| Hikmet Bey'in Dünlüğü |
|
|
| Hasan Sutay, Zaman | |
| 22.12.2000 | |
|
Cumhuriyet gazetesinde bir huzursuzluk kol geziyor. Bölündükçe küçülüyor, küçüldükçe bölünüyorlar. Cumhuriyet Mahallesi'nde işler nasıl gidiyor bilmiyoruz; ama gazetenin kendisinde iyi gitmediği, toz dumanın ortalığı kaplamasından anlaşılıyor. Kendi iç meseleleridir karışacak değiliz. Ama 'Aydınlanmacı' İlhan Selçuk üstadın mumu yeterli gelmiyor galiba. Baksanıza çevresindekileri yeterince aydınlatamıyor. Matbaa isçilerinin mağduriyetiyle sinirli sandığımız huzursuzluk ta tepelere kadar gelip dayanmış. Çatır çutur sesleri Bab-i Ali'den taa uzaklara kadar gidiyor. Hikmet Çetinkaya bir veda yazısı yazdı. İki gün sonra da hiç bir şey olmamış gibi köşesine devam etti. Biz yorum yapamadık açıkçası. Herhalde kafası dumanlıydı diye düşündük. Ama bu da doğru değil. Çünkü kendisiyle konuşanlara "Herkesin bir Fethullah Hocası var. Bizim de başımızda bir Fethullah Hocamız var!" diyerek bir yerlere göndermelerde bulunuyormuş. Duyanların aklına gelen ilk isim de İlhan Selçuk oluyormuş. Ancak Hikmet Çetinkaya, gazetecilik yaptığı bunca yıldır hep Fethullah Hoca'yı yazar. Ekmek parasını o yüzden kazanır. Elinde avucunda ne varsa (neredeyse yani) Fethullah Gülen 'neredeyse düşmanlığa varan' karşıtlığına borçludur. O kadar olmasa da, yüklüce tazminatlar silsilesi yasamıştır. (Ancak gazetenin batma noktasına gelmesinde bu tazminatların ciddi bir rolünün olduğunu sanmıyoruz.) Buna rağmen anlaşılıyor ki Fethullah Hoca'yı ve sevenlerini tanıyamamış. Çünkü ne Fethullah Hoca onun kafasındaki gibi bir tahakküm kurar. Ne de onu sevenler "Bizim de başımızda Fethullah Hoca var!" diye birilerine dert yanarlar. Hikmet Çetinkaya eğer bir benzetme yapacaksa, kendi düşünce dünyasına yakın isimler arayıp bulmalı. Kim mi? Müsaade ederseniz onu da biz söylemeyelim. O kadar çok insan var ki! Yurt içinde ve yurt dışında. Hayatta bulunan veya ölmüş olan. Cuntacıları bizden daha iyi bilir kendileri. Bu mevzuda bize laf düşmez! |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







