| Gülen Davası, Hayırlara Kapı Açacaktır |
|
|
| Hüseyin Gülerce, Zaman | |
| 05.09.2000 | |
|
Kamuoyunun büyük çoğunluğunun, hizmetlerine olumlu baktığı Fethullah Gülen hakkında açılan "örgüt" davası, bir kilitlenmeyi ifade ediyorsa, bu kilitlenmenin açılması da hayırlara kapı açacak demektir. Kilitlenme şudur: Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda (şüphesiz daha öncelere de gidilebilir) Şeyh Edebâli'nin Osman Gazi ile yan yana duruşu, din ve devlet ahengini anlatıyordu. Bugün geldiğimiz noktada ise bu ahengin zedelendiği, daha da fenası bir derin çatlak oluşmaya başladığı görülüyor. Sayın Adalet Bakanı Türk'ün, Sayın Genelkurmay Başkanı'nın 30 Ağustos gecesi bir kısım simokinli meslektaşımıza yaptığı talihsiz beyanlar karşısında, yargı bağımsızlığını savunması ve "cadı avı" konusundaki uyarıları boşuna değildir. Derin çatlak oluşumuna karşı devletin sağduyulu tarafının harekete geçmesidir bu. Din, bu milletin ruhundan sökülemez. Hele asırlar boyu İslam'a hizmet etmekle gururlanmış bir millet, dejenerasyonun boyutları ne olursa olsun kurtuluşu yine Allah'ın ipine sarılmakta arayacaktır. Din, topluma devlet üzerinden anlatılamaz. Çünkü insan ruhu resmiyeti kabullenmez. İnsanların ruhlarını kurumlar değil, yine onlar gibi insanlar etkiler. Peygamberlerin varlığı da bu gerçeği doğrular. Fethullah Gülen'e mahkumiyet istenirken, alternatif olarak konjonktürün öne çıkardığı isimleri parlatmak, ya da Diyanet İşleri Başkanlığı'nı öne çıkartmak asla kilitlenmeyi çözemez. Gülen gibi dinî şahsiyetler, birer manevî dinamik olarak kendiliğinden yükselmezler. Allah (cc) dünyayı, canlı cansız bütün varlığı yarattıktan sonra idareyi insanoğluna terk edip istirahata çekilmiş bir ilâh değildir. Kainatın, her an sahibi, düzenleyicisi, koyduğu kanunlarla ve isterse o kanunlara rağmen her an gözeticisi ve yöneticisi O'dur. O, sevdiğini meleklerine, sonra da insanlara sevdirir. Kimse Allah'ın sevgisine ambargo koyamayacağı gibi, O'nun tuttuğuna kimse zarar veremez, bıraktığına da kimse sahip çıkamaz. Bu, mü'minler olarak bizim inancımızdır. Biz Sayın Gülen'i seviyorsak kendisini Allah dostu, örnek bir Müslüman bildiğimiz içindir. Ayrıca Sayın Gülen, İslam'ın hoşgörülü, barış ve sevgi dolu, kucaklayıcı özünü bütün bir topluma yeniden hatırlattığı için öne çıktı. Bu kadar da değil. Batı karşısında üç asırdır boynu bükük Türk milletine, "Silkin, ilme sarıl, çalış" çağrısını, üzerimizdeki ölü toprağını, mıymıntılığı savurarak yeniledi. Dünyanın 50 ülkesindeki Türk okullarının anlattığı da budur. Türkiye, Gülen gibi manevî dinamikleri harcama lüksüne sahip değil. O halde bugün gelinen noktadaki kilitlenmeyi çözmek zorundayız. Gülen hakkında bir "örgüt dâvâsı" açılması, açanların niyeti başka olsa da bu kilitlenmenin çözülmesi bakımından hayırlara kapı aralayacaktır. Bu dâvâ ile Gülen'in tavsiye ettiği hizmetlerin üzerindeki şüphe bulutları kalkacaktır. Dâvâ sürecinde görülecektir ki, Gülen'in en gizli emeli "Allah'ın rızasını kazanmak"tır. Bu dâvâ sonucunda meşrûiyeti güçlenecek olan hayırlı ve yararlı hizmetler, yeni bir sıçrama zemini kazanacaktır. Bir yanlış anlama varsa -ki dâvânın açılması olduğunu gösteriyor- bunun izale edilmesi fırsatı ile karşı karşıyayız demektir. Bu fırsat en iyi şekilde değerlendirilmelidir. Bu dâvâ sayesinde şüpheleri, tereddütleri giderecek yollar, çözümler mutlaka bulunacaktır. Şeffaflık ve demokratikleşme kilitlenmenin çözülmesinde ciddi bir destek sağlayabilir. Türkiye'nin başına gelebilecek en büyük felaket din-devlet çatlağıdır. Allah göstermesin, çatlak derinleşirse içine düşmeyen kalmaz... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







