Savcılar Hermönetikçi Olmalı Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Ali Bulaç, Zaman   
07.09.2000
Sayın Nuh Mete Yüksel'in Fethullah Hoca hakkında hazırladığı iddianame, maalesef bu konu üzerinde önemli çalışmaları olan hiçbir sosyal bilimciye başvurduğu izlenimini vermiyor. Halbuki çok değil, 21 Temmuz 2000 günü Taha Akyol, CNN'de bu konunun iyi ve seçkin uzmanlarından olan Nilüfer Göle ile çok önemli bir konuşma yaptı.

Hiç değilse bu konuşma dikkatle izlenseydi, orada yapılan analizlerden Türkiye'deki İslam gerçeği hakkında çok önemli ipuçları elde edilebilirdi. Artık görüşleri ve değerlendirmeleri son derece demode olmuş Metin Toker ve Çetin Özek'ten alıntılarla yetinmek hiç kimseye inandırıcı gelmiyor. Çünkü aynı konuda çok daha yetkin ve uzmanlıkları uluslararası bilim kuruluşlarınca teyid edilmiş bilim adamlarının aksi görüş ve değerlendirmeleri de var. Bir kere metodolojik açıdan eğer görüşlerini kuvvetlendirmek üzere bazı kaynaklara başvurma ihtiyacını hissediyorlarsa sayın savcılarımız niçin aksi yöndeki değerlendirmeleri de kaale almıyorlar? Bu önemli bir soru.

Bir başka husus, bir insanı suçlayarak ''sanık'' durumuna düşürürken, iddialarımıza mesnet teşkil edecek yazı ve konuşmalarından alıntılar yapıyoruz. Ama bu çok yönlü bir çalışmayı gerektirir. Gelişi güzel alıntı yapamayacağımız gibi, işimize gelen alıntı da yapamayız. Bu hakikaten adil olmaz. Napolyon, ''Bana üç kelimelik bir cümle söyle, seni idama götüreyim.'' demiş. Bağlamından koparılan her konuşma ve yazımız bizim aleyhimizde bir delil olabilir. Bunun için dinlerde metinlerin tefsiri ve yorumu çok önemli bir problem olarak görülmüştür.

İslam müfessirleri ve müçtehitler, lafzı sahih ve apaçık bir nassla karşılaştıklarında bile ''Yasa koyucu ne demek istemiştir?'' diye sorarlar. Hıristiyan teolog ve bilginler iki soru sorar: ''Tanrı ne demiştir? Ne demek istemiştir?'' Bunun için şu sorulara cevap aranır:

1. Sözü kim söyledi?
2. Söz kime söylendi (muhatap kim)?
3. Söz ne zaman ve hangi (tarihsel, maddî ve sosyal) durumda söylendi?

İşte bütün bu sorular söyleyenin maksadını anlamamıza yardım eder ve bu sorulara doğru cevaplar bulunmadıkça belki de hiçbir zaman neyin niçin söylendiğini tam olarak bilemeyiz.

Fethullah Hoca 30 yıldır konuşuyor, yazıyor. Konuştukları ve yazdıklarının zamanı, şartları ve bağlamı hiç mi önemli değil? Fethullah Hoca, bir kereliğine tarihe mi konuşuyor? Onun da hiç görüşlerinde bir değişme olamaz mı? 10 sene önce bir bağlamda söylediklerini bugün gözden geçirme hakkı yok mu? Bir zamanlar çok sayıda politikacı ve yazar bir cunta içinde yer alıp askerî ihtilal hareketi içinde bulunmuştu, bunları kendi itiraflarından anlıyoruz. Şimdi onların bu tehlikeli görüşlerinden vazgeçip demokrat oldukları kabul ediliyor da, herhangi bir Müslüman düşünür veya şahsiyetin 1970'li yıllardaki bazı düşüncelerinden vazgeçebileceğini, bu düşüncelerini yeni dünya ve toplum şartlarının icabına göre değiştirebileceğini niçin kabul etmiyoruz? Neden bu ülkede sadece belli bir kesimin yazıp söylediklerine ''Mürur-u zaman'' prensibi uygulanmıyor?

Diyeceksiniz ki bir savcı hermönetik mi yapsın? Evet, bence yapmalı. Çünkü bir insanı ve onunla bağlantılı binlerce insanı suçluyor. Onların kişi haklarını, ticarî itibarlarını, sosyal konumlarını tartışmalı hale getiriyor ve belki de ceza almalarını sağlıyor. Bu olay adalet kadar önemlidir ki, devletin, mülkün esası budur. Hiçbir şekilde insanlar mağdur edilmemeli, suçlu değilken suçlu muamelesi görmemeli. Onların şeref ve haysiyetleri, şahsi, sosyal ve ticari itibarları devlet tarafından özenle korunmalı. Yargı bunun için var. Ve bundan dolayı yargının, savcıların ve yargıçların işi herkesten çok daha zor ve sorumluluk gerektirir. Sakatlığa ve hatta ölüme yol açsa dahi, bazen bir doktorun hatası bir yargıcın hatasından çok daha hafif kalır. Kastım olmayan bir şey dolayısıyla ve işlemediğim bir suç yüzünden şerefimi ve özgürlüğümü kaybetmektense doktor hatasıyla ölmeyi tercih ederim.

Her alıntının bir bağlamı, bir siyak ve sibakı var. Cemaatten ayrılmış ve zarar verme hırsıyla yanıp tutuşan birinin kin ve nefret kokan değerlendirmelerini esas alacaksınız; ama yüzlerce bilim adamı ve yazarın yerindeki analiz ve düşüncelerini görmezlikten geleceksiniz. ''Birisi irşatta muvaffak olduğu halde cephede hiç iradesi yoktur. İrşattaki başarısına bakıp da cephede vazifelendirirseniz, büyük bir fiyasko ile karşılaşırsınız. Binaenaleyh hizmetin selameti için insanlar iyi tanınmalı ve sonra istihdam edilmelidir.'' cümlesini Hoca'nın ''askeriyeye sızma stratejisi'' olarak gören bir insana (bunun da ismi cismi belli değil) ne kadar itibar edilir? Bir yerde ''yurt dışından kesinlikle yardım almıyor'' diyor, başka bir yerde ''Amerika'dan yardım aldığı ispat edilmelidir, bu cemaati çözer.'' diyor.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Medya, isabetli-isabetsiz her türlü düşünceye açık bir müessese olması hasebiyle, millete ve millet ruhuna göre disipline edilmesinde zaruret vardır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri