| Devletimiz Hizmetkarını Cezalandırır |
|
|
| Ahmet Ünal, Zaman | |
| 03.03.2000 | |
|
Devletimizin kötü bir huyu var. Kendine sırt çevirenle, hizmetine koşanı aynı kefeye koyuyor. Kabulleninceye kadar, ıcığını cıcığını araştırıp eza testinden geçiriyor. Cilveli bir sevgili gibi nazlanıyor. "Beni candan usandırdı, cefadan yar usanmaz mı?" dedirtiyor. Aşığını mecnuna benzetip ona bir gülümsemeyi çok gören devletli; galiba Leyla'nın adından miras gece karanlığını, seven kalplerin ışığını karartmakta kullanıyor. Milli Mücadele'nin kahramanları bu "gelenek"ten payını fazlasıyla almışlardı. Haklarında, idam fetvası çıksa da, onlar bunun "konjektür" gereği olduğunu düşünüp yılmamıştı. İstiklal Harbi'nin yenilgi bilmez paşası Org. Kazım Karabekir de hissesine düşene rıza göstermişti. Neredeyse idam sehpasına çıkıyordu. İlerleyen yaşında vefa beklerken evi didik didik arandı. Kitapları, notları yakıldı. Ama "ihanet" aklının kıyısından geçmedi. Bediüzzaman Said-i Nursi. Meşrutiyet döneminden alıştığı esaret ve sürgünlere 30 yılı aşkın sabretti. Sonuçta, askeri birlikte cami temeli attırılarak bir nebze saygı gösterildi. Ama çilesi bitmemişti. Hizmetine mukabil bir mezar yeri çok görüldü. Adnan Menderes'e de 10 yıllık hizmetin bedeli darağacında sallandırılarak ödendi. Yıllar sonra "anıt mezar" inşa edilerek bir nebze özür dilenecekti. Gönüllü kahramanlar bu geçidin sarp olduğunu, çevrelerinin cehalet boyunduruğundan kurtuluncaya kadar uzun soluklu yürüyüşlere dayanamayacağını bilirler. Cemiyet ideal seviyeye yükselinceye dek, fertler toplum adına feda edilecektir. Ancak, "Mehlika Sultan'a aşık" gençler, Yunus Peygamber misali feragatta bulunur, davası uğruna okyanusa dalmaktan çekinmezler. Belki de, "yap iyiliği at denize balık bilmezse Halık bilir" sözü bu yüzden söylenmiştir. Şimdi "cezalandırma" sırası içerde ve dışarda yüzlerce okulun ve onlarca Türk kültür merkezinin açılmasını teşvik eden Fethullah Gülen'de. Talim ve Terbiye Kurulu görüşlerinin anlatıldığı eserlerden tavsiyesini kaldıracak, savcılar mahkeme mahkeme dolaşıp kitaplarını toplatacak ki, daha başka diyarlarda bayrağımız dalgalanmasın! "Dönüp kendinize bakın". Siz iyisini yaptınız da, engel çıkaran mı vardı? Başbakan Bülent Ecevit, Arnavutluk'ta ülkemizi hakkıyla temsil eden okulların yöneticisini kabulünde, "Kızacaklar ama tebrik ederim" derken herhalde bu noktaya işaret ediyordu. Mehmet Akif Ersoy lisesinin, Arnavutluk'taki iç karışıklık sırasında Türk misyonunun karargahı olduğunu unutanlar, maalesef bir teşekkürü dahi çok göreceklerdir. Sayın Ecevit biz de sizi cesaretinizden ve "vefasızlık" geleneğini yıktığınızdan ötürü tebrik ederiz. Bu yolun sevdalıları "ceza"nın, "mükafat" anlamına geldiğini bilir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







