| Ulu Bir Rüya Olsa Gerek |
|
|
| Abdullah Aymaz, Zaman | |
| 27.10.2001 | |
|
Birkaç sene sonra yine İzmir'e iniyorum. Gençliğimin geçtiği şehrin hava alanına... İzmir bana göre mabedlerinin hatta sokaklarının bile kokusu ile çok farklı bir şehirdir. Hele Kestane Pazarı Camii civarı... Senelerce Türkiye'nin hatta Avrupa'nın neresinde olursam olayım 35 plakalı araçlara hep dikkat etmiş ve bir akraba-dost bakışı ile bakmışımdır. İnişten sonra yakınımda bulunan bir hanımefendi Adnan Menderes Havaalanı yazısını telaffuz ederek okurken ardından "Allah rahmet etsin" demeyi ihmal etmiyordu. Tabii bu durum beni bir yandan 1950'li yıllara, öbür taraftan 1966 öncesine götürüyordu. Kestane Pazarı Camii'nin bir hatibi vardı. Bizim Kur'an-ı Kerim ve tecvid hocamızdı. İsmi, İbrahim Çetin. Allah rahmet eylesin çok takva bir hafızdı. Camiye, ikinci yollardan gelir, gözüne haram değmemesi için değneğinin ucuna bakarak yürürdü. Tatlı sesiyle, camide namaz kıldırır ve hutbeleri okurdu. Arkadaşlarımızdan birisine şöyle bir rüyasını anlatmış: "Kendimi Ege Ovası'nda görüyorum. Her taraf kupkuru. Sonra bir nehir akarak geldi. Koyunlar ve çobanlar vardı. Çobanlar, nehirden su içmek isteyen hayvanları engelliyorlardı. Onlara niye böyle yaptıklarını sordum. Henüz izin gelmediğini söylediler. Sonra yavaş yavaş, nehir kenarından itibaren bütün ova yeşillenmeye başladı. Çobanlar da iznin geldiğini söyleyerek koyunları suya salmaya başladılar. Ben 'Acaba bu nehir nereden geliyor?' diye sordum. Bana Erzurum'dan geldiğini söylediler. Bu rüyamdan birkaç ay sonra bu camiye bir vaiz geldi; ama çok farklı konuşuyordu. Yaşayışı da bambaşka idi. Örnek bir hali vardı. Nereli olduğunu sorduğumda Erzurumlu olduğunu söylediler. O zaman rüyamı hatırladım." Şimdi ben de 35 sene öncesini hatırladım. Evet, biz öğrenciydik, O zat da vaiz ve hoca idi. O zaman 28 yaşlarındaydı. Ama, ancak kamil ve bilge insanlarda rastlanabilecek bir vakar ve ciddiyete sahipti. Fıtri istidatları itibariyle de hiç karşılaştıklarımıza benzemiyordu. Kur'an-ı Kerim'i ezberlemeye çok küçük yaşta başlamıştı. Pek çok hadis-i şerif de hafızasındaydı. Mehmet Akif'in o büyük Safahat kitabından mühim bir kısmı da ezberindeydi. Çok hassas bir yapıya sahipti. Bu hassasiyet her zaman hissedilirdi. Uyuşuk, tembel ve kaygısızlara "Havadan nem kapanlar yanında bunlar da yağmur altında ıslandığını fark etmeyenler." nazarı ile bakar ve hallerine çok hayret ederdi. Elbette bu hassasiyetin ayet ve hadislerdeki ince ve derin manaları -derinliklerden inci ve mercan çıkaran bir mücevher avcısı gibi- kavrama ve yakalamada çok büyük önemi vardı. Bu mükemmel kavrayış aynı zamanda muazzam bir yorumlama kabiliyetini de devamlı besliyordu. Böylece herhangi bir meseleye bir anda birkaç yönden bakabilme imkanına da sahip oluyordu. Yerinde kullanılan bir hassasiyet meziyetinin böylece Cenab-ı Hakk tarafından ihsan edilmesinin sır ve hikmeti de tezahür ediyordu. Hislerinin keskinliği yanında, sezgileri de çok derindi. Zamanla çok defa şahit olduk ki, insanlığa, bilhassa İslamiyet'e indirilen her darbeyi, anında vicdanında duyuyordu. Bu manada kötü bir oluşum başlayınca, patlamadan önce sezer ve bunu iyice anlamak için sağa sola 'Bir yaramazlık var mı?' diye sorardı. Bu mesele ile ilgili olarak yakın çevresi pek çok hissiyatına ve önceden anlattığı rüyalarına şahittir. Sonbaharda bir yaprağın düşmesi bile ona tesir eder. Tuvalete düşen bir karıncayı kurtarmak için kollarını sıvayıp uzun zaman uğraştığını biliyoruz. Bosna, Azerbaycan ve benzeri olaylar sonrasında, bazı katliamlar karşısında şefkatinden bayılacak hale geldiğine hatta bayıldığına vaaz kasetleri bile şahittir. Bu meselenin ırk ve dini de yoktur. Onun zihninde büyük bir eğitim projesi ile beraber cihan sulhu vardı. Vaaz ve sohbetlerinde bunları işledi, önce vatanımızda sonra bütün cihanda bunlar yankısını buldu. Onun için bütün hücumlardan sonra bile yapılan anketler, ona halkımızın % 95'inin sevgi ve sempati beslediğini ortaya koydu. Millet vicdanından onu, Allah'ın izniyle hiç kimsenin silemeyeceği, onu silmek isteyenlerin de silineceği pek çok olayla anlaşıldı. Bu İzmir yolculuğu bana bunları hatırlattı. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







