Medine'nin Gülü Şiirinin Tahlili Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 16
Kötüİyi 
Mehmet Garib, Yağmur   
01.06.2002
"Hazreti Rahmân, insanı yaratırken, onun özünü, iç enginliklerini, varlığı, varlığın perde arkasını ifade edebilmek kabiliyetini de ona yükleyerek, öylece haricî vücut buuduna çıkarmıştır. (....) Biz hepimiz birer lisan, bu lisanların var oluş gayeleri de beyandır." (1) diyen Kırık Mızrap şâiri, insanın dünyaya gözünü beyanla açtığını, beyanla yaşadığını, beyandan mahrum kaldığında da bir ölü olduğunu söyler. (2) Ona göre, "Beyan, canlı cenazelere Hızır solukları, ebedî yaşamak isteyenlere de âb-ı hayattır... Hep taze kalabilen ve her zaman renklerini koruyan bir güzeller güzeli varsa, o da beyandır. Beyanın yankılandığı yamaçlarda binlerce ceylan murâkabeye dalar, yeni gülşenlerin hülyalarıyla yaşar. Beyan mızrabı bilgi telleri üzerine kalkıp indikçe eşyâ semâa kalkar, hâdiseler ilâhî bir raksın "hay-huy"uyla inler.. beyanın aks-i sadâsıyla inleyen çöllerde bir değil, binlerce mecnun dolaşır... Temelleri mânâ köklerimizle irtibatlı hülyalarımızı besleyen, büyüten, onlara ninni söyleyen, yükseltip onları göklerde seyahat ettiren, hatta onlara nâmütenâhînin menfezlerini gösteren ufuklu, seviyeli, kıvamında bir beyan; duygularımıza miraç yaptırıyor gibi yer yer bizi semânın derinliklerine götürür, bizlere mekan-üstü âlemlerde tahtlar kurar ve gönüllerimizde, endişeli bir sessizlik içinde bulunan ebediyet arzularımıza cevaplar verir; duygularımızı ifadesi imkânsız hissî zenginliklere ulaştırır; ruhlarımızı cismaniyet eb'âdına sığmayan derinliklerde dolaştırır ve bize varlığın güftesiz bestelerinden ne mûsıkîler, ne mûsıkîler dinletir! (3)

En tesirli beyan türlerinden biri olan "Şiir, kâinatın ruhunda saklı bulunan güzellik ve tenâsübün, varlığın çehresindeki tebessüm ve dil-rübâ keyfiyetin, şiire açık ruhlarda bir nağme hâline gelmesidir." (4) Öyle ki "Şiir, hâlihazırı aydınlatan bir şule, ilerilere ışıklar salan bir projektör ve öteler kaynaklı bir aşk ve heyecan bestesidir." (5) Şiir, "Şâirlere ait bir kısım solmayan çiçekler ve bu çiçeklerin çevreye saldıkları kokular." (6) demektir.

Kırık Mızrap, işte böyle bir "Beyanname"dir. Bu beyannamenin mürekkebi muhabbet, mührü de hasrettir. Bu mührü açacak olan da vuslattır. Bu beyannamenin bulup buldurmak istediği de Medine'nin Gülü Sonsuz Nur'dur. Çünkü "Biz hemen hepimiz, körkütük yaşadığımız şu âlemde Rabbimiz'i O'nunla tanıdık. Sağanak sağanak başımızdan aşağı dökülen nimetleri O'nun basiretlerimize saçtığı nurlar sayesinde duyup hissettik. Nimete minnet ve şükran duygusunu; ihsan, hamd ü senâ düşüncesini O'ndan öğrendik. O'nun sunduğu mesajlarla Yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkileri, kul ve Mâbud münasebetlerini, Yaratan'ın ululuğuna ve bizim kulluğumuza yaraşır şekilde duyup anlayabildik.

O yeryüzüne ayak basmadan önce –ayağı başlarımızın tâcı- her tarafta ziyâ-zulmet iç içe, çirkin-güzel yan yana, gül dikene takılı, şeker kamışta saklı, arz semâya inat kapkaranlık, semâ ürperten korkunç bir boşluk, metafizik fiziğin dar mülâhazalarına bağlı, mânâ maddenin arkasında renksiz ve silik, ruh içi boş kuru bir unvan, gönül de cesedin gölgesindeydi. O'nun basiretlerimize çaldığı ziyâ ile, bütün eski dünya ve eski düşünceler bir bir yıkıldı.. zulmetler ışık karşısında bozgunlar yaşamaya başladı.. ve bir kere daha zimam, ruh ve mânânın eline geçti. O'nun, insan, varlık ve Allah adına ortaya koyduğu yorumlar sayesinde, kâinat, muhtevalı ve okunaklı bir kitaba dönüştü.. bir baştan bir başa bu koskoca âlem, bir meşher hâlini aldı.. eşyâ ve hâdiseler de âdeta birer bülbül kesildi.. Hakk'ı söyleyen, Hakk'a çağıran, Hakk'ın ibdâ ve inşâ destanlarını haykıran birer bülbül..." (7) Bu bülbüller birer muhabbet fedaisi âşık, bu muhabbetin güzeller güzeli o yüce gönül de güneşlere taç giydiren kâinat gülzarının gül-i ra'nâsı, Sonsuz Nur, Hz. Muhammed aleyhisselâmdır. Medinemizin, gönlümüzün gülüdür.

"Şâirleri, varlık, varlık ötesi mânâ ve muhtevanın bülbülleri" sayan (8) Kırık Mızrap şâiri, hakikî şiiri, "ilham ağaçlarının dallarında cennet çiçekleri gibi gelişen bir meyve" olarak görür. "Öyle bir meyve ki; meyveyi derenin niyet ve düşüncelerine göre, derilenlerin yerlerinde benzerleri oluşur. Derken, hep bir farklılaşma ve temâdî içinde bu büyü sürer gider. Öyle ki, şiir ağacına uzanan eller her defasında ondan bir şeyler koparır; koparır ama, koparılanlar hep misliyet çerçevesinde kalır.. evet, ne duyulup hissedilenlerde, ne de yeni tomurcuklarda ayniyet kat'iyen söz konusu değildir. Zira ona, gerçek rengini, tadını, şivesini duygular, düşünceler, niyetler, bakış zâviyeleri ve kültürler kazandırır. Evet, şiir, şuur ve idrak potalarında kaynatılan bir düşünce ve dil enstrümanlarıyla seslendirilen bir nağmedir ama, ona gerçek derinliğini kazandıran ve hakikî rengini veren, şâirin inanç, kanaat, kültür ve düşünce ufkudur. Potasında kaynaya kaynaya tam kıvama gelmiş bir söz; inanç, kanaat ve kültürle de kanatlanmışsa, artık o aşkınlaşmış ve rûhânîlerin muhaverelerindeki derinliğe ulaşarak bir hikmet çağlayanı hâline gelmiştir ki, uğradığı her yerde bir büyü tesiri icra eder.. ifade edeceği nükteyi yakalayıp da sesini yükselttiğinde, sözden anlayanların ruhlarında sur sesi gibi yankılanır." (9)

Kırık Mızrap şiirlerine bu mülâhazaların ışığında baktığımız zaman aynı ilham ağacının meyveleriyle karşılaşırız. Bölüm başlıkları, şiirlerin nasıl bir ruh ikliminde çiçeklendiğinin ipuçlarını verir: IŞIK ORDUSU, Sonsuz Nur'un sevdalılarının ruh ve emel kaynağını; SOLUKLAR, Işık Ordusu'nun hayat kaynağını; ZÜMRÜT TEPELERİ ve SOYUMUN ŞARKISI, ideal ufkunu; GÖLGELER, HİCRAN ve SİTEMLER ise fetret dönemi duygularını dile getirirler.

İkinci kitaptaki bölümler de benzer ruh atmosferini gösterir. RUH UFKU'ndan Medine'nin Gülü'ne uzanırsanız bir HÜZÜN İKLİMİ'ne girer, orada Aşk'ı, ölü ruhlara diriliş üfleyen kaynağı bulursunuz. ZAMAN HELEZONU'nda gezerken de Kırık Mızrap'ın hicazkâr, hüzzâm ve hüseynî makamlarında yükselen nağmeleriyle titrer; aşkı, hicranı, vuslatı, inkisar ve sitemle birlikte daha çok ümidi soluklarsınız.

[1] Yağmur Dergisi; Yıl: 1, Sayı: 1, 1988, M. Fethullah Gülen, Beyan, s. 6
[2] Age, s. 7
[3] Age, s. 8
[4] Kırık Mızrap-1, M. Fethullah Gülen, Nil Yay., İstanbul 2000, s. 279
[5] Age, s. 280
[6] Age, s. 281
[7] Yağmur Dergisi, Sayı: 11, M. Fethullah Gülen, Vilâdetin Çağrıştırdıkları, s. 4-5
[8] Yağmur Dergisi, Sayı: 6, M. Fethullah Gülen, Dar Bir Açıdan Şiir, s. 7
[9] Age, s. 7

Kırık Mızrap şiirlerinin tamamının ilham kaynağını Sonsuz Nur; yani Medine'nin Gülü oluşturur.

Şâir, Sonsuz Nur kitabında, "Ne zaman Medine-i Münevvere'ye gitsem, O'nun kokusu beni o derece sarar ki, neredeyse bir adım ötede bizzat kendisine kavuşacak ve diriltici sesiyle 'Merhaben, ehlen ve sehlen!' dediğini işitecek gibi olurum." (10)

"Cenâb-ı Hak, o mübarek topraklara yüzümü sürmeyi nasip ettiği zaman, bana Allah Resulü'nün köyü öyle parlak, öyle parlak geldi ve orada bulunmaktan öyle rûhânî bir haz aldım ki, eğer o anda, farz-ı muhal cennetin bütün kapılarından davet edilseydim, inanın hiçbirine gitmez, orada kalmayı tercih ederdim." (11) der.

Medine'nin Gülü, "Kupkuru çölleri Cennet'e çeviren Gül"e bir davetiyedir. O Gül, yedine bütün gönüllerde açarsa, psikolojik, sosyolojik ve tarihî diriliş gerçekleşir. Çünkü, "Gönlümün Gülü" şiirinde, "Seni görmek mü'minlerin en büyük rüyâsı,/Seni görense Hak nurudur Yâ Resûlallah!" (12) diyen şâir, O'nsuz dirilişin olmayacağına inanır.

Medine'nin Gülü, Kırık Mızrap-2'nin ikinci bölümünün adıdır. (13) Bu bölümde "GÖNÜL SULTANIM" (14) şiirinde, "Gözde nûrum, tende cânım, cânânım Efendim." der. DOĞ GÖNLÜMÜN İÇİNE (15) şiirinde, "Doğ gönlümün içine, onu ney gibi inlet.!" derken, İNSANLIĞIN EFENDİSİ'nde (16) "Gel vur mızrabını kalbimi söylet!" diye inler.

Medine'nin Gülü, ikinci bir "Seniyyet'ül-veda" türküsünün özlemiyle biter:

"Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun..
Ne olur, hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!"
(17) der.

Zaten şâir, her gün bu davetini tazelemekten geri kalmaz. O, dilinden düşmeyen bir duadır. Çünkü, "... Melekut âleminin bahçeleri O'nun cemalinin çiçekleriyle güzeldir; ceberut âleminin havuzları O'nun nurlarının feyziyle dolup taşmaktadır." (18) Çünkü O, Allah'ın nurlarının denize, esrarının madeni, inayetinin gözdesi, hidayetinin güneşi, hazire-i kudsün nişanlı gözdesi, huzurundakilerin imamı, mahlûkatının en hayırlısı, en sevimlisi, kulu, habibi, resûlüdür. (19) Esrar semasının güneşi, nurların mazharı, celal yörüngesinin merkezi ve cemal feleğinin kutbudur." (20) Bu sırra ermeyen bir ruh ölü, bir toplum da cesaretler yığınıdır. Bu gül'ün diriltici kokusuyla dolmak ve olmak isteyen ruhun, O Sonsuzluk Gülü'ne kilitlenmiş kalbin duası şöyle devam eder:

"Allah'ım, beni O'nun soyuna ilhak eyle, O'nun sahip olduğu şerefe beni lâyık kıl. O'nu bana öyle tanıt ki, bununla cehalet kanallarından kurtulup fazilet pınarlarından kana kana içeyim. Bana O'nun yolu üzerinde, inayetinle kuşatılmış olarak huzuruna doğru giden yolda yardım et." (21)

"Yâ Rabbi! En büyük perdedâr olan Hz. Muhammed aleyhisselâmı ruhumun hayatı kıl. O'nun ruhunu hakikatimin sırrı eyle..." (22)

Sonsuz Nur eserinde, "Beş yaşından beri başını secdeye koyan ve O'nun boynu tasmalı, kapısının 'kitmir'i olduğunu söyleyen (23) şâir, "İnsan sevdiğini, bildiği ölçüde severken, bilmediğinin de hep düşmanı olagelmiştir." (24) diyerek O Gül'ü sözle, yazıyla; nazım ve nesirle tanıtmayı, sevdirmeyi hayatının gayesi görmektedir. O biricik Gül, "Hz. Muhammed Aleyhisselâm, sahâbe, tabiîn, tabe-i tabiîn ve onlardan sora gelen, kıyamete kadar da gelecek olan en büyük insanlar, ruhlara nüfuz eden bütün sofî ve mistikler, evliyâ, asfiyâ, ebrâr ve mukarrebîn hepsi bir kefeye konulsa, yine o Gönüller Sultanı ve gözlerimizin ziyâsı ağır basacaktır. Çünkü varlık O'nun yüzü suyu hürmetine yaratılmıştır." (25)

Medine'nin Gülü, Kalbin Zümrüt Tepeleri'nde, "İnsan-ı Kâmil" (26) aynasında görülen Sonsuz Nur'dur ki bu da ayrı bir yazı konusudur; Kalbin Zümrüt Tepeleri'nde bestelenen Sonsuz Nur nağmeleri ise Kırık Mızrap'tır. Hicazkâr, hüzzâm ve daha çok da Hüseyni...

Medine'nin Gülü şâirini, böylesine kolu kanadı kırık, kalbi kafesinden fırlayıp gidecek bir güvercin gibi çırpındırıp duran duyguların merkez üssü, O'ndan miras kalan ruh, O'nun bıraktığı insanlık şuuru ve sorumluluğudur. İnsanlık, O Gül'e ulaştığı zaman, O Gül, insanlığın gönül bahçelerinde açtığı, ruh iklimine bir güneş gibi doğduğu zaman, kısaca insanlık O'nu anlayıp, O'na teslim olduğu zaman şâirin feryadı bitecek, vuslatı gelecek, gurubu tulû' olacaktır.

[10] Sonsuz Nûr-1, M. Fethullah Gülen, Nil Yay., İzmir 2000, s. 6
[11] Age, s. 8-9
[12] Kırık Mızrap-1,s. 76
[13] Age, s. 61
[14] Age, s. 65
[15] Age, s. 66
[16] Age, s. 68
[17] Age, s. 64
[18] M. Fethullah Gülen, Mealli Dua Mecmuası, Işık Yay. 2001, Ist. S. 237
[19] Age, s. 234-235
[20] Age, s. 235
[21] Age, s. 237
[22] Age, s. 238
[23] Sonsuz Nur, Cilt 1, s.7
[24] Age, s. 8
[25] Age, s. 9
[26] M. Fethullah Gülen, Kalbin Zümrüt Tepeleri-2, Nil Yayınları, İzmir-2001, s. 302

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
önder  - Allah gönlümüzü size daim etsin inşaalla   |2008-03-18 15:48:00
Allah razı olsun sizi çok seviyorum hocam..
sonsuznur  - Allah ebden razı olsun...   |2007-12-12 19:58:22
Rabbim razı olsun yazandan okumamıza vesile olandanda inşallah... maşallahsubhanallah...

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâyesi hikmetle yoğrulmuş hakîm, hücresinin daracık duvarları içinde kâinatları seyreder ve öyle ulaşılmaz noktalara ulaşır ki, dünyaları gezen seyyahlar, onların yüzde birini bile göremezler...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri