| Herkesi Üzdü |
|
|
| Mehmet Kamış, Aksiyon | |
| 01.09.2001 | |
|
Bir çok kıymet gibi ölümünden sonra ne kadar benimsediğimizi ve ne kadar kıymetli olduğunu anladık Üzeyir Garih'in. Bir dostun, 'Türkiye 20 tane Üzeyir Garih yetiştirse idi böyle olmazdı' sözünü de hiç mübağalı değil. Doğrusu gerçekten sır dolu bir cinayetti. Musevi, Eyüp Sultan, Şeyh Hüseyin, Cevşen, kanlı cinayet gibi birbiri içine girmiş hadiseler yumağını tel tel ilk günden itibaren çözümlemeye çalıştık. Vahşice öldürüldü. Ama çok güzel uğurlandı. Hayatı ve söyledikleri mesaj yüklüydü. Ama ölümünün verdiği mesaj Türkiye'de siyasi görüşü ne olursa olsun herkesin alması gereken türdendi. Ne çekti isek 'birbirimizi anlamamaktan çektik.' Türkiye kendi değerlerini kendi elleri ile boğan kurtlar diyarı oldu uzun süre. Ama halkın yücelttiği ve sahip çıktığı insanlara baktığımızda kin soluklayanların pirim yapmadığını görüyoruz. Turgut Özal, Barış Manço ve Üzeyir Garih'in ardından yaşanan toplumsal üzüntünün ortak paydası milletin birleştirici unsurlara değer vermesinde yatıyordu. Büyükada'ya ruhban okulunun açılmasını kendisi açısından ne kadar lüzumlu görüyorsa, Fethullah Gülen'in Moskova'da Türk okulu açmasını o kadar destekliyordu. Kendi fikir bütünlüğü vardı. Konjonktürün emrettiklerine uymuyordu. 28 Şubat Süreci'ni benimsememesini ne ile izah edersiniz? Müslümanların da adeta bir dedektif gibi onun sözlerinden yola çıkarak ehl-i necat olduğunu çıkartmaya çalışması ilginç bir nokta idi. Doğrusu bu yöndeki malzemeleri Garih hayatının içerisine ustaca yerleştirmiş. Hele Fethullah Gülen'e yazdığı mektupta Hz. Muhammed (sav) için "peygamberimiz" demesi düşündürücü bir nokta değil mi sizce de? Üzeyir Garih'in yokluğunu sadece iş dünyası ya da ailesi hissetmeyecek, Müslümanlar da Üzeyir Garih'i çok arayacak! |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








