet Türkiyesi'nin kültürünü, hilyelerle, tezhipli Kur'an'larla dış dünyaya tanıtsın.. Bu sergileri görünce sinirlenmemek, gerçekten mümkün değil.. Biliyor musunuz ki, Sakıp Sabancı koleksiyonunda, Yavuz Sultan Selim'in de, 2'nci Abdulhamit'in de "ferman"ları var.. O Yavuz Sultan Selim ki, Mısır'ı 1517'de fethedip, Halife'yi İstanbul'a getiren ve "şeriat tehlikesi"ni başlatan eylemcidir.. Abdulhamit de, "Halife" ünvanını, 1876 Kanun-u Esasî'sine yerleştirtip, ilk defa hem "Devlet Başkanı" hem de "Halife" olan, bir çeşit Humeynici bir padişahtır.. Ne demek yani?.. Cumhuriyet Türkiye'sinde, Milli Güvenlik Kurulu'nun "muhtıra-bildiri"leri dururken, şeriatçı kişilerin "ferman"larını yabancılara sergilemek, laikçi ideolojiye yakışır mı? İşte böyle davranışlar, Hizbullahçılara cesaret verir.. Bize göre, Cumhuriyet Türkiyesi, artık iç ve dış düşmanların ekmeğine yağ süren bu tür davranışlara, bir "dur" demelidir.. A'dan Z'ye bu tür "tehlike"leri saptayacak bir komite kurulmalı ve bu komiteye üye olarak, Güven Erkaya, Teoman Koman, Çevik Bir, Ertuğrul Özkök, Ali Kırca, Kurtul Altuğ gibi bilinçli kişiler atanmalıdır.. Bunlara her türlü imkan verilmeli ve tehlikeli durumları yerinde görebilmeleri için, Cavit Çağlar'ın uçağı da satın alınıp, tahsis edilmelidir. Cavit Çağlar'la pazarlık konusunda, Teoman Koman görevlendirilebilir.. Ülkeyi ziyaret eden turistlerin, Topkapı, Sultanahmet Camii, Dolmabahçe Sarayı gibi, hilafetçi, saltanatçı ve şeriatçı dönemi temsil eden mekanlara gitmesi yasaklanmalıdır. Örneğin "Topkapı"yı ziyaret etmek isteyen turistler, zorla uçaklara bindirilip, Cumhuriyet'in eserleri olan Ankara'daki "Bakanlıklar" gösterilmelidir.. "Sultanahmet Camii"ne gelen turistler de, Ankara'da "Anıtkabir"e götürülmelidir. Zaten bu Avrupa Birliği ile yakınlaşma, ulusal egemenliğimizi ve bağımsızlığımızı tehdit eder hale geldi.. Gelen yabancı diplomat ve politikacıların zırt-pırt insan haklarından söz etmeleri, tahammül sınırımızı zorlamaya başladı.. Aslında kararlı bir yönetim olsa, Avrupa Birliği'ne sıkı bir muhtıra verip, Avrupa'daki kilise okullarını ve tarikatçıların yuvalandığı manastırları falan kapattırır.. Ayrıca, Avrupa'lı kral ve kraliçelerin, yemin törenlerini ve evliliklerini kiliselerde yapmaları da, herhalde dikkatimizden kaçmıyor. Güven Erkaya, Fethullah Gülen'le uğraştığı kadar, bu cizvit okulları meselesine de biraz eğilmelidir. Neticede o eski bir NATO subayıdır.. Avrupa'daki teokrasi tehlikesi, onun için Türkiye'deki şeriat tehlikesi kadar önemli olmalıdır.. Şimdilik, söyleyeceklerimiz bunlar!.. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







