| Cesur Teşekkür... |
|
|
| Şükrü Kanber, Millî Gazete | |
| 02.03.2000 | |
|
Doğrular ile eğrilerin, güzellikler ile garip memleket... Kendi sınırlarımız dışında göğsümüzü kabartacak o kadar az işimiz var ki, olanları da acımasız bağnazlık ile karalamaya çalışıyoruz... Kastımızı anladınız sanırım, Başbakan Bülent Ecevit'in Arnavutluk gezisi sırasında ziyaret ettiği Fethullah Gülen okullarına ilişkin sözleri ve yaklaşım tarzı... "Bazı çevreler tarafından eleştirilmeyi göze alarak sizi tebrik ediyorum" diyor Başbakan... Eleştirilmeyi göze alıyor, ne için? Yapılan güzel çalışmaları takdir ettiği için... Peki bu bazı çevreler neden güzel olana karşı da bu kadar hasmane davranıyorlar?... Bugünlerde üstüne epey yazılar döktürülen, taraftarlarınca göklere çıkarılan ya da mağdurlarınca göklere çıkarılan ya da mağdurlarınca yerin dibine batırılan 28 Şubat sureci ve o sürecin oluşturduğu mantık silsilesinin çok büyük etkisi var... Başbakan Bülent Ecevit zaten o sürecin bir sonucu olarak, artık hayalinde bile görmediği Başbakanlık koltuğuna yirmi yıl aradan sonra yeniden oturdu... O süreç, kendi tanımadığı çerçevenin dışında olan her şeye düşmanca bakan, takdir etmeyi adeta ihanet kabul eden bir zihniyetin eseriydi... Bugün o zihniyetin iktidara getirdiği bir Başbakan, sınırların dışında gördüğü bir güzelliği takdir ederken bun sanki büyük bir cesaret örneği imişcesine davranıyor ne yazık ki!... Tiran'da Arnavutluk'taki okulların genel müdürü İbrahim Aydoğan'ı kabul eden ve bilgi alan Ecevit, dinledikleri karşısında şaşkınlığını ve hayranlığını gizleyemedi... Türkiye Cumhuriyeti'nin bir devlet olarak başaramadıklarını bir camianın başarması karşısında takdirlerini dile getirme gereği duydu... Okulların başarısı gerçekten çok büyük.. Arnavutluk Cumhurbaşkanı Recep Meydani 1996 yılında bu okullarda öğretmenlik yapan bir isim... Meydani'nin oğlu Eryon bir Gülen okulu mezunu... Dünyanın pek çok ülkesinde yöneticilerin çocuklarını okutan ve Türkiye yanlısı sempati oluşturan bu okullar Arnavutluk'ta da ayrı başarılarını sürdürüyor... Göğsümüzü kabartacak bir güzellik bu... Kendileri de, bizim topraklarımız üzerindeki yabancı liselerden mezun olan malum zihniyet, kendi insanımızın başarıları karşısında bu derece büyük bir alerji içerisinde... ariplik, anlaşamadığımız da bu.. Siyasetten mücadele etmek, rakiplerinizi ekarteye çalışmak bir yere kadar anlaşılır bir tutumdur; ancak tamamı bu ülkenin insanlarının teşebbüs gücüne dayalı eğitim kurumlarına karşı bu derece hasmane tutum geliştirmek ve cehaletten kaynaklanıyor ya da kötü niyetten... Cehaleti bir yere kadar anlamak mümkün ama ya kötü niyeti?... Dünyanın dört bir yanında Türk bayrağını dalgalandırmanın, 28 Şubat sürecine geçit veren zihniyete ne gibi bir zararı olabilir ki? Bu soruya cidden doğru dürüst bir cevap bulamıyorum. Bulabildiğim tek cevap, bu insanların kendi zihinlerini başkalarına kiralamış olması... Kendileri gibi değil, başkaları gibi düşünmeye alışmışlığın getirdiği bir tavır bu... En tepe yöneticisinden en alttaki görevlisine kadar hepsi bu toprağın insanlarının oluşturduğu pırıl pırıl eğitim kurumlarını takdir etmek için bu ülkenin Başbakanı bile önyargıya kurban gidebileceğini peşinen kabul ediyorsa; toplumsal barışın sağlanması için iyimser olamıyoruz ne yazık ki!.. Doğruyu takdir etmek bir cesaret işi değil, hakkaniyetin ve insanlığın bir gereğidir... Arnavutluk'ta Başbakan tarafından takdir edilen bir camianın lideri olarak Fethullah Gülen'in kitabının Ankara'da toplatılmaya çalışmasındaki derin çelişki de, sadece bize özgü olsa gerek... Başbakan Bülent Ecevit, kendisini bu şekilde korumaya almaya çalışacağına, Türkiye'nin iktidar sahibi kişisi olarak göğsünü gere gere iyiyi takdir edebileceği bir Türkiye için neler yapabileceğini düşünce daha iyi eder... Kendisine olmasa bile, geleceğin nesillerine bir faydası olacağına inanıyoruz... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







