Soyutuna Bandım! Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Ferhat Barış, Zaman   
20.08.2000
Deprem, KHK derken gündem biraz seyrelecek ve gözünü sevdiğim ülkemin, gözüne vurgun olduğum medyasında, beynine aşık olduğum tiplerin servisleri yapılacak, davalar açılacak, iddialar 'sav'lanacak, haberler üfürülecek.

Daha şimdiden günübirlik çelişkiler, köpürtmeler, balonlar izliyoruz. Sevindiğimiz kısım ise, bu kadar saçma sapanlığın içinden, bir vesileyle adam gibi beyinlerden doğru-dürüst yorumlar, fikirler de ortaya çıkması. Misal Yeni Binyıl'dan Metin Münir.. Hiç de katılmasak içeriğine (Okay Abi de sinirlenerek okumuştur eminim) 'Suç ve Ceza' başlıklı yazısında bu ülkede olması gerekenleri anlatıyordu gayet açık ve mantıklı bir şekilde. Balık Amca'nın bunları anlayacak izanı yoktu zaten. Sabah ceridesiyle el ele 'Anti-Sezer' yayını yapmaktan mest oluyorlar her Allah'ın günü. (Bu konuda daha sonra bir yazı yazmak şart)

Misal; Avni Özgürel... Şöyle diyor: 'İyi ve kötünün, suçlu ya da suçsuzun ölçüsü 'kontrol altında-kontrol dışında' olmaktır. Kontrol altında muzırlığın beraberinde suçlu sayılmayı gerektirip gerektirmediği görecelidir. Ama kontrol dışı hayır işleri bile 'örgütlü suç, yardım, yataklık' vs. diye algılanabilir. Bunca tariften sonra Fethullah Gülen'i çarkın neresine oturttuğumuzu uzun uzadıya anlatmak gereksiz.

Gülen şayet kendisine biçilen 'şeriatçı' rolüne uygun davransaydı, yani cübbe sarık giyip bir camiyi mekân edinerek etrafına topladığı insanlara, şeriatın emri şunlardır diyerek vaazlar verseydi, 'Örtünün kızlar, örtün karılarınızı erkekler..' deseydi; 'Namazın sünnetinden kaçan peygamberden kaçmış sayılır..' vs. diye yüklenseydi, ne kurulmasına önayak olduğu finans şirketleri, ne himaye ettiği kuruluşlar hedef alınırdı.

Ama Gülen, sistemin kontrol aracı Diyanet'in otoritesinin önüne geçmiş gibi olunca, Türkiye içinde ve dışında din büyüğü sayılıp itibar görünce işin rengi değişti.

Bilmez mi devlet bu cemaatin yurtdışında kurduğu okulların aslında Türkiye devletinin ağırlığını artırdığını. Onca elçinin gönderdiği rapor, bunca ziyaretçinin gözlemi, Cumhurbaşkanı ve Başbakan düzeyinde övgü işitilmez mi? Çete oluşturmak, İslami devlet kurmak. Bu iddiaları tartışmak anlamsız. Ne denilebilirdi ki..'

Gerçi Avni Özgürel, (Ve dahi Taha Akyol) 'Çete kurmak' diye niteleseler de Nuh Bey'den 'tufan' beklentisiyle, kazın ayağının öyle olmadığını anlıyoruz haberden; 'Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, gıyabi tutuklama kararı ile aranan Fethullah Gülen'e, çete kurmaktan değil; Terörle Mücadele Yasası'nın 7'nci maddesindeki 'Terör örgütü kurup yönetmek' iddiasıyla dava açacak. Yüksel'in, Gülen hakkındaki iddianameyi tamamladığı, önümüzdeki hafta 5 yıldan 10 yıla kadar hapis istemiyle davayı açabileceği belirtildi.'(Hürriyet) 'Açtı-açacak' 'şundan açacak, yok yok bundan açacak' diye diye bir şekle getirilen olay, içerik olarak da değişmeye başladı. Demiştik, 'konjonktür' belirler gündemi diye. Bir şey daha öğreniyoruz Hürriyet'in haberinden; bol miktarda rapora yer verilecekmiş iddianamede. Acaba şu meşhur raporlara mı sarıldı Nuh Bey acaba? Açıklamasını merakla bekliyoruz. Memleketin rapor açlığı had safhada zira...

Biz, rapordu, çeteydi, 10 yıldı derken Milliyet'ten ilginç bir haber geldi geçen gün. Haber şu: 'Ankara DGM tarafından hakkında gıyabi tutuklama kararı verilen Fethullah Gülen'in, hiç malı olmadığı belirlendi.

Gülen hakkında önümüzdeki hafta dava açmaya hazırlanan DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, araştırmasının ilk aşamasında Gülen üzerine kayıtlı hiçbir mala rastlamadı. Bunun üzerine Yüksel, Gülen'in malvarlığına ihtiyati tedbir koydurma kararından vazgeçti. Yine de Gülen'in malvarlığı üzerindeki araştırmaların sürdüğü; üzerine kayıtlı bir malının bulunması halinde savcının yeniden ihtiyati tedbir isteyebileceği kaydedildi. Savcı Yüksel'in malvarlığını saptayamaması durumunda ise hazırlayacağı iddianamede, okul ve vakıflarla Gülen arasındaki 'soyut bağı' ayrıntılarıyla açıklayacağı ifade edildi.' (Milliyet-18 Ağustos 2000) Yurtdışında olan birini, 'delilleri yok etmesin' diye ihtiyaten tutuklatan zihniyet, beş kuruşu olmayan bir din büyüğünün malvarlığına nasıl el koyacak merak ediyorum şahsen?!!

Bir de komedi var ki haberde sormayın. Tam bir karga korosu resitaline ihtiyaç var. En tiz tondan basılacak kahkahaya. Cümleye dikkat; 'Savcı Yüksel'in malvarlığını saptayamaması durumunda ise hazırlayacağı iddianamede, okul ve vakıflarla Gülen arasındaki 'soyut bağı' ayrıntılarıyla açıklayacağı ifade edildi...' Bir şekilde bağlayacaklar. Somut olmadı soyut verelim, tutmadı spirtik verelim, iyonik verelim, ironik verelim. Bir şekilde bağlayın işte! Olay şuna dönüşmüş durumda dostlarım: Beş kuruşu bulunmayan bir din adamının tüm malvarlığına el konulup, delilleri yok etmesin diye yurtiçine getirtilip, çete kurup kurmadığından emin olunana kadar soyut bağları incelenen, önüne gelenin kaleme aldığı tüm raporları medyada yayınlanan, idam ile başlayıp 5 yıla kadar tutturulabilen bir dava.

Böyle bir ülke işte burası dostlar. Böyle bir ülke!

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Medya, isabetli-isabetsiz her türlü düşünceye açık bir müessese olması hasebiyle, millete ve millet ruhuna göre disipline edilmesinde zaruret vardır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri