| Gılgamış Düşün Sistemine Göre Hayvancılık ve Süne Zararlısının Parapsikolojik Edinimleri |
|
|
| Ferhat Barış, Zaman | |
| 15.10.2000 | |
|
Lütfen yazımın başlığına bakıp bana sinirlenmeyin.. Ama kelimelerin içlerinin cıvık ve kaypaklaştığı bir ülkede, derdinizi ortalıkta dolanan kelimelerle anlatmayı denemeniz artık tuhaf kaçıyor.. İçi boşalan sadece kelimeler değil, kelimeleri kendilerine, düşüncelerine, ideolojilerine ya da amaçlarına paravan olarak gören kişi ve kurumlar da öyle.. Misal Türkiye Diyanet Vakfı.. Ne anlıyorsunuz bu isimden, Türk insanının din ve diyanet ile ilgili sorunlarına çare aramak ve dinî hizmet isteyen vatandaşlara yardımda bulunmak.. Şimdi biraz düşünelim, dinî açıdan sorun yaşayan insanlar var mı bu ülkede? 'Hayır yok' diyorsanız, yorganınızı üstünüze çekin ve merinos koyunlarının kuyruklarını sallaya sallaya çitlerden atlamalarını sayarak uykuya dalın. Diyecek lafım yok size.. Amma, 'üniversite kapısına biriktirilen, gözü yaşlı genç kızlar bu ülke için önemli bir sorundur ve inanç hürriyeti bağlamında bu sorun çözülmelidir' diyorsanız yazıya devam edelim.. Bu vakfın (TDV) bir de hanım kolları var.. Hatırlarsınız geçtiğimiz günlerde kalkıp Batman'a gidip, intihar olaylarını incelediler. (Aklıma takılmışken sorayım; muhafazakâr medya neden bu intihar olaylarını görmezlikten gelir ki?) İncelediler de ne oldu? Sonucunu bilmiyorum, ne gibi faydaları dokundu Batmanlı genç kızlara onu da bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var; bu hanımlar (Kadın Kolları) son olarak bir basın toplantısında vakıf başkanlarına bir plaket verdiler.. Kendi kolumuzun, sağ yanağımızı takdir etmesi gibi bir durum var. Hadi diyelim ki 'kendileri çalıp, kendileri oynar arkadaş. Bize ne?' peki bu seneki faaliyetlerini açıklarken, geziler yapacaklarını, umreye gideceklerini söylemeleri ve bunu büyük bir faaliyet gibi sunmalarına ne demeli? Bu ülkede, üstelik vatandaşların paralarıyla kurulan bir dinî müessesenin elemanları gezileri, börek günlerini, gönül sohbetlerini 'faaliyet' olarak mı görüyorlar? Hele ki Türkiye'nin en önemli ve en hassas meseleleri bir şekilde din ve diyanetle ilgiliyken... Bir başka numunelik dernek var.. Örnek bir dernek. Türk ulusunun medar-ı iftiharı.. Bakın şu haberi Anadolu Ajansı geçti: 'Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından (ADD) düzenlenen "Atatürkçü düşün sisteminde hayvancılık politikasının dünü, bugünü, yarını" konulu panel, Kars'ta başladı.' Nasıl ama?.. Şimdi böyle bir soru sorsam, kızar mı bana bu derneğin üyesi vatandaşlar: 'Ülkemizdeki hayvancılıkta Atatürkçü düşün sistemine ait uygulamalar, sözgelimi yemlemeler, otlatmalar, bu düşün sistemine ters ve muhalif, haralar, otlaklar mevcut mudur?' Ne cevap verirler acaba? Yoksa kızarlar mı bana? Allah aşkına böyle bir garabet var mıdır başka memleketlerde? Sözgelimi Amerika'da, 'Washingtoncu düşün sistemi ve buffalo bakımı' diye bir panel düzenlenebilir mi? Ya da Çin'de 'Maocu düşün sistemi ve süne zararlılarının pirinç ile olan irtibatları.' Her gün rastladığımız kepazeliklerin sayısı ve garipliği bir öncekinden tuhaf oluyor.. Yarın biri çıkıp, falanca köylünün inekleri anti-laik eğilimler içinde dedikten sonra, büyükbaş hayvan hapishaneleri kurup, 'F Tipi İnek Cezaevleri projesi ve Angudi düşün sistemi' diye bir panel düzenlerse şaşmayacağız.. Bir de Türkan Hanım'ın derneği var: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği. Hani şu Doğu'daki kızlara karşılıksız burs verip, karşılık olarak da kendilerinin göndereceği kitapların özetlerini talep eden dernek.. Türkan Hanım bir toplantı düzenlemiş.. Kendine has tavır ve sertlikle, Rektör Alemdaroğlu'na (ki pek sevişirler) karşı çıkan Bakan Erkan Mumcu'ya da üstü kapalı gönderme yapıp, Mumcu'nun konuşmasını 'faşistçe inciler' diye nitelendirmiş ki, yakışıyor bence Türkan Hanım'a.. Toplumbilimciler sivil toplum kuruluşları hakkında şöyle bir tarifi tespit yaparlar: Her faşist ve az gelişmiş sistem, kendine yakın yarı sivil dernek ve vakıf aracılığı ile toplumu yönetmeye, sıradışı sivrilmeleri bastırmaya ve kamuoyu baskısı kurarak sindirmeye çalışır.. Bugün Fethullah Gülen'in mahkemesi var.. Dün Kars'ta 'düşün sistemi ile hayvancılık' bağıntısı kuranlar bugün 'şov zamanı'nı oynayacaklar.. Haşmetli devrimciler, emret bayanımcılar.. Faşist olanlar ise, elbette bu garabetlere karşı çıkanlar, gülenler ve ayıplayanlar olacak.. Bu ülkenin ne kadar geliştiği hayvancılık toplantılarından belli değil mi? AHA: Yüreği insan sevgisiyle dolu, 68 Kuşaklı, bol vukuatlı Haşmetli abimiz bugünlerde yine ortaya çıkacak belli ki.. Elimde bir kanun var. Noterlik Kanunu.. Şöyle diyor: 'Hiçbir hizmet ve görev noterlikle birleşemez; yargı mercilerinin vereceği işlerle ilim ve hayır kuruluşları başkan ve üyelikleri, hakemlik, vasiyeti tenfiz memurluğu ayrıktır.' Haşmetli devrimci, posbıyıklı dostları kargalarım inceliyor.. Bakalım, 'hayır ve hasenat' olayları ne çıkacak? |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







