| Dinler Arası İlişkinin Geleceği |
|
|
| Ali Bulaç, Zaman | |
| 18.04.2000 | |
|
Üç semavi dinin (Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet) mensubunu bir araya getiren "Hz. İbrahim Sempozyumu" bir gerçeği ortaya çıkarmış oldu. Bu ve başka benzeri toplantılara katılan din mensupları iyi niyetli ve çok istekli olsalar bile bu konuda oldukça ciddi güçlüklerle karşı karşıya bulunuyorlar. Harran'daki açılış toplantısı her üç din mensubunun gerçekleştirdiği bir şölen oldu ve herkes bundan fazlasıyla etkilendi. Orada iyi niyet, coşku ve temenniler vardı. Ancak iş tartışmaların masaya yatırıldığı sempozyuma geldiğinde ortada binlerce yıldır teşekkül etmiş bulunan teolojik ve kelami sorunların karşımıza çok ciddi sorunları çıkardığını gördük. Birçok insan bu tür toplantıların medyatik faaliyetler olduğunu ve din mensuplarının sonuçta kendi lehlerine bir çıkar elde etmeye çalıştığını; dolayısıyla asıl vitrine değil, işin özüne ve nihayetine bakılması gerektiğini düşünür. Öyle düşünenler, bu niyetlerle dinler arası diyalog toplantılarına katılanlar olabilir. Ancak kanaatime göre, farklı din mensubunu bir araya getiren asıl amil bu değil; doğrudan baskısını iyice hissettirmekte olan harici konjonktürdür ve bu da büyük ölçüde küreselleşme sürecinin hızlanmasından kaynaklanmaktadır. Küreselleşme süreci dinleri küresel büyük sorunlar karşısında ortak bir tutum almaya, çözüm üretmeye zorlamaktadır. Bu da karşılıklı olarak "öteki dini" anlamayı, ortak sorumluluklar alanı geliştirmeyi, tevazu ve teenniyle yeniden düşünmeyi önemli kılıyor. Unutmamalı ki diyalog halinde olan dinlerin kendisi değil, onların müntesipleri, yani insanlardır. Bu açıdan denebilir ki, yeni dönemde dinler arasındaki ilişkinin eskisi gibi sıcak çatışmalara konu olacağı yönünde görünürde hiçbir belirti yok. Yani kimse yeni Haçlı savaşları beklemiyor. Tam aksine doğru beklenti, farklı din müntesipleri arasında ortak sorunlar karşısında ortak ahlaki sorumlulukların gelişeceği yönündedir. Bir gerçeği unutmamak lazım: Dinler özlerindeki aşkın birliğe ve karşılıklı yakınlaşma çabalarına rağmen, yine de hiçbir zaman birleşmeyecek ve bir olmayacaktır. Buna mukabil karşılıklı alış veriş, diyalog ve işbirliği kendi içinde yumuşak bir rekabete canlılık kazandırabilir. İlk ortaya çıkışlarında olduğu gibi, belki de en açık biçimde çağımızda dinler en çok sözün büyüsüne ve hikmetli gücüne dayanacaklardır. Bunu yaparken de tarihi teolojik ve kelami sorunlar gündeme geliyor, farklı din mensupları birbirleriyle yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Bir yönüyle zorunlu olan bu yüzleşme sürecinde, bu sefer din mensupları, can sıkıcı bir şekilde kendi dinleriyle, kendi teolojik ve tarihi formasyonlarıyla da yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Bir başka açıdan dinler pozitivist ve bir ölçüde materyalist bir kültürün beslediği klasik laikliğin siyasi baskıları altında, daha görünür, kamusal alanda kendilerini daha iyi ifade ve temsil eder aktif pozisyonlara geçme çabası içinde olmak istemektedirler. Bu da bize, ister istemez özel, sivil ve kamusal hayat kavramlarını yeniden anlamamıza ve yeni bir perspektiften tartışmamıza geniş imkanlar sunmaktadır. Geleceğin dünyasını tasarlar ve kurma çabalarının ne olması gerektiği konusunda entelektüel sürece katılırken, bu imkan daha iyi bir demokratik kültürün gelişmesi için yararlı bir gelişmedir. "Hz. İbrahim Sempozyumu"nda gözlediğim bir nokta da şu oldu. Bu tür yüzleşme süreçlerinde Yahudi ve Hıristiyan katılımcılar çok hazırlıklar. En iyi ve en hazırlıklı olanlar da Hıristiyan katılımcılar -bilhassa Katolikler- oluyor. Belli ki bu yolda epey mesafe almışlar. Maalesef Müslüman katılımcıların kelami, entelektüel ve genel kültürel formasyonları çok daha iyi olmak durumunda. Kendini yetiştirenler, iyi hazırlayanlar var elbette; ama bunlar çok az. Bunu sempozyumu dikkatle izleyenlerin çoğu ve neredeyse Harran İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin tamamı yakınarak söylüyor. Bu tür toplantılar yeni dünyanın ruhuna işaret ediyor ve bu süreçte yeni bir din dili gelişiyor. Bu ruhu ve kendini ifade ettiği dili iyi anlayıp ona göre hazırlanmak lazım. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







